Öte Dünyanın Bahçesi

3.BÖLÜM

Yazar:

Öte Dünyanın Bahçesi - VALZEVAN kitap kapağı
Öte Dünyanın Bahçesi kitap kapağı

Kayıpların bahçesine hoş geldiniz. Burada herkes biraz eksik, biraz kırık. BÖLÜM 3: Kayıpların Bahçesi “Acı, gölgeler arasında büyür; yas, ruhun bahçesini biçer.” *ੈ✩‧₊˚༺Murat༻*ੈ✩‧₊˚ Tıpkı Virginia Woolf’un dediği gibi: Hayat, bir dizi odadan oluşur; birinden diğerine geçeriz ama o arada kapının önünde öylece durup kalırız. Ölüm, çoğu zaman o kapının tam önündeki duraksamadır. Ne içerdesin ne de dışarıda. Ne geçmiştesin ne de gelecekte. Tıpkı bu an gibi. Yerdeki kanlı kıyafetler, dolan küvet ve Zeynep. Gerçekten yaptı mı bunu? Kapıyı kırdığım an... Saniyeler parçalara ayrıldı. Her biri bıçağın tenime değmesi kadar keskin, her biri Zeynep’in adını haykırmak kadar sessizdi. Küvetin kenarından sarkan kanlı eli gördüğümde içimden bir şey koptu. Göğsümün tam ortasında... Sanki kaburgalarım içe çöktü. Ayakta durmak sadece alışkanlıktı o an, bedenim değil ruhum diz çöküyordu. “Zeynep...” diye fısıldadım. Ama sesim bana bile ait değildi. Çaresizliğin tınısı vardı içinde. Sanki onu kaybetmişim gibiydi, ama hâlâ nefes alıyordu. Ve ben ilk defa gerçekten nefes alamıyordum. Suyun içinde kıpırtısızdı. Saçları omzundan suya akmış, yüzünde hiçbir ifade yoktu. Ne korku ne ağrı ne de umut. Sadece boşluk. Sanki kendi içinde bir evrende kaybolmuştu. Ellerim titreyerek ona uzandı. Ona dokunmak bile bir suç gibi geliyordu ama onsuz kalmak daha büyük bir cezaydı. Hayır, ölmüş değildi. Ama içindeki Zeynep, o gülen, hayal kuran, benimle inatlaşan kız bir yerlere saklanmıştı. İçeriye adımladım sessizce. O an gözlerim küvete takıldı sakince ayağa kalktım. Biraz daha ilerledim ve fark ettim ki üstünde gecelikle girmiş küvete. Öyle olunca yanına vardım. Yutkundum. Banyoda ki sessizlik tüylerimi diken etti. Nefes aldığını bile anlayamıyordum. Gözleri ağlamaktan akmıştı. Yüzü solgun, dudakları mıh gibi birbirine kenetlenmişti. Gözleri ise karşısındaki pencereden dışarıya bakıyordu. Aklı hala bilge kadının sözlerinde olduğundan yanına geldiğimi bile fark etmemişti. Dudaklarım titredi. “Zeynep.” Dediğimde beni yine duymadı. Küvette yattığı yerden doğruldu. Ardından ellerini küvetin kenarlarına bastırarak ayağa kalkmaya çalıştı. Ben de elleri kan içinde diye bir atakla belinden tutup kucağıma aldım. Zeynep’i kollarıma aldığımda, suyun sıcaklığı derinlere işleyen bir ürperti gibi göğsümde yükseldi. O an sanki bedenimle ruhum arasında ince, saydam bir perde vardı; onun gerçeklikten tamamen kopup başka bir boyuta geçişini izliyordum. O kadar hafifti ki, suyun içinde süzülür gibi bir hayalet gibiydi. Yine de nefes alıyordu. Çok hafif, neredeyse duyulmayan bir nefesle ama yaşıyordu. Bu, içimde tarifsiz bir umut ve korkunun aynı anda büyümesine neden oldu. İnce, ipek gibi geceliği suyun etkisiyle tenine adeta yapışmış, vücudunun her kıvrımı ve çizgisi, her titreyen nefesinde su damlalarıyla birlikte hafifçe hareket ediyordu. Gözlerimi kaçıracak bir nokta ararken, hiçbir yer bulamıyordum; onun varlığıyla tamamen kuşatılmış, esir olmuş gibiydim. Geceliğin yarı saydamlığı altında, o narin bedeninin her detayı, hem büyüleyici hem de kırılgan görünüyordu. Zeynep, o an dünyadaki en güzel, en hassas şeydi ve ben onu korumaya yemin etmiş bir savaşçı gibiydim ama aynı zamanda onun o ince sınırlarına saygı duyan, dokunamayan bir hayalettim de ben. Onu nazikçe yatağa taşırken, ıslak saçları boynuma, göğsüme yapıştı. Alnı, terleyen ve titreyen tenimle temas ederken sanki bütün dünyadaki sıcaklıklarımız birleşiyordu. Bedenim onun sıcaklığını içine çekiyor, zihin ise her an mantığını yitiriyordu. Mantığım, bir bir kapanıyor; sadece o anın büyüsüne teslim oluyordum. Şuan sırası değil kendine gel Murat! Ama bedenim dinlemedi beni. İradesizce, gözlerim kendini ona kaptırdı. Geceliğinin etek kısmı, ıslaklıkla beraber tenine daha da yakındı; hayattaki tüm sınırlar, tüm engeller bir anda anlamını yitirdi. İçimde korkunç ama güzel bir savaş başlıyordu. Bir yanım ona dokunmak, onu hissetmek için dua ediyordu; diğer yanım ise onun bu kutsallığına, kırılganlığına zarar vermekten, onu kay…

Bölümün tamamını WritePad'de oku