Öte Dünyanın Bahçesi

4.BÖLÜM

Yazar:

Öte Dünyanın Bahçesi - VALZEVAN kitap kapağı
Öte Dünyanın Bahçesi kitap kapağı

Her şey göründüğü gibi değildir, bazen kalp başka söyler, kader başka. Bazen bir cümle, bir bakış, bir susuş her şeyi değiştirebilir. Kalbin seçemediğini hayat seçer ve gölgeler fark edilmeden yer değiştiriyordu. Her şey aynı görünüyordu. Oysa hiçbir şey aynı kalmamıştı. BÖLÜM 4: Ruhun Kıyısında “ Ruh, gölgede parlar.” *ੈ✩‧₊˚༺Zeynep༻*ੈ✩‧₊˚ Electro Tülay - Gönlüm Hayat, en çok da beklemediğimiz anda yakalıyor bizi. Günlerce yas tutuyor, kaybettiklerimizin acısını içimizde büyütüyoruz; ama yanımızdakilerin hiç ölmeyeceğine, sonsuza dek hayatta kalacaklarına inanıyoruz. Ta ki, gözümüzün önünde kanın sıcaklığıyla hayatın kırılganlığı yüzümüze çarpana kadar. O an, o hançer indiğinde, birinin benim için ölüme koştuğunu gördüğümde, içimdeki bütün gerçekler yer değiştirdi. Bir çeliğin soğuk parıltısı havada belirdi, ardından kanın sıcak kokusu yayıldı. Zaman, o an ağırlaştı. Murat, tereddüt etmeden, gözünü kırpmadan bıçağın önüne atlamıştı. Ölüm, sessizce beni çağırırken o, hiç düşünmeden bedenini siper etti. Ve ben, o an anladım: Yaşamla ölüm arasındaki çizgi, sevdiğin için gözünü kırpmadan geçebileceğin bir köprüden ibaretti. O an, kalbimin bütün taşları yerinden oynadı. Korku, çaresizlik, haykırış… Ama aynı zamanda bir mucizeye tanıklık etmenin ağırlığı vardı içimde. Çünkü o, ölmeyi göze alarak bana yaşamayı öğretmişti. Murat sağ omzuna hançer yediğinde, dünya bir anda bana karşıymış gibi nefessiz kaldım. O an tüm aklım, tüm nefesim, tüm kalbim sadece ona kilitlendi. Gözlerimi açtım, elim titriyordu, ama onu görebiliyordum. Gözleri acı doluydu, yüzü kasılmış, nefesi kesik ve ben ne yapacağımı bilmiyordum. “Hayır, hayır, Murat!” diye bağırdım, sesi duyulmayacak kadar yüksek, ama yetersizdi. “Aç gözlerini ne olur!” Kaç kez bağırdıysam sesim, bahçeye yankılanıyor ama kimse duymuyormuş gibiydi. Bu koca bahçe bu koca gökyüzü içinde nefes alamaz oldum. Ellerimi yarasına tuttum, akan kanı durdurmak istedim, yardım istemek istedim. Ellerimle durmayan kanı en son üstümdeki sabahlığı çıkartarak tekrar tuttum akan kanı. “Yardım edin, Wolisar!” diye çok bağırdım. “Wolisar, Wolisar! Bir şeye ihtiyacın olursa beni çağır demiştin!” dedim isyanla. Murat bana baktığında bir an her şey durdu. O gözler, o acı dolu gözler içimde bir delik açtı, yüreğimi parçalıyordu. Titreyen ellerimle onun omuzlarına daha çok bastırdım, ama ne kadar bastırsam da o kanı durduramadım. Acısı, korkusu bana geçti. İçimde bir korku fırtınası yükseldi: Ya kaybedersem? Ya bir şey olursa? Birden Murat hafifçe gülümsedi. Hafif, neredeyse anlam veremeyeceğim bir gülümseme. “Ne, ne gülüyorsun be?” diye bağırdım, sesim titriyordu, gözlerim yaşla doluyordu. Hem öfke hem de endişe karışımıydı. Ama gülümsemesi bana garip bir güç verdi. Öfkem yavaşça yerini çaresiz bir teslimiyete bırakmaya başladı. Murat, ellerini yavaşça uzattı. Elimi tuttu, ellerim titriyordu ama o bana bakıyordu. Gözleri doluydu, dudakları gülümserken yüzünde hâlâ bir şefkat ışığı vardı. Yavaşça, titreyen ellerimi tutmaya devam ediyordu. Ve o anda göz göze geldik. Kalbim delicesine atıyordu. Nefesim kesikti, ama o gözleriyle bana bir şeyler demek istiyor gibiydi, anlayamıyorum. Ellerimin kuvveti ona yetmeyince biraz daha yaklaşıp bedenimle durdurmak istedim. Boynumu hafifçe onun göğsüne yasladım. Saçları yüzüme değdi, sıcaklığı tenime aktı. Elleri omuzlarımda, başımın etrafında bana temas ettikçe içimde bir yerler eriyordu. Korkum ve acım, onun varlığıyla nefes alabiliyordum. “Buradayım, buradayım, sana bir şey olmayacak,” fısıldadım. Sesim titrek ama kararlıydı. Ama aynı zamanda mesafe vardı. Uzak durmak istiyordum, bir yandan ona yapışmak, yanında olmak istiyordum. Gözlerimi kapattım ve sadece nefesini hissettim. Kalbinin ritmi, nefes alışını, ellerinin sıcaklığını hepsini beynime kazıdım. “Seni se-“ elimi yüzüne koymamla sustu. “Deme bir şey, geçecek.” Demekle yetindim. “Wolisar! Kimse yok mu!” Her titremem, her nefesim, her küçük kıpırtım, onun elleriyle uyum buldu. Artık onun yanında olmak güven demekti, ko…

Bölümün tamamını WritePad'de oku