🦋3. Cinayet
Yazar: Seda

Bölüm görselleri

🦋Adrian Morel Dedektif önündeki dosyalara baktı. On iki farklı dosya tek bir katil ile biten son. Bitmek bilmeyen bir kovalamaca… Dedektifin yanına yardımcısı Victor geldiğinde başını kaldırıp baktı. Elindeki kahvelerden birini alıp bir yudum aldı. Dilinin yanmasını umursamadan devam etti. Aylardır bu dosyalar masasının üzerindeydi. Ama katile yaklaşmayı hâlâ başaramamıştı. Kadın her seferinde ondan bir adım önde oluyordu. Zamanla aralarında tuhaf bir bağ oluşmuştu. Henüz karşılaşmamış olmalarına rağmen birbirlerinin düşüncelerini öğreniyor, hamlelerini tahmin ediyorlardı. Bu, bir kovalamacadan fazlasıydı. Rahatsız edici derecede kişiseldi. İlk konuşan dedektif olmuştu. “ İlk kimi öldürdüğünü biliyor musun?” Victor başını iki yana salladı. “Ailesini…” Victor’un kaşları çatıldı. “Kendi anne ve babasını mı?” Sesinde inanmayan bir ifade vardı. “On altı yaşındaydı.” Dedektif, önündeki dosyalardan birini açtı. “Annesi mutfakta, babası çalışma odasında bulundu. İkisinin de göğsünde aynı bıçak yarası vardı.” Victor dosyadaki fotoğraflara baktı. “Peki nasıl dışarıda?” “Çünkü cinayet silahında parmak izi yoktu. Görgü tanığı yoktu. İtiraf yoktu.” Dedektif arkasına yaslandı. “Yalnızca evden kaçan bir kız vardı.” “Belki de gerçekten o yapmamıştır.” Dedektif kahvesini masaya bıraktı. “On iki ceset de aynı şeyi söylüyor, Victor.” “Ne söylüyor?” Dedektif, dosyaların arasındaki boş yere baktı. “Onu yakalamaya çalışan herkesin yanlış yere baktığını.” Tam o sırada masanın üzerindeki telefon çaldı. Victor telefonu açtı. Birkaç saniye sessizce dinledikten sonra yüzündeki ifade değişti. “Yeni bir cinayet ihbarı var.” Dedektif ayağa kalkarak montunu aldı. “Nerede?” Victor cevap vermeden önce tereddüt etti. “Senin dairen.” Dedektifin eli havada kaldı. “Ne dedin?” “Bir kadın, komşularından birinin kapısının altından kan sızdığını söylemiş.” Victor yutkundu. “Ekipler kapıyı kırarak içeri girmiş.” “Daire numarası?” “Yirmi yedi.” Kahvenin kâğıt bardağı dedektifin elinde ezildi. Çünkü yirmi yedi numaralı dairede yalnızca kendisi yaşıyordu. “Ceset kimin?” Victor’un bakışları masadaki on iki dosyaya kaydı. “Henüz bilmiyorlar.” Dedektif hızla kapıya yöneldi. Victor arkasından seslendi. “Moralle…” Adımları durdu. “Cesedin avucunda bir şey bulmuşlar.” Dedektif yavaşça arkasına döndü. Victor’un sesi bu kez fısıltıdan ibaretti. “Senin adının yazılı olduğu bir mektup.” Dedektif bunun ne anlama geldiğini gayet iyi biliyordu. Katil onunla oyun oynuyordu. Av avcı olma yolunda ilerlemeye başlamıştı. Ama bu sefer sınırı fazlasıyla aşmıştı. Onun dairesine girmiş, hayatına dokunmuş ve geride bir ceset bırakmıştı. Bu, yalnızca meydan okumak değildi. Bir tehditti. Dedektifin çenesi gerildi. “Ekipler hiçbir şeye dokunmasın,” dedi. Victor hemen telefonuna uzandı. “Moralle, bunu artık kişisel düşünmemelisin.” Dedektif kapıya doğru ilerlerken yüzünde karanlık bir ifade belirdi. “Bunu kişisel hâle getiren ben değilim.” Bir an durup Victor’a baktı. “O yaptı.” —— Dışarısı soğuk ve ayazlıydı. Dedektif Moralle arabasına doğru yol almıştı. Bu seri katilin daha fazla ne kadar ileri gidebileceğini bilmiyordu. Ama artık onu yakalamak için daha yakın olduğunu biliyordu. Bunlar hep gözünü korkutmak için yapılıyordu. Yan koltuğa Viktor da geldiğinde olay yerine doğru yol aldı. Yolun çoğunda sessizlik içinde geçirdiler. Söyleyecek çok şey vardı ama dile getirmek istemedi. Olay yerine vardıklarında arabadan inip binaya doğru ilerlediler. Kırmızı mavi ışıklar sokakları renklendiriyordu. İnsanlar fısıldaşarak neler olmuş olabileceğini konuşuyordu. Morella kalabalıklar arasından ilerlemeye devam etti. Kalbi hızlı atıyordu. Merdivenlere yöneldi ve hızla çıkmaya başladı. Victor da onu takip ediyordu. Dedektif Morella yolun yarısında siyah kapüşonlu kadına çarptı ve saniyelik bir bakışma sonrasında yoluna devam etmişti. Daha önemli bir işi vardı. Evinin kapısına geldiğinde adımları yavaşladı. Kapının önünde kurumaya yüz tutmuş kan lekeleri vardı. Sarı şeridin altından geçerek içeriye girdi. E…