12| Tanıdık Yabancı
Yazar: aslı Keleş

Bol bol yorum ve vote atarsanız çok mutlu olurum, iyi okumalar kuşlarım... § 12. Bölüm : Tanıdık yabancı “Bazı isimler vardır; söylenmesi yasak olsa da, duvarlar fısıldamaya devam eder…” Hadi bir oyun oynayalım seninle. Her kapı açıldığında, sessiz kalmış sırları dökelim etrafa. Hadi bir oyun oynayalım seninle. Acıtsa da yürüdüğümüz yollar, açtığımız kapılar, durmayalım. Hadi bir oyun oynayalım seninle, siyaha bulanmış beyaz sayfaları tekrardan yazalım. Hadi bir oyun oynayalım seninle, bu defa daha gerçek, daha acısız. Oturduğum yataktan kalktım sakin adımlarla yürüdüğüm aynaya baktım sessizce. Kimdi bu üniformanın içinde ki kadın? Kimdim ben? Yanıp kül olmuştum, peki şimdi nasıl birine dönüşecektim? "Kimim ben?" Diye fısıldadım baktığım yansımaya. Ellerimle bileğimde ki tokayı doladım saçlarıma, üzerimde ki gömleği düzeltip gülümsemeye çalıştım. Kapıyı açıp emin adımlarla yürümeye başladım koridoru, merdivenlerden her adim atışım da yankılanan tok topuk sesi kulaklarımı tırmalıyordu. Derin nefesler alarak gülümsedim ve mutfağa girdim. "Ben geldim Fadime Hanım." Dedim resmi bir dille. "Hoş geldin Rüya, istersen tabakları taşımama yardım et sana sofra düzenini göstereyim. " Avuçlarıma bıraktığı tabaklara baktım sessizce. Arkasını dönüp çatal ve bıçaklarla dolu tepsiyi alıp yürümeye başladı ardından onu takip ettim. Yemek odasına geldiğimizde beni gösterişli bir masa antika vazolar ve her yerde ince ince işlenmiş tablolar karşıladı. Acaba bir gün bende bu sofraya oturabilecek miydim? "Hep böyle dalgın mısın?" Kafamı hayır anlamında sallayıp kendime geldim. "Sadece..." Bir kaç saniye duraksayıp devam ettim. "İlk kez böyle büyük ve gösterişli bir evde çalışıyorum." Başını gülerek salladı. " İlahi Rüya, şaşırmak hakkın tabi ki ama Süreyya Hanım düzeni dakikliği sever." Samimi bir kadındı aslında Fadime Hanım, daha ilk dakikalardan sıcak kanlı yaklaşmaya başlamıştı bana. Peki Süreyya Hanım? Zamanla sever miydi beni? Ret ettikleri kızlarının parçasını bağrına basar mıydı? "Kusura bakmayın, bundan sonra daha dikkatli olurum." Dedim tabakları gösterdiği şekilde dizerek. "Birazdan gelirler istersen sen odana geçebilirsin gerisini servis elemanları halleder." ‘’Tamam’’ diyerek kafamı salladım. Aslında burada olmak isterdim onları görmek isterdim. Dedemi, dayımı, teyzemi, yeğenlerimi... O son çatalları yerleştirirken çıktım odadan merdivenlere doğru yürürken birinin seslenmesiyle olduğum yere mıh gibi çakıldım. "Feraye..." Arkamı dönmeye her ne kadar korksam da titrek bedenimi sesin geldiği yöne doğru çevirdim. "Kusura bakmayın efendim, benim adım Rüya yeni çalışanım." Yutkunarak yalanıma inanıp inanmadığını anlamak için suratına baktım. Kırklarının ortasında genç karizmatik bir adamdı. Annemin aksine gözleri masmaviydi, kumral saçları, beyaz teni ışıldıyordu. "Eskiden tanıdığım birine çok benziyorsunuz," dedi bir kaç adım mesafe bırakarak. Sertçe yutkundum. Ya anlaşılırsa. Sarılacak gibi duruyor adam anlaşılsa ne olur ki? "Karıştırmış olmalısınız. Feraye ismini daha çok önce hiç duymadım." Dedim kendimden emin bir ses tonuyla. Mahir Bey ensesini kaşıyarak yemek odasına yönlendi. Bende hızlı adımlarla aşağıya inip odaya girdim. Yatağa uzanıp tavanı izlemeye başladım, bundan sonrasını olacakları düşünmeye başlamıştım. Kaçışım kalmamıştı bu saatten sonra. Sabahın ilk ışıkları gözümü yakmaya başladığında hiç uyuyamamış olmanın gerçeğiyle ayağa kalktım. Yeni bir gün beni bekleyen görevlerim vardı. Üstümü düzeltip topukluları ayağıma geçirdim ve odadan çıktım. Merdivenden çıktığım sırada kulaklarımı çocuk sesi doldurmaya başladı. " Metin yapma dedim sana dur!" Küçük bir çığlık koptuğunda endişeli adımlarla büyük salona girdim. Metin elindeki su tabancasını Şirine tutmuş onu ıslatıyordu. Beni görünce bir an duraksasa da elinde ki su tabancasını hemen bana doğrulttu ve beni ıslatma ya başladı. "Geri çekil düşman yoksa seni elimde ki laf tabancasıyla eritirim!" Söylediği cümleye gülerken bir yandan ıslandığım gerçeği yüzüme vurdu. "O düşman deği…