1.2 - Kanatsız Bir Varis Olmaz
Yazar: Meltem Özkaya

Vahşi Av'dan 20 Yıl Önce, Periler Vadisi Luxana kuzeninin ve canavarın mücadelesini uzaktan izledi. Yanında yayı ve okları yoktu. Roxana'yı dinlemek ve geride kalmaktan başka yapabileceği hiçbir şey yoktu. Roxana doğduğundan beri hem bir lider hem de savaşçı olmak için eğitiliyordu. Bu konularda yetenekli olduğunu da herkes biliyordu. Luxana ise... ne liderlikte ne de savaşçılıkta onun yakınında bile değildi. O anda tek yapabileceği annesinden soyundan gelen büyü gücünü kullanıp bir kalkan oluşturmaktı. Roxana canavarın üstüne sıçradı ve canavar onun kanatlarından birini kopardı. Luxana saklandığı yerden çıkarak onlara doğru koşmaya başladı. Roxana'nın büyülü altından mızrağıyla canavarın yüzünü parçalamasını görünce donakaldı. Roxana ve canavar birlikte yere devrildiklerinde yerinden kımıldadı. Canavar ölmüş ama ağır kolu Roxana'nın üzerinde kalmıştı. Roxana hareket etmiyordu. Luxana canavarın kolunu kaldırdığında güçsüz düştü. "Uyan, Roxana." Kuzenini uyandırmak için onu kımıldatmaya çalıştı, Roxana bayılmış olmalıydı. Yara bere içindeydi ve kımıldamıyordu. Kanatlarından biri uzakta yerdeydi. Canavar kanlar içinde birkaç adım ötesindeydi, ne bir periye ne de kurda benzeyen, daha önce hiç görmediği yüzü de paramparçaydı. Luxana yere çöktü ve yüzünü ellerinin arasına aldı. Sakinleşmeye çalıştı, paniğin ne ona ne de Roxana'ya faydası olurdu. Roxana'nın sırtındaki kanayan pençe izlerini hatırladı. Onu eve götürmek zorundaydı. Eve yaklaşmış olmalılardı, ailesi ve muhafızlar onu arıyor olmalıydı. Bağırsa duyarlar mıydı? Ya bir başka canavar onları duyarsa ne olacaktı? Luxana bağırmaktan vazgeçti. Roxana'yı birkaç kere yerinden kaldırmaya çalıştı, başarısız oldu. Annesinin soyundan aldığı büyü gücünü kullanmaya karar verdi. Elini Roxana'nın yüzüne uzattı. Avcunda beliren pembe-mor ışıltı Roxana'nın yüzüne yansıdı. Roxana kımıldamaya başladı ve gözleri açıldı. "Lux..." Roxana yarı baygındı. Luxana onun belinden tutarak kalkmasına yardım etti. "Sadece yürümeye çalışmana ihtiyacım var. Lütfen... Roxie... dayan." Roxana da bunu yaptı. Ona dayandı ve gözleri kararsa, canı acısa da yürüdü. Belki dakikalar, belki de saatler geçti. İkisi de zaman kavramını kaybetmişti. Luxana'nın pembe kanatlarının ışıltısı ve Roxana'yı sardığı için onun çevresinde beliren pembe aura onları arayan muhafızlar tarafından fark edilmelerini sağladı. Roxana yeniden bayılmadan önce muhafızlardan biri onu kucağına aldı. Bir başkası da Luxana'yı aldı. Luxana yorgunluktan gözlerini kapattı. Bir ara anne ve babasının yanlarına geldiğini fark etti, babası onu kucağına aldı. Kendine geldiğinde aradan saatler geçmişti ve odasındaydı. "Anne..." Annesi Anthea pembe perdelerden dışarıyı izliyordu. Onun sesini duyduğunda hemen yanına geldi ve elini tuttu. "Buradayım, Lux. Yaralandın, yerinden kalkma." "Roxana nerede?" Anthea pembe gözlerini ondan kaçırdı. Sesi titredi. "Annesi ve şifacılar onun yanında. İyi olacak." Luxana onu dinlemeden yerinden kalktı. Başı dönse de umursamadı. "Onun yanına gitmeliyim." "Babaannen geldi. Şimdi onun yanında." Luxana'dan bir şey gizlemeyecekti. "Az sonra bir toplantı olacak. Beni de çağırıyorlar. Bana neler olduğunu anlatmalısın. Senin için zor olacak biliyorum." Luxana her şeyi anlattı. Anthea onun yüzünü okşadı ve gülümsemeye çalıştı. "Sen burada kalacaksın. Bir şeyler yemeli ve dinlenmelisin." Luxana onu başıyla onayladı. "Tamam." Anthea ona sarıldıktan sonra oradan çıktı. Birkaç dakika sonra aşçıları bir tepsi içinde kahvaltı getirdi. Luxana istemeden de olsa birkaç şey atıştırdı. Uyuyacağını söyleyince aşçıları yanından ayrıldı. Ama Luxana uyuyamadı. Geceliğini rahat bir elbiseyle değiştirdi ve odasından çıktı. Kuzeninin kaldığı oda hemen yanındaydı ve kapısı kapalıydı. Yönünü değiştirerek yemek odasına gitti. Mor büyülü kristallerden yapılmış kapının yanına oturdu ve konuşulanları dinlemeye başladı. Sesler yükseldikçe dizlerini karnına doğru çekti ve kollarını bedenine sardı. Bu ailede doğan ve büyüyen biri olarak ne konuşulduğunu d…