11. BÖLÜM | FOTOĞRAF ALBÜMÜ
Yazar: Rossoball

Bölüm görselleri

Oylar verildiyse ve yorum yapmak için hazırsak bölüme geçebiliriz! KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! ✦ Soltane Ghalbha • Mohsen Karbassi 11. BÖLÜM | FOTOĞRAF ALBÜMÜ Panik atak. İnsanın kendini deliriyormuş gibi hissetmesini sağlar. Nefesiniz bir anda daralır. Göğsünüze ağrılar girer ve kalbiniz sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlar. En önemlisi de o an ya ölecekmiş gibi hissedersiniz ya da bir hastalığın içindeymiş gibi. Bunları yaşamaya başladığım ilk an bayılacak gibi hissettim. Hayır, bayılmadım. Sadece öyle hissettirdi. Çünkü panik atak böyledir. Size kendini böyle tanıtır. O gün ne yaşadığımı bile anlayamamıştım. Hızla bir hastaneye atım kendimi ve doktora bütün şikâyetlerimi söyledim. Doktorun tek dediği şey ise. "Görünüşe göre ve testlerinize de baktığımda... Bunun bir panik atak krizi olduğunu söyleyebilirim." O an pek ciddiye almadım. Sonralarda anladım. Aslında oldukça ciddiye almalıydım bu krizleri. Çünkü zaman geçtikçe daha da kötüleştiler. "Kızım iyi misin?" dedi karşımda duran kadın. Tek kelime bile edemedim. Elimi boynuma doğru yaklaştırdım. Nefes alamıyordum. Karşımdaki kadının hızla odadan çıktığını görünce kendimi koltuğa bıraktım. Ellerimi dizlerimin üstüne yasladım. Fakat hâlâ nefes alamıyordum. Yavaş yavaş terlemeye başladım. Göğsümde çarpan kalbim yerinden çıkacakmış gibiydi. Tabi yine ağrılar da veriyordu bana. Dış kapının, kapanma sesini duydum. Kısa bir süre sonra ise Tuğrul içeri girmişti. Kokusu daha da yakınlaşınca anlamıştım. Şimdi az da olsa kesik kesik nefes alabildim. Başımı ona doğru çevirdim. Yüz ifademi gördüğü gibi yanıma geldi. Dizlerinin üstüne çöktü ve yüzüme baktı. "Asena, iyi misin? Ne oldu?" diyerek yüzüme tedirgince baktı. Onun yeşil sarmaşık gözlerine baktım. Göğsümdeki ağrı yok oldu. Kalbim kendine geldi sanki. "Korkutuyorsun beni, ne oluyor?" Yine konuşunca sesini dinledim. Daha da iyi geldi. Erkeksi, kalın sesi içime bir güven işledi. Az önce çiçekleri gördüğümde bir korkuyla, panik atak geçirmeye başlamıştım. Fakat şimdi içimdeki korku yok oldu. Onun yerini bir güven aldı. Panik atağım ise daha iyi durumdaydı. Kendimi en azından ölecekmiş gibi hissetmiyordum. Bunları bana yapan adam ise dizlerinin üstüne çökmüş, yüzüme bakan Tuğrul'du. O gerçekten iyi geliyordu. Bu deli işiydi belki ama... O bana gerçekten iyi geliyordu. O an derin bir nefes alabildim. Gözlerimi de saniyelik kapatıp açtım. "İyiyim." Tuğrul sesimi duyunca başını salladı ama inanmadı. "Ne oldu? Neden bu haldeydin? Abla bana bir not gördü dedi... Sonra bir şeyler olmuş. Ne oldu? Ne notu?" Elimde sıkıca tutuğum kağıdı fark ettim. Kaldırıp ona doğru uzattım. Bir bana bir de elimdeki kağıda baktıktan sonra eline aldı. Ben ise onun arkasındaki, kırmızı örümcek zambaklara baktım. Her zambağı severdim. Tek biri hariç... Kırmızı örümcek zambakları sevmezdim. Çünkü onlar... Onlar ölümü temsil ediyorlardı. Ben ise onları hiç sevmezdim. Tuğrul notu okuduktan sonra gözlerini bana çevirdi. Dişlerini sıkıyordu ve sinirli bir yüz ifadesi takınmıştı. Onu daha önce tam olarak bu kadar sinirli görmemiştim. "Nerede o çiçekler?" dedi dişlerinin arasından. Elimi kaldırıp bir çocuk gibi arkasındaki çiçekleri gösterdim. Başını çevirip çiçeklere baktı. Çok sürmeden ise ayağa kalktığı gibi çiçeklerinin yanına ilerledi. Kırmızı örümcek zambakları eline aldığı ve salondan çıktı. Bende ne yaptığı merak ederek ayağa kalktım. Onu takip ettim. Dış kapıyı açtı, elindeki çiçekleri dışarda duran poşetin içine tıktı. Tekrardan kapıyı kapattığında arkasını döndüğü gibi benimle göz göze geldi. "Bunlar için mi o haldeydin?" Sesimi çıkarmadım. O ise birkaç adım daha atarak bana doğru yaklaştı. Bunu fark edince yutkundum. Çok yakınıma gelmişti. "Sana ve senin sevdiklerine hiçbir şey yapamaz. Duydun mu beni? Ben buradayken, asla. İzin vermem." Bana yukarıdan bakarak konuşunca başımı kaldırıp onu dinledim. Her dudakları hareket ettiğinde ise gözlerim dudaklarına kayıyordu. Fakat hemen toparlıyordum kendimi. "Size bir şey yapars…