20. BÖLÜM | ÖMRÜN BAHARI ( Final )
Yazar: Rossoball

Bölüm görselleri

Final bölümümüz sizlerle. Biraz üzgünüm çünkü onlara veda ediyorum. Hiç veda edeceğimizi düşünmemiştim. Fakat o gün geldi. Umarım onların bu son bölümü diğer bölümler kadar severek okursunuz. Son kez Ömrün Baharı o zaman. 🥹🫂 Instagram : ballrosso | X : pinklilylza Oylar verildiyse ve yorum yapmak için hazırsak bölüme geçebiliriz! KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! 🩶 ✦ Sənsən Həyatım • Akif İslamzadə ✦ Seni Men Yaman Sevirem • Gülay & The Ensemble Aras 20. BÖLÜM | ÖMRÜN BAHARI ( Final ) İtalya tatilinden dönmemizin ardından üç ay geçmişti. Artık Azerbaycan'da evimizdeydik. Röya okula gitmeye devam ediyor. Bende işimi yapmaya başlamıştım. Tuğrul ise askeriyeden eve geç geldiği zamanlara geri dönmüştü. Bugün yine Röya ile yemek yapmış sonra yemiştik. Fakat Tuğrul hâlâ gelmemişti. Son kez Röya'ya baktıktan sonra odasından çıktım. Mışıl mışıl uyuyordu. Bende yatak odasına geçtim. Üstümü değiştirip birkaç bakımımı yaptıktan sonra uyuyamaya hazırdım. Tam o an aşağı kattan bir ses geldi. Yatağa doğru ilerleyen ayaklarım koridora ilerlemeye başlamıştı. Tam kapıdan çıkıp kimin geldiğine bacaktım ki, Tuğrul askeri kamuflajıyla içeri girdi. "Ömrüm." dedi beni gördüğünde. Sesi ve yüzündeki ifadesiyle yorgun olduğunu anlamıştım. "Hayatım, yine geç kaldın." dediğimde ona doğru yaklaşarak kollarının arasına girdim. Tuğrul omzundaki asker çantasını çıkarıp kenara bıraktı. "Maalesef güzelim. Biraz olaylar karışık o yüzden işler bu aralar bitmiyor." "Ne oldu?" dedim ona doğru biraz daha sokulduğumda. Anlıma bir öpücük bıraktı. "Yarın konuşsak. Zaten kafam bulandı seslerden." "Olur." diyerek ondan ayrıldım. Benden ayrıldığında hızla üstünü değiştirip lavaboya geçti. Elini yüzünü yıkadıktan sonra odaya geri döndü. Beraber yatağa girdiğimizde bana sıkıca sarıldı. "Çok uykum var." diye sayıkladı. "Uyu hayatım. Rahat rahat uyu." Yarın benim için tatil günüydü. Aynı şekilde Röya içinde bu yüzden rahat rahat dinleneceğimiz bir gün olacaktı. Fakat Tuğrul için bunu söyleyemiyordum. O yine askeriyeye gidecekti. Belki bir aylık göreve çıkacak, belki de birkaç günlük. Arada Röya ile çok yalnız kalıyorduk. Onsuz olmak bana pekiyi gelmese de alışıyordum. Aklıma annem geliyordu. Bizi böyle büyütmüştü. Hatta babam sonsuza kadar gittiğinde bizi tek başına büyütmüştü. Bize hem anne hem baba olmuştu. Düşüncelerimin arasında uykuya yenik düştüm. Bende oldukça yorulmuştum. Çocuklarla uğraşmak yorucuydu ama güzeldi. Uykuya daldığımda ne ara sabah olduğunu bile anlamamıştım. Birinin bana sıkıca arkamdan sarıldığını hissettim. Hatta bir kıkırtı duyuyordum. Gözlerimi araladığımda Tuğrul'un uykulu yüzüyle karşılaştım. "Röya, babacım." dedi Tuğrul yeni uyandığını belli eden bir ses tonuyla. "Hadi uyanın baba! Hadi anne! Daha kahvaltı yapacağız. Sonra bahçeye çiçek ekip, bol bol oyunlar oynayacağız. Hadi!" Gözlerimi açıp gülümsedim. "Uyanalım o zaman hemen." dediğimde kollarımı bu defa ben Tuğrul'a doladım, çünkü uyanmak istemiyor gibi gözlerini geri kapatmıştı. Bu hareketimle güldü. Röya'da biraz daha bana yaklaşarak neredeyse üstüme çıktı. "Hadi baba!" diye bağırdı Röya. Bende onun gibi. "Hadi Tuğrul!" dediğimde bize güldü. "Tamam, uyanıyorum güzellerim." diyerek bu defa o bana sıkıca kollarını doladı. Röya ise ikimizin üstüne çıkmış bize sıkıca sarılmıştı. Kısa süre sonra bu sarmaş dolaş hallerimizden kurtularak yataktan çıktık. Röya daha pijamalarıyla duruyordu. Ben onun pijamalarını değiştirmek için onun odasına geçtiğimde Tuğrul duşa girdi. "Bugün pembe elbise giyeceğim. Saçlarımı da iki yandan tutturalım ama altı açık kalsın olur mu anne?" Dolabını açmış içindeki pembe elbiseyi ben tamam demeden almıştı. "Olur, tabi." dedim. Onu kıracak değildim. Hem bugün hava güzeldi. Elbise giymesinde bir sakınca yoktu. Okula da gitmediği için elbise giyebilirdi. Yanıma geldiğinde ona pembe elbisesini giydirdim. Aynanın karşısına geçtiğimizde ise saçlarını yaptım. Saçları da istediği gibi olduğunda bana teşekkür edip ziplaya ziplaya odadan çıkıp alt kata i…