Ölüm Çiçeği- Hükmün Gölgesi

BÖLÜM 6 - GEÇİCİ ATEŞKES

Yazar:

Ölüm Çiçeği- Hükmün Gölgesi – Ayça Olgaç kitap kapağı
Ölüm Çiçeği- Hükmün Gölgesi – Ayça Olgaç kitap kapağı

Gece, adliye koridorlarından çok daha karanlık ve tekinsizdi. Odamın tavanına vuran sokak lambasının cılız ışığını izleyerek yatağımda kaçıncı kez döndüğümü bilmiyordum. Perdenin arasından süzülen solgun sarılık, tavanda belli belirsiz titreşiyor; dışarıdan geçen her aracın ardından duvarlarda uzayıp kısalan gölgeler bırakıyordu. Odanın içinde hiçbir şey hareket etmiyordu ama zihnim, durmaksızın aynı anların çevresinde dönüp duruyordu. Gözlerimi her kapattığımda Rüzgâr Arman’ın telefon ekranında gösterdiği görüntüler yeniden karşıma çıkıyordu. Şeffaf bir poşetin içindeki çakı. Metalin üzerine kuruyarak yapışmış koyu renkli kan lekesi. Otel koridorunun güvenlik kamerasından alınmış, görüntüsü bozuk bir kare. Ve bütün bunları bana gösterirken Rüzgâr’ın yüzünde beliren o sakin, kendinden emin ifade… Otel odasında yaraladığım, hatta ölmüş olabileceğini sandığım adam, günün ortasında odama kadar gelmiş ve beni kendi masamın arkasında teslim almıştı. Arman hanedanının veliahdı Rüzgâr Arman’ı bıçaklamıştım. O ise elindeki delilleri mesleğimin ve özgürlüğümün üzerine doğrultmuş, yürüttüğüm kaçakçılık soruşturmasını istediği biçimde yönlendirmediğim takdirde bütün görüntüleri savcılığa teslim edeceğini söylemişti. Beni korkutan şey yalnızca suç aleti değildi. Rüzgâr’ın tehdidini gerçekleştirmesi hâlinde yaşayacaklarımı biliyor olmamdı. Onu yaraladığım an bakımından meşru savunmaya gidebilirdim. Beni boğazımdan duvara bastırmış, nefes almamı engellemişti. Elime geçen çakıyı onu öldürmek için değil, saldırısını durdurmak için kullanmıştım. Fakat İbrahim Kozan’ın otel odasına neden girdiğim, o odaya nasıl ulaştığım ve ne aradığım ayrı ayrı sorgulanacaktı. Üstelik o planı tek başıma yapmamıştım. Ozan, otelin yangın alarmını devreye sokmuş, Kozan’ı ve yanında bulunanları odadan uzaklaştırmıştı. Koridordaki hareketliliği o kontrol ederken ben, Kozan’ın babamın dosyasından sakladığına inandığım belgeleri bulabilmek için odaya girmiştim. O gece işler kontrolden çıktığında Ozan aşağıda beni bekliyordu. Karanlık odadaki adamın kimliğini bilmiyordu ama onunla boğuştuğumu, boğazım sıkıldığında elime geçen çakıyı kullandığımı ve adamı kanlar içinde bırakarak çıktığımı biliyordu. Otelden ayrıldıktan sonra hastane kayıtlarını, polis ihbarlarını ve o gece otele çağrılmış olabilecek ambulansları araştırmıştı. Hiçbir iz bulamayınca adamın öldüğünü ya da kendi çevresi tarafından ortadan kaldırıldığını düşünmüştük. Ozan’ın bilmediği şey, o adamın Rüzgâr Arman olduğuydu. Rüzgâr’ın hayatta kaldığını ve oteldeki planımıza ait izleri bana karşı kullandığını da bilmiyordu. Yastığımın üzerinde diğer tarafa döndüm. Telefonum komodinin üzerinde, ekranı karanlık bir hâlde duruyordu. Elimi uzatmam, Ozan’ı aramam ve her şeyi anlatmam gerekiyordu. Fakat bunu yaptığım anda Rüzgâr’ın tehdidi yalnızca benim sırrım olmaktan çıkacak, Ozan’ın hayatının da ortasına yerleşecekti. Zaten planın içindeydi. Onu korumak için susmam, gerçekte onu karanlıkta bırakmaktan başka bir işe yaramıyordu. Sabaha karşı bir ara yorgunluktan gözlerimi kapatmış olmalıydım. Alarmın sesiyle uyandığımda odanın içine kurşunî bir gün ışığı sızıyordu. Başım ağrıyor, göğsümün ortasında görünmez bir ağırlık duruyordu. Banyoya geçip soğuk suyu yüzüme çarptım. Aynadaki yansımama baktığımda gözlerimin altındaki mor halkalar ve dudaklarımın çevresindeki ince gerginlik, bütün gece uyumadığımı açıkça ele veriyordu. Bugün Rüzgâr’ın limanına gidecektim. Beni tehdit eden adamın kendi düzenini kurduğu yere, kendi isteğimle girecektim. Fakat bu kez Ozan’ı dışarıda bırakmayacaktım. Telefonumu elime alıp kısa bir mesaj yazdım. Yarım saat içinde evden çıkıyorum. Rüzgâr Arman’ın limanına gideceğim. Benimle gel. Mesajın iletildiğini gösteren işaretin üzerinden birkaç saniye bile geçmeden telefonum çaldı. Sanki mesaj atmamı bekliyor gibiydi. Ozan’ın adını gördüğümde derin bir nefes alıp aramayı yanıtladım. “Dün odana gelen adam Rüzgâr Arman mıydı?” Sesindeki uykulu tını, daha ilk cümlede yerini sert ve dikkatli bir to…

Bölümün tamamını WritePad'de oku