Once Upon A Time

Giriş

Yazar:

Once Upon A Time – Yağmur Blythe kitap kapağı
Once Upon A Time – Yağmur Blythe kitap kapağı

Yağmur insanlardan intikam istercesine yeryüzüne düşüyordu. Sokakta bulunan insanlar bir koşturmaca içerisinde evlerine gitmeye çalışıyordu. Dünya insanları için normal bir gündü. Kalkıyorlar, yiyip içiyorlar, çalışıyorlar, ellerindeki ışıklı aletlerle ilgileniyorlar, tekrardan yiyip içiyorlar, en sonunda da yatıyorlardı. Bu döngüyü hiç sıkılmadan tekrar tekrar yapıyorlardı. Aklından geçen düşünceler kadının alayla gülmesine neden oldu. Hepsi boşunaydı. Elbet hepsi diğer dünyayı boylayacaktı. Onun özgürce yaşamasına izin vermedikleri bu dünya sadece bir oyundan ibaretti. Bir oyundan kurtulmuş, başka bir oyunun kurbanı olmuştu kadın. Anlık aklına düşen düşünceyle boğazını temizledi. Zihnini canını sıkan düşüncelerden uzaklaştırmak için yürümeye başladı. Yürümek çok zordu. Ayağındaki topuklu botlarla yürümek ayrı bir zordu. Oysa o uçmak için yaratılmıştı. Onun elinden sadece hayatını değil, en sevdiği şeyi de almışlardı. Çoğu insan için geceleri korkutucu olsa da o günün en çok bu zamanlarını seviyordu. Gecenin gündüze galip geldiği zamanların kadını olmuştu her iki hayatında da. Gece onun ikizi gibiydi. Geceleri gökyüzü ağladığında o da ağlardı, ay parladığında onun da gözlerinin içi parlardı, rüzgar estiğinde o da esip gürlerdi. Gökyüzü ağlıyordu. Dışarıdan belli etmese de içi kan ağlıyordu. Islak kaldırımların arasında birikmiş su birikintileri ayak basılınca kimisine göre rahatlatıcı kimisine göreyse rahatsız edici bir ses çıkarıyordu. Kadın başını sağa sola çevirdi. Nereye gittiğine dair bir fikri yoktu. Elindeki taşa baktı kısa bir süreliğine. Onu buraya elindeki bu anahtar getirmişti. Taşa güvenmek zorundaydı. Yanıp sönen alete kafasını çevirdi. Karşıya geçmesi gerekiyordu. Biraz önce görmüştü. Arabalar kırmızı ışıkta duruyor, insanlar karşıya geçiyordu. Bu kadar basitti. Arabalara kırmızı ışık yanınca yanındaki birkaç insanla beraber karşıya geçti. Işığın yeşile dönmesini bekleyen şoförler bekledikleri an gelir gelmez arabalar değişik sesler çıkarmaya başladı. Kadın istemsiz bir şekilde kulaklarını kapattı. İçinden her biri için lanet okudu. Dertleri neydi bunların? Neden arabalar doğanın cıvıltılarını yansıtan sesler değil de insanı üzen, boşluğa sürükleyen sesler çıkarıyorlardı? Cevabı basitti: Onları insanlar yapmıştı ve onlar kullanıyordu. Kadın yürümeye devam etti. Yaklaştığını hissediyordu. Adımları onu hedefine götürürken bir çocuk ilişti gözlerine. Annesinin elinden çekiyordu. Annesi ise çocuğun tam tersi yönde çocuğu kendine doğru çekiyordu. Kadın, anne ile çocuğuna biraz daha yaklaşmaya karar verdi. İlk başta kulağına uğultu gibi gelen cümleler yaklaştıkça netleşti. “Anne ne olur alalım!” “Olmaz oğlum, çok pahalı o kadar paramız yok.” “Ama anne…” Çocuk mızmızlanmaya başlamıştı. Annesi ise almamak konusunda ısrarcıydı. Kadın çocuğun ne istediğini anlamak için etrafına baktı. Bir adam tezgahta pamuk şekeri satıyordu. Kadın başını iki yana salladı. Ah şu insanlar! Bir çocuktan bir pamuk şekeri bile esirger hale gelmişti. Derin bir nefes aldı kadın. Bir çocuğun isteklerini bile yerine getiremeyecek duruma gelmişti insanlar. İşte buna içi acıyordu. Üstündeki pelerinin açılmamasına özen göstererek çantasından cüzdanını çıkardı. İçi bomboştu. Birkaç sihirli kelime fısıldadı o an ve bir anda cüzdanın içi para doldu. Bu duruma gülmeden edemedi kadın ama sonradan nerede olduğunu hatırlayıp etrafına göz gezdirdi. Neyse ki insanlar başlarını ışıklı aletlerden kaldırıp etrafa bakmaya tenezzül bile etmiyorlardı. Kendisi kadar siyahlara bürünmüş geceyi bozguna uğratan sokak lambasının altında pamuk şekeri satan adama yöneldi. “Bir tane alabilir miyim acaba?” Sepete göz gezdirdi. Her renk vardı. Sarı, mavi, pembe… Ama bir tanesi vardı ki kadın ondan gözlerini alamadı. Satıcı pembe pamuk şekerine uzanacakken ekledi: “Mor olsun lütfen.” Satıcı sorgulamadan kadını onaylamakla yetindi. İnsanlar cidden tuhaftı. Karşısındaki kadının tuhaf, endişeli davranışlarını ve tuhaf giyimini umursamamıştı bile. Tek amacı işini yapmaktı. Bu du…

Bölümün tamamını WritePad'de oku