6. BÖLÜM | KIRMIZI ELMALAR
Yazar: Rossoball

Oylar verildiyse ve yorum yapmak için hazırsak bölüme geçebiliriz! KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! ✦ Səadət • Elmira Rəhimova, Yaşar Səfərov 6. BÖLÜM | KIRMIZI ELMALAR Sabahın yine erken saatlerinde kalkıp hazırlandım. Çok az da kahvaltı yapmıştım. Pek iştahım yoktu bugün. Sevda'da uyanmıştı. Fakat o bugün bir işi olduğu için okula biraz geç gelecekti. Erkende de okuldan çıkıp ailesinin yanına Şeki'ye gideceklerdi Samir ile beraber. Bugün ve yarın tatil olduğu için evde tek başıma olacaktım. Apartmandan çıktığımda başım yere eğik bir şekilde yürümeye başladım. Tam o an bir korna sesi yükseldi. Sıçrayarak başımı kaldırdım. Tuğrul açık camdan, güneş gözlükleriyle bana bakıyordu. Yok artık! Arabaya doğru yaklaştım. Tuğrul ise arabadan inerek bana kapıyı açtı. "Günaydın." Rahatlıkla bunu söylediğinde ona bakakaldım. Elini kapıdan çekmeden bana doğru yaklaştı. Üstüme doğru eğildi. Yüzünde bir gülümseme vardı. "Arkanda bir adam bizi izliyor." diyerek gözlerini kapatarak açtı. Ben ise bir anlık refleks ile arkamı dönecekken, bir el beni durdurdu. Tuğrul elimi tutmuş beni arabasına bindiriyordu. Sakin ol. Arabaya bindikten sonra emniyet kemerimi de bağladı. Üstüme eğildiği için nefes bile almadan onu izledim. Kemerimi bağladıktan sonra çok az uzaklaştı benden. Bir elini yaslandığım koltuğun üstüne atmıştı. "Sana mesaj attım ama görmedin." Öyle mi olmuş? Elimi çantama attım. İçinden telefonumu çıkartarak mesajlara girdim. Tuğrul Komutan Kapıda seni bekliyorum. Burada bir adam var. Onun adamlarından biri olmalı. "Tuğrul komutan?" dedi Tuğrul kaşlarını çatarak. Telefonumun ekranına bakıyordu. Başımı kaldırıp ona baktım. "Evet, öyle değil misin?" Bana çevirdi başını. "Senin komutanın değilim." "Değiştireyim mi yani?" diye sordum. Benden uzaklaşarak. "Yok kalsın. Bir ara değiştireceğin zaman gelir." "Ne?" dediğimde kapıyı kapatarak arabanın önünden sürücü koltuğuna geçti. Bir ara değiştireceğin zaman gelir? Bu ne demekti şimdi? Kafamda düşüncelerimle boğuşurken arabayı çalıştırmıştı. "Bana biraz kendinden bahseder misin Asena?" Ona çevirdim başımı. "Neden? Zaten okumuşsun dosyamı her şeyi biliyorsun." Başını iki yana salladı. "Bilmiyorum. Evet, okudum ama orada kişisel bilgilerin yazmıyordu. O yüzden bana kendinden bahset. Yavaş yavaş yakınlaştığımızı bir süre sonra ise sevgili olduğumuzu kanıtlamamız gerecek. Herkes bizi öyle bilecekken seninle ilgili bir şeyler bilmem gerekiyor." Bana uzun uzun açıkladığında dudaklarımı araladım. "Asena Akınöz. 26 yaşındayım. Bu sene okulumda son senem biliyorsun. Öğretmen olacağım. Küçüklüğümden beri hayalini kurduğum bir meslek öğretmenlik. Hatta küçükken okuldan gelir kendi kendime odamdaki tahtanın önünde öğretmen gibi davranmaya çalışırdım." Güldüm. "Buraya neden geldin peki? O da mı bir hayalindi?" diye sordu Tuğrul. "Evet, buraları merak ediyordum. Annem bir ara babamla buraya gelmiş. O zamanlar bol bol gezmişler. Bende annemin anlattığı kadar hayran kaldım Azerbaycan'a ve bir gün aniden karar verdim." Başımı yola çevirdim. "Girdim sınava, istediğim puanı yaptıktan sonra ilk tercihime burayı yazdım. Kazandım. En mutlu gündü benim için. Ülkemden ayrılmak zordu ama ülkemin kardeşine gidiyordum. O yüzden çokta yabancılık çekmedim." Tuğrul'a dönüp baktığımda yüzünde bir tebessüm olduğunu gördüm. "Böyle işte buraya böyle geldim. Geri dönüşüm nasıl olacak bilmiyorum ama çok üzüleceğim onu biliyorum. Alıştım çünkü buralara. Fakat ailemi çok özlüyorum. Annem tek, abim hep görevde. Babam..." Derin bir nefes aldım. Babamdan bahsetmek çok zordu. "Biliyor musun? Babamdan bahsetmek çok zor." Gözlerim dolmaya başladığında sesimin tonu da kısıldı. Camdan akan yolu izlerken gözlerimin önüne babamın fotoğrafları düştü. Onu en son çok küçükken gördüğüm için yüzünü hatırlamıyordum. Büyüdüğümde evin her bir yerindeki fotoğrafları sayesinde zihnimde yüzü vardı. Bir de geriye bana bıraktığı kolyenin içindeki fotoğrafta olan o gülümsemesi vardı. "Babanı tanıyorum." Yanımdan gelen sesle kafamı ona…