18. BÖLÜM | AMİROV AİLESİ
Yazar: Rossoball

Bölüm görselleri

Instagram : ballrosso | X : pinklilylza Oylar verildiyse ve yorum yapmak için hazırsak bölüme geçebiliriz! KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! 🩶 ✦ Deniz Seki • Aşk ✦ Seyyan Hanim • Hasret ✦ Sara Qədimova • Dəşti Təsnifi 18. BÖLÜM | AMİROV AİLESİ "Tuğrul onunla konuşma konusunda emin misin?" dedi Zaur komutan. "Eminim komutanım. Onunla konuşmam lazım." Artık komutanın bir şey demesi gerekmiyordu. Sadece başını salladı. "Peki o zaman geç sorgu odasına." Tuğrul yerinden kalktı. Tam gidecekken tekrardan konuştu komutan. "Ona bir şey yaptığın an konuşma biter." Tuğrul aldığı uyarıyla "Merak etmeyin." dedi. Odadan çıkarak sorgu odasına geçti. İçerideki adamı görmek ona iyi gelmiyordu. Yine de onu görmeli ve onunla konuşmalıydı. "Oo! Yeğenim gelmiş." dedi dayısı. Duyduğu ses midesini bulandırdı. Yüzünü buruşturarak karşısında duran sandalyeye oturdu. "Yeğenim deme bana." Dayısı bir kahkaha attı. "Öylesin ama yeğenim." "Neden bu işin içindesin? Vlasi mi istedi bunu senden?" Daha fazla bekleyemeden sormak istediklerini sıraladı Tuğrul. "Vlasi istedi ama o istedi diye değil." Tuğrul'un gözlerine baktı. "Seninde canını yakmam için." "Evde ne aradın?" diye sordu bu defa. "Annenin üstüne olan evin tapusunu." "Ne yapacaksın?" "O benim evim. Annen kendi üstün almış. Onu bana ver. Buradan çıkınca orada yaşayacağım." Bu defa duyduklarına Tuğrul gülmeye başladı. "Buradan çıkmak mı?" dedi gülerken. "Sen delirmişsin. Artık buradan ömrün boyunca çıkamayacaksın." Dayısı dişlerini sıktı. "Çıkıcam! Beni çıkar buradan! O hapishaneye geri dönmeyeceğim! Duydun mu?" Tuğrul başını iki yana salladı. "Çıkmayacaksın. Karımı öldürmeye çalıştın. Evime izinsiz girdin. Kızımı korkuttun. Sen artık o hapishanede ölüp gideceksin." "Girmeyeceğim tekrardan! Ölmeyeceğim!" "Öleceksin! Hem de ölürken bir isim sayıklayacaksın." "Ölmeyeceğim!" delirmiş gibiydi. "Öleceksin! Ölürken de Gülbahar diye sayıklayacaksın! Diyeceksin ki; Özür dilerim Gülbahar! Gülbahar bak ölüyorum! Sana çektirdiklerimi de çektim! Şimdi de ölüyorum! Diyeceksin." Tuğrul'un her bir kelimesinde gözleri delice etrafta geziniyordu. Yerinden kalkamıyordu, kollarını kıpırdatamıyordu. "Dediklerin olmayacak! Olmayacak." diye sayıkladı tekrardan. "Olacak! Bize yaşattıklarını yaşacaksın ve geberip gideceksin! Cenazen bile olmayacak bu topraklarda! Seni vatanımın toparlaklarına bile gömdürmeyeceğim!" Tuğrul'un içindeki nefret sözleriyle dökülüyordu. Dayısı ise artık bunları dinlemek istemiyordu. "Sus! Sus konuşma!" diye bağırdı. Hapishanede yaşadıkları yüzünden delirmişti. Tuğrul yaşadıklarını biliyordu. Delirdiğini de duymuştu ama şu an karşısında kıvrılışını görünce göğsünün ortasına bir ferahlık çöktü. Annesine yaşatılanlar teker teker çıkıyordu. "Şimdi burada son kez derin bir nefes al. Hapishanede son nefesini alacaksın." Tuğrul ayağa kalktı son sözünden sonra ve arkasına bile bakmadan kapıdan çıkıp gitti. Askeriyeden çıktığında gökyüzüne bakarak derin bir nefes aldı. Artık o içindeki sıkıntı yoktu. Dün eşine ve kızına bir şey olacak diye çok korkmuştu. Öyle korkmuştu ki gece yatarken arada kalkıp eşine ve kızına bakıyordu. Onları tek bırakmamak içinde elinden gelen her şeyi yapıyordu ama artık korkulacak bir şey kalmamıştı. "Biz kazandık." dedi aynı kızı gibi. Yavaş yavaş yürüyerek arabasına geçti. Emniyet kemerini bağladığı gibi de askeriye bahçesinden çıktı. Şimdiki istikameti mezarlıktı. Elini kaldırıp radyoyu açtı. O an bir şarkı çalmaya başladı. Bu şarkıyı çok iyi biliyordu Tuğrul. Annesini her özlediğinde bu şarkıyı dinlerdi. Onu her yanında görmek istediğinde, ona her sarılmak istediğinde, onunla her konuşmak istediğinde ve bunlar gibi birçoğunda dinlerdi bu şarkıyı. Şimdi ise yol boyunca o şarkıyı dinledi. Fakat bu defa annesinin mezarına gidiyordu. Araba mezarlığın içine girdiğinde dayanamadın camını araladı. Derin bir nefes çekti içine. En sonunda annesinin mezarının önünde durdurdu arabasını. Kapıyı açıp araban çıktı. Gözleri hemen önünde durduğu mezarlık taşına takıldı.…