14.BÖLÜM | GÖZLERİME BAK
Yazar: Rossoball

#ömrünbaharı olarak tweetleri atabilirsiniz. Ömrün Baharı ile ilgili paylaşımlar artık çok görmek istiyorum. Beni etiketleyerek bol bol paylaşımlar yapmayı unutmayın!! Instagram : ballrosso X : pinklilylza Oylar verildiyse ve yorum yapmak için hazırsak bölüme geçebiliriz! KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! ✦ Kenan Doğulu • Gelinim 14.BÖLÜM | GÖZLERİME BAK Sabahın en erken saatinde uyandım. Hızlıca lavabodaki işlerimi hallettikten sonra mutfağa geçtim. Sanki kendi evimdeymişim gibi başladım kahvaltı hazırlamaya. Birçok eşyanın yerini bilmediğim için biraz etrafı karıştırarak eşyaların yerlerini öğrendim. Güzel bir kahvaltı hazırladım ve hepsini sessizce oturma odasındaki masaya yerleştirdim. Bu sırada Tuğrul salondaki koltukta uyumaya devam ediyordu. Ne kadar ses yapsam da uyanmamıştı. Galiba bu da askerliğin verdiği bir alışkanlıktı. Gözlerim arada ona takılıyordu. Yine iki tabağı içeri getirirken gözlerim ona takıldı. Yakışıklı yüzünü bir kere de uyuyorken inceledim. Her zaman ki gibi çok yakışıklıydı. Kumral saçları biraz dağınıktı. Fakat bu bile onun yakışıklılığını bozmamıştı. Hafif çıkan sakalarına baktım. Ondanda oldukça güzel duruyordu. Yine de onun sakalsız halini daha çok beğeniyordum. Elimdeki tabaklarla onu inecelediğimi fark edince kendime geldim. Son tabağı da masaya yerleştirdikten sonra ilk Röya'yı kaldırmak için içeri geçtim. Odasının kapısı yarım açıktı. Yavaşça kapıyı aralayarak içeri girdiğimde küçük bedenin huzurlu bir uykuda olduğunu gördüm. Odanın içi ise çok güzel kokuyordu. Bu güzel kokuyla beraber yüzümde bir gülümse oluştu. Odanın içindeki pencereye doğru ilerledim. Pencereyi açmadım, sadece çiçek desenli stor perdeyi biraz araladım. Güzel bir gün ışığı odanın içene vurmaya başladı. Tekrardan arkamı dönerek Röya'nın yatağına ilerledim. Başucuna eğilerek oturdum. "Röya." dedim kısık bir ses tonuyla. Biraz mırıldandı. Küçük dudaklarını aralayıp tekrardan kapattı. "Röya, güzelim hadi uyan." Sol elim saçlarına dokundu. Kumral saçlarının birkaç tutamı yüzüne düşmüştü. O tutamları kenara doğru çektim. Röya ise yavaş yavaş kendine geldi. Minik ellerini yukarı kaldırıp esnedi. Sonra ellerini yumruk yaptı ve gözlerimi kaşıdı. Gözlerinden ellerini çektiğinde ise gözlerini araladı, gülümsedi. "Günaydın!" dedi uykulu ama bir o kadar neşeli bir ses tonuyla. Bende gülümsedim. "Günaydın güzellik." Röya yataktan doğruldu. Sırtını yumuşak yatak başlığına yasladı. "Beni... Bugün sen mi uyandırdın?" Başımı aşağıya yukarıya salladım. "Evet, biraz erken kalktım. Seni de ben uyandırmak istedim. Baban da hâlâ uyuyor." diyerek onun sorusunu cevapladım. Kocaman gülümsedi. Heyecanla bir soru daha sordu. "Artık beni hep sen mi uyandıracaksın?" Bundan çok emin olamasam da onu kırmak istemedim. Başımı tekrardan aşağıya yukarıya salladım. Bunu üzerine Röya, kollarını iki yana açarak bana kocaman sarıldı. Boynuma öyle sıkı dolamıştı ellerini fakat bu beni rahatsız etmedi. Bende gülümseyerek ona sıkıca sarıldım. "Hadi kahvaltı soğuyacak. Daha babanı kaldıracağız." dediğimde benden hemen ayrıldı. "Babam uyanmadı mı?" diye sordu. Başımı iki yana salladım. Röya ise kıkırdadı. "Babam sana oyun yapıyor. O şimdiye kadar uyanırdı." "Öyle mi?" dedim. Röya başını aşağıya yukarıya salladı. "O zaman... Babanın oyununu bozalım." Röya kıkırdayarak güldü ve hızlıca ayağa kalktı. Bende ayağa kalktım. Elimi ona doğru uzattım. Elimi tutuğunda beraber salona geçtik. Tuğrul sırt üstü yatmıştı ve gözleri de kapalıydı. Röya'ya dönüp baktım. Küçük işaret parmağını kaldırıp bana sessiz olalım dedi. Fakat o çoktan kıkırdamaya başlamıştı. Elimi bırakıp hızla babasına doğru koştu. Babasının üstüne hopladığı gibi bağıra bağıra gülmeye başladı. "Baba! Uyan! Bize oyun oynadığını biliyoruz!" Tuğrul gözlerini açtığı gibi gülmeye başladı. Bir yandan da elleri kızını tutuyordu. Röya parmaklarını yukarı kaldırdı. "Gözlerini açtın! Şimdi oyun sırası bizde! Gıdıklama zamanı!" Röya küçük parmaklarıyla Tuğrul'u gıdıklamaya çalıştı. Tuğrul gıdıklanma…