5. BÖLÜM | KOLYE
Yazar: Rossoball

X'da bu aralar aktif olmaya çalışıyorum. Sizlerde aktif kullanıyorsanız beni etiketleyerek #ÖmrünBaharı tweetleri atabilirsiniz. Instagram : ballrosso KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! ✦ Rashid Behbudov • Bahar Sənsiz ✦ Sickick • Intro ( Infected ) ✦ Elmira Rəhimova • Sənsiz Bu Axşam 5. BÖLÜM | KOLYE Askeriyenin bulunduğu yola girdiğimiz de ikimizde sessizdik. Bana hep iyi ol dedikten sonra bir süre yüzüne bakmıştım. Sıcak bir ifade gördüm yüzünde. Aynı kızıyla konuşuyorken ki gibiydi. Ses tonu da Vlasi ile konuşurken ki gibi değildi. Yumuşaktı. Bu beni etkilemiş miydi? Her kadını etkilerdi. Öyle değil mi? Diğer herkese karşı sert olan ama sana ve kızına karşı yumuşak olan o adam. Bunları düşünürken yol altımızdan kayıp gitmeye devam ediyordu. Fakat ben dalgınca gökyüzüne bakıyordum, yanımdaki camdan. Hem olanları düşünüyordum hem de aklımı karma karışık yapan adamı. Tuğrul'u. Askeriyenin kapısına geldiğimizde araba yavaşlayarak durdu. Bir asker kapıda durmuş elindeki silahla bekliyordu. Abim ve babam asker olsa da askeriyeye daha önce hiç girmemiştim. Sadece bir kere abimin mezuniyetine katılmıştım. O da askeriyede değildi. Kara Harp okulundaydı. Bir kere de çok küçükken gitmişim. Babam götürmüş. Fakat ben hatırlamıyordum. İlk defa şu an girecek olmanın heyecanı doldu içime. Tuğrul camını açarak, kapısına yaklaşan askere baktı. "Komutanım?" dedi asker. "Zaur komutan hâlâ askeriyede mi?" Diye sordu direkt. Ses tonu yine farklıydı, serti. Az önce benimle konuşurken böyle değildi. "Evet komutanım. Hâlâ askeriyede." Asker cevap verince daldığım yerden ayrıldım. O an askerin gözleri bana değdi. "Komutanım, o kim? İçeri almam için kimlik-..." Tuğrul askerin sözünü kesti. "Benimle asker. Kimlik kontrolüne gerek yok." "Peki komutanım. Açıyorum o zaman kapıyı." Tuğrul sadece başını salladığında asker araban uzaklaşarak bariyerin kapısını açtı. Benimle asker. Yutkundum. Etkileniyor muydum ben bu adamdan? Yok canım. Sadece birkaç gün içinde. Hem onu doğru dürüst tanımıyordum. Fakat etkilenmek için birini tanımak gerekmiyordu ki. O zaman ben etkileniyor muydum? Saçmalık. Evlenmiş bir adam, öğrencimin babası, yaşlı. Yaşlı? Tamam, biraz abarttım. Ama benden birkaç yaş büyüktür. Acaba kaç yaşında? Soy ağacını da ister misin Asena? Aslında fena olmazdı. Gözlerimi kapatarak başımı iki yana salladım. Şu düşünceler artık zihnimden kaybolabilir mi? Yoksa deliye dönecektim. Az kaldı kendi kendime konuşmaya da başlardım. Başladın zaten. "Bir sorun mu var?" O ses yine yan tarafımda konuşunca kendime tam anlamıyla gelmiştim. Ona döndüm. Emniyet kemerini çözmüş bana doğru dönmüş bir şekilde yüzüme bakıyordu. Alık alık bakma adamın suratına artık, Asena. "Efendim?" dedim. "Bir sorun mu var? Çok dalgınsın." diye tekrardan sordu. "Yok, bir sorun yok." dedim. Fakat vardı. Çok büyük bir sorun vardı. Sensin. Hatta şu sıralar en büyük sorunum sensin. Kafamı karıştırıyorsun. Demek çok isterdim ama yapamadım. "Peki, inelim o zaman istersen." Eliyle dışarıyı gösterince hiç beklemeden emniyet kemerimi çözmek için elimi kenara attım. Fakat yine kemer açılmadı. Birkaç kere kemerin olduğu yeri zorladım. Onun beni izlediğini bildiğim için kafamı kaldırmadan çocuk gibi "Açamadım ben bunu." deyince hiç beklemeden ellerini uzattı. Onun elleri görüş açıma girdiği an ellerimi emniyet kemerinden çektim. Damarlı ellerine bakmayacaktım. Bakmamalıydım. Kafamı hafifçe kaldırıp yüzüne baktım. Yüzünde bir tebessüm vardı. Güzel bir tebessüm. Sakaları ilk gördüğüm zamandaki gibi değildi. Kesmişti ve böylece yüzündeki gülümsemeyi daha net görüyordum. Pembe hafif dolgun dudakları iki yana kıvrılmıştı. Gözlerimi yine ondan alamadım. Zihnimde ki sesler susmuştu. Onların bile dili tutulmuştu karşımdaki görüntüye. Başını kaldırıp yüzüme baktı. Kemeri ise yavaşça yan tarafıma bıraktı. Gözleri gözlerime değdiği an irkildim. Yeşil gözleri çok güzel bakıyordu. Farklıydı bakışları. Neden gözleri bu kadar farklı bakıyordu? Gözler kalbin aynasıdır sözü düştü zihnime. Ge…