10. BÖLÜM | KIRMIZI ÖRÜMCEK ZAMBAK
Yazar: Rossoball

Oylar verildiyse ve yorum yapmak için hazırsak bölüme geçebiliriz! KURGU GERÇEKLİĞİ TAMAMEN YANSITMAZ. Keyifli okumalar!! ✦ Şövkət Ələkbərova • Bir Xumar Baxışla 10. BÖLÜM | KIRMIZI ÖRÜMCEK ZAMBAK Şaşkınca baktım Tuğrul'un elindeki Zambaklara. Bir süre sonra ilk konuşan o oldu. "Röya, zambak sevdiğini söyledi. Almamı da çok istedi." Yüzümden sevip sevmediğimi anlamaya çalıştı. Artık şu şok etkisinden çıkmak istedim. Fakat ne yapsam olmuyordu. Zaten bütün gün rüyamı düşünüp durmuştum. Bir de üstüne bu çiçekler eklenince kendimi oldukça garip hissediyordum. "Evet, zambak severim." diyebildim. Tuğrul birkaç adım daha atarak bana doğru yaklaştığında, geriye çekilmeden ona bakmaya devam ettim. Elindeki zambakları narince bana uzattı. "Hangi rengi sevdiğini söylemedi ama bence pembeleri en çok seviyorsun diye düşünerek bunları aldım." Kesinlikle doğru tahmin etmişti. Pembe zambaklara bayılırdım. Diğer renklerini de çok severdim ama en sevdiğim pembe olanlardı. Gülümseyerek elindeki zambakları kucağıma aldım. İlk önce burnuma yaklaştırarak kokladım. Çok güzel kokuyorlardı. "Teşekkür ederim." diyerek başımı kaldırıp Tuğrul'a baktım. Bana yine o yeşil gözleriyle çok güzel bakıyordu. Yine rüyalarım canlandı gözlerimde. Ömrümün baharı deyişim ve onun beni öpüşleri... Neden bu kadar gerçek gibiydi bu rüyalar. Beni öyle etkisi altına almıştı ki Tuğrul'a her baktığımda artık kulaklarımda ömrümün baharı deyişlerim ve öpüşü geliyordu. Hatta daha birçok şey fakat bunlar daha çok yer edinmişti zihnime. Hem ben neden unutmuyordum bu rüyaları? Normalde pek hatırlamazdım uyandıktan sonra ya da bir süre sonra unutturdun fakat nedense bu rüyaları unutamamıştım. Bir şeyler vardı bu rüyalarda. Kesinlikle bir şeyler vardı. Tuğrul'u kendi evine almadığımı fark edince ise kenara çekilerek onun geçmesini sağladım. Yanımdan geçtiğinde kokusu burnuma çalındı. Kucağımdaki çiçeklerin kokusundan daha çok hoşuma gitmeye başlıyordu kokusu. Derin bir nefes alarak ona doğru döndüm. Postalarını çıkartıp kenara bıraktı. "Röya uyudu mu?" diye sordu. Başımı salladım. "Çok yoruldu bugün. Az önce kucağımda uyuya kaldı." Tebessüm ederek ceketini astı ve bana doğru döndü. "Seni de yordu dimi? Bugün asla susmamıştır bir de evdeki her şeyi göstermişti sana." Bende gülerek "Biraz ama alışığım. Öğretmenim sonuçta." Başını salladı. Beraber salona geçtiğimizde koltukta uyuya kalmış Röya'yı gördüğü gibi yanına gitti. Kucağına alarak başına bir öpücün bıraktı. Bu sırada Röya sayıkladı. "Anne... Baba..." Tekrardan babasının kucağına iyice sokularak uykusuna devam etti. Gözlerim Röya'dan yavaşça Tuğrul'a doğru çıktı. Kızına dalgınca bakıyordu. Yavaşça bir kere daha başına yaklaştı, kumral saçlarına bir öpücük bıraktı. Bana sadece bir kere baktıktan sonra salondan çıktı. Elimdeki zambaklarla, onların arkasından baktım. İçimde bir yer acımıştı çünkü Röya'nın rüyasında bile annesini sayıklaması çok dokunmuştu. Daha çok küçüktü. Nasıl olacaktı böyle? Kendimi koltuğa bıraktım. Elimdeki zambaklarla bir süre oturup düşündüm. Eğer Tuğrul ile evlenirsem Röya beni annesi olarak görecekti. Öz olmayacaktım fakat annesi sayılacaktım, peki sonra? Sonra Tuğrul'dan bir gün ayırılınca neler olacaktı? Şimdiden bile bizi aile olarak görmeye başlamıştı Röya. İlerleyen zamanlarda bana bu kadar alışmışken, onu nasıl bırakacaktım? Yapamazdım ki. Anneye çok ihtiyacı vardı. Belki annesi değildim ama Röya'yı bırakmak istemeye bilirdim. Onlara git gide alışırsam. Yutkundum. Çok garip bir şeyin içinde kalmıştım, düşüncelerim ise gün geçtikçe beni yemeye başlamıştı. Başımı eğerek pembe zambaklara baktım. Bir de Tuğrul vardı. Evet, Tuğrul vardı. Anlam veremesem de aslında içimdeki ona karşı olan kıpırtıyı biliyordum. Bana ilk görüşte o saçma kıpırtıyı vermişti ve günler geçtikçe o kıpırtı büyümeye başlamıştı. Peki, ben o kıpırtıyla nasıl başa çıkacaktım? Hazır mıydım? Evlendiğimizde neler olacaktı? Ya ona kapılırsam, şimdiden bu kıpırtı baş gösterdiyse ilerleyen zamanlarda daha da büyücek ve... Hayır. Evlenmey…