5.BÖLÜM
Yazar: VALZEVAN

Susturulan hakikat uslu durmaz. Gecenin en parlak anında, Ağızından çıkan küfürler Yalanı çıplak bırakır. BÖLÜM 5: Yalancı Bahar Katliamı “ Görünüş, her zaman güven vermez .” *ੈ✩‧₊˚༺Murat༻*ੈ✩‧₊ Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim, odadaki güneş ışığı ve Zeynep’in sessiz varlığıydı. Başımı hafifçe kaldırdım; burnuma tanıdık, tatlı bir koku doldu. O anda beynim karıştı. Bir yanda kalbim yerinden fırlayacak gibi atıyor, diğer yanda zihnimin bir köşesi alarm veriyordu. Zeynep, yanımda oturuyor, sessiz ve huzurlu bir ifadeyle bana bakıyordu. Saçları omzuna dökülmüş, dudaklarının kenarında hafif bir kıvrım, elleri ise masanın üzerinde… Her hareketi, bana dokunmadan bile bir elektrik yayıyordu. Kalbim hızla çarpıyordu. Dudaklarım kurumuş, boğazımda garip bir sıcaklık vardı. Geçen gece yaşanan her şeyi hatırlamaya çalıştım ama zihnim bulanıktı. Sanki bir rüyanın içinde kaybolmuş gibiydim. “Günaydın.” Tekrardan Zeynep’e baktığımda bir eliyle saçlarımı yavaşça karıştırıp okşuyordu. Dudaklarının kenarında oluşan küçük gülümsemesi kalbimi yerinden çıkartacaktı. “G-Günaydın. Erkencisin.” Dediğimde hala dalgınca bana bakıyordu. “Sana bakmak bana iyi geliyor.” Dedi tatlı gülümsemesiyle ardından, “Hadi, padişahım bizi bekliyor.” Padişahım? “Ne zamandan beri Wolisar’a padişahım demeye başladın?” dediğimde kaşlarını çattı. “Her zaman.” Dediğinde gözlerini kaçırdı. “Ayrıca sen nasıl bilmiyorsun anlamadım. Muhtemelen ilaçlardan dolayı yanlış hatırlıyorsun. Padişah sonuçta saygıda kusur etmememiz gerek.” Diye çoktan yataktan kalkıp dolabın başına geçip askılardan kendine elbise bakıyordu. Son cümlesini laf edercesine bir cinsten söylemişti ki bu beni çok rahatsız etti. Ben uyurken aralarında bir şey mi geçmişti bilemedim. Dolaptan siyah bir elbise alıp yatağa attı. “Kirli değil miydi bu?” “Niye kirli olsun ki, ilk defa giyiyorum.” Derken yerimden biraz geriye gittim. Ne oluyor ona bilmiyorum ama yatağın üstüne attığı siyah elbise iki hafta önce üstüne kustuğu elbiseydi. İlk defa değil. “Ağrın sızın var mı?” diye yanıma gelip kenardan oturdu. Yüzü gayet sakin ve odaklıydı muhtemelen padişah konusunu unutmak istiyordu. “Var, bandajımı değiştirir misin?” dediğimde hemen komodinin üstündeki acil bakım takımını getirip kenardaki masaya koydu. Karnımın kenarında hissettiğim hareketlilikle gözüm oraya takıldı. Zeynep, her hareket ettiğinde kalçası bana sürtüyordu. Kendisine baktığımda bundan hiç rahatsız değildi ya da fark etmedi. Geceliğiyle yanıma oturması ve kısa olması sabah sabah kafamı karıştırıyor. Kafamı hızla yan çevirip bahçeye baktım. Bandajımı çözdüğünde merhem kremini sürdü ve yeni bandaj alıp onunla her yerimi sarmaya başladı. Omzuma baktığımda Zeynep’le yüz yüze geldik. Dudakları dudaklarıma yakınlığı bir santimle dokunma isteği duyuyordum. Dolgun dudakları, nefesi sanırım aklımı kaybediyorum. “Bu kadar olacağını düşünmemiştim.” Diyerek geri çekildi. Beni gözleriyle yiyordu ama sakinliğine şaşırıyordum. Utançtan yüzünün kızarmasını bekliyordum. Yani, önceden birkaç kere yapmıştı. Burada ve orada. “Sende haklısın, karınım sonuçta bazen yaramazlık yapmamız gerek. Ama şimdi değil, önce iyileşmen gerek aşkım.” Bandajı çoktan sarıp bantlamıştı ama benim aklım bana söyledikleriydi. Son kelimesine hayretler içindeydim. Öyle güzel söylemişti ki, aşkın mıyım cidden diyesim vardı. Bana sevgisini göstermeye çalışıyorsa buraya kabullenmiş demekti. İçimdeki tarifsiz duyguyla kalakalmış halde yatakta oturuyordum. Ama bir yanım tuhaf bir şekilde huzursuzdu. ⋆༺☠︎༻⋆ Wolisar, ben ve Zeynep yemek salonundaydık. Kahvaltıya başlamamız gerekirdi şimdiye fakat Wolisar’ın bir misafiri olduğundan kendisinin gelmesini bekliyorduk. Onu beklerken masada sessizlik beni germeye başlamıştı. “Murat, ağrın sızın var mı?” dedi Wolisar. “Hayır, doktorun verdiği merhem fayda verdi.” “Sevindim. Siz uyurken doktorla konuşmuştum. Bir haftaya kalmaz sızın geçer ama yaran hep kalacak muhtemelen.” Dediğinde şaşırmıştım. Hançer yarası, ciddi bir yaraydı. Omzumu tam oynatamıyordum…