Ölüm Çiçeği- Hükmün Gölgesi

BÖLÜM 3 - HER NEFESİN VEBALİ

Yazar:

Ölüm Çiçeği- Hükmün Gölgesi – Ayça Olgaç kitap kapağı
Ölüm Çiçeği- Hükmün Gölgesi – Ayça Olgaç kitap kapağı

BÖLÜM 3 ──────────── ✦ ──────────── Bölüm Şarkıları: Özge Fışkın - Bıraktım Emir Can İğrek - Zemin Gazapizm, Cem Adrian - Kalbim Çukurda Güncel Gürsel Artıktay - Kanar Merhaba sevgili okur, hoş geldin. Artık geçmişi geride bırakıyor ve günümüze dönüyoruz. 2019 yılından 2025’e uzanan o karanlık yolun ardından, Leyla Sofar’ın kanaya kanaya bugünkü Leyla Sofar’a nasıl dönüştüğüne tanıklık edeceğiz. Bölüm sonlarında bırakacağın destekleri ve yorumlarını heyecanla bekliyor olacağım. Ayrıca bana dilediğin zaman Instagram hesaplarımdan ulaşabilirsin. Kişisel kitap hesabım: @aeternareads Ölüm Çiçeği: Hükmün Gölgesi resmî hesabı: @olumcicegiofficial26 Keyifli okumalar. 🖤 4 Aralık 2025 - GÜNÜMÜZ Sabahın henüz soluk, gri ışığı antrenman salonunun yüksek pencerelerinden içeri süzülüyordu. İçerideki hava, dışarıdaki soğukla bütünleşmiş gibi sertti. Salonun tam ortasında sallanan o devasa, siyah deri kum torbasının karşısına geçmiştim. Ellerimdeki bandajlar nemlenmiş, bileklerim sürekli tekrarlanan darbelerin sarsıntısıyla kemiklerime kadar sızlamaya başlamıştı. Ama durmuyordum. Durursam, o karanlık yankı zihnimi tekrar esir alacaktı. Her yumrukta, o zehirli hatıraları boğmaya çalışıyordum. Aileni öldürdüler. Sol kroşe. Torba gürültüyle geriledi. Seni canlı bıraktılar... Yapabilecekleri en büyük hatayı yaptılar. Sağ direkt. Derinin patlayan sesi salonda yankılandı. Delilleri kararttılar, katillerini elini kolunu sallayarak dışarı saldılar. Sert bir dirsek darbesi. Torbadan çıkan boğuk ses, göğüs kafesimi titretti. Hıncımı alamıyordum. Nefes nefeseydim, şakaklarımdan süzülen ter gözlerimi yakıyordu ama dişlerimi gıcırdatarak kum torbasına art arda savurmaya başladım darbelerimi. Zihnimdeki kırbaç darbeleri durmaksızın iniyordu. Seni cayır cayır yaktılar. Aylarca kan kusturdular, her gece Tanrı’ya ölmek için yalvarttılar seni. Yağmurun altında, soğuk bir park bankında, kimsesiz bir otobüs durağında, sığındığın bir sokak köpeğinin başında avazın çıktığı kadar bağıra bağıra ağlattılar seni yıllarca. O soğuk, yabancı adliye koridorlarında ayaklarına kapanıp "Katillerini bulun" diye yalvarttılar! Gözlerimin önüne düşen o sahnelerle birlikte içimdeki adalet timsali parçalandı. Göğsümden yükselen o karanlık mahluk, zincirlerini kırdı. O gece kan kustun ve içindeki o intikam şeytanını serbest bıraktın. Tam altı yıldır tek bir gece bile uyutmadılar seni... Tam altı yıldır her nefesin bir vebaldi. Sol kroşe! Sağ direkt! Sert bir dirsek darbesi daha! Kum torbası her geriye savrulup üzerime doğru geldikçe, içimdeki yangını bastırmak istercesine omuzlarımla yükleniyor, kemiklerim kırılacak gibi olana dek vurmaya devam ediyordum. Deri torbadan çıkan o sert patlama sesleri, artık salonun duvarlarında değil; canlarımı alanların kabuslarında çınlayacaktı. Nefesim düzensizleşmiş, şakaklarımdan süzülen ter damlaları bandajlarıma damlıyordu. Bugün, o karanlık zincirin kırıldığı, kaçırılışımın yıl dönümüydü. Ve aynı zamanda, gözlerimi dört ay sonrasına açtığımda ailemin artık hayatta olmadığını öğrendiğim o meçhul günün yıl dönümü... Her sene 4 Aralık geldiğinde uykusuzluktan kırılacak raddeye gelir ama yine de gözlerimi kapatamazdım. Çünkü ne zaman uyusam ve uyansam, yaşadıklarımın bir kabustan ibaret olmadığını, her şeyin acımasızca gerçek olduğunu yeniden hatırlamak zorunda kalıyordum. Zihnimdeki gürültü kesilmeyince çareyi kendimi buraya atmakta, kaslarım tükenene kadar o torbayı dövmekte bulmuştum. Tam son bir direkt vuruşla torbayı geriye doğru savurup derin bir nefesle duraksadığımda, salonun ağır demir kapısının gıcırtıyla açıldığını duydum. Adım sesleri boş salonda yankılandı. “Ohooo.. Sabah sabah kum torbasını rüyanda mı gördün Leyla savcım?” Kapıda beliren Çisem’e baktım. Şafak abinin eşi, her zamanki sakin ve kontrollü tavrıyla eşikte durmuş, elindeki kahve termosuyla bana bakıyordu. Gözleri üzerimdeki terden sırılsıklam olmuş sporcu atletime ve titreyen ellerime kaydığında, yüzündeki takılma ifadesi yerini hafif bir endişeye bıraktı. “Her şey yolu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku