2.Bölüm : Lina
Yazar: Seda

🦋 Sirenler yaklaşıyordu. Arkasına bakmadı. Bu zaman kaybı olurdu. Sakinliğini korudu. Gülümsedi. Şimdi dönecekler. Bir kavşağa geldiğinde. Sağa gitmesi beklenirken sola saptı. Sonra hiç beklenmedik bir şekilde yürümeye başladı. Koşmayı bıraktı. Çünkü koşan insanlar dikkat çekerdi. Yürüyen insanlar görünmez. — Bir sokak ötede cebinden bir tomar para çıkarttı. Karşısına çıkan genç bir adama yaklaştı. “Bunu ister misin? Diye sordu. Adam şaşkındı. “Ne yapmam gerekiyor?” “Bir dakika boyunca koş. “ “Nereye? “ Kadın arkasındaki çıkmaz sokağı gösterdi. “Oraya. “ “Neden? “ Kadın cevap vermedi. Parayı uzattı. Adam düşünmeden aldı. Ve koşmaya başladı. Kadın ise… Tam tersi yöne döndü. Bir kaç dakika sonra telsizden sesler yükseldi. Yakaladıklarını düşünüyorlardı. “Çıkmaz sokağa girdi. “ Onlar için, çıkmaz sokak onun sonu olacaktı. Kadın yağmur altında yürümeye devam etti. Yüzünde en ufak bir telaş yoktu. Sadece hafif bir tebessüm. “İnsanlar hep koşanları takip ederdi. Oysa gerçek kaçış , yön değiştirmekti. “ Şimşekler gökyüzünü ardı ardına yarıyor, sağanak yağmur tüm şehri acımasızca dövüyordu. Tehlike şimdilik geride kalmıştı. Yavaşlayan adımları, doğruca yaşlı kadının yaşadığı apartmana yöneldi. Alzheimer hastası kadın, yıllardır onun en güvenli kaçış noktasıydı. Polis her sokağı arayabilirdi, ama o dairenin kapısını asla çalmazdı. 58 numaralı daire… Apartmana girdi. Saksının altına gizlenmiş anahtarı çıkardı. Kapıyı sessizce açtı. İçeri adımını atar atmaz bir şeylerin ters gittiğini hissetti. Ev her zamankinden daha sessizdi. Daha karanlıktı. Perdeler kapalıydı. Kaşları hafifçe çatıldı. Yaşlı kadın perdeleri kapatmayı her zaman unuturdu. Önemsiz gibi görünen ayrıntılar… En büyük felaketler çoğu zaman onlarla başlardı. Kalbi ritmini kaybetti. Göğsünde ağır ağır büyüyen o his, ona tek bir şey söylüyordu. Burası artık güvenli değildi. Belki de… Dedektif ilk kez ondan bir adım öne geçmişti. Kapıyı usulca kapattı. Elini istemsizce montunun cebine götürdü. Evde yalnız olmadığını hissediyordu. Sessizce ilerlemeye başladı. Attığı her adımda kalbi daha da fazla kan pompalıyordu. Nefesini düzenleştirip sakinleşmeye çalıştı. Yanlış bir adım dönüşü olmaz bir son hazırlayabilirdi. Hatta bir an önce buradan çıkıp başka bir güvenli yer bulmalıydı. Arkasından bir ses duydu. Omuzuna dokunan bir el tüm dikkatini alt üst etmişti. Yakalanamazdı. Yakalanırsa asla gerçek ortaya çıkmazdı. Hızlı bir kararla elin sahibini tutup yere fırlattı. Amacı etkisiz hala getirip kaçmak için zaman kazanmaktı. Yerde yatan kadının başından zemine kanlar süzülmeye başladığında kalkamayacağını anlamıştı. Oda karanlıktı ama yerde ki kanlar parlıyordu. Göz bebekleri büyüdü. Ona bu denli zarar vermek istememişti. Tek amacı bir kaç saniye kazanmaktı… Işıkları açmaya cesaret edemedi. Yaşayıp yaşamadığına bakmak için üzerine eğildi. Nefesini ve kalbini kontrol etti. Yaşam belirtisi aradı. Yoktu. Sessizlik için de olduğu yerde beklemeye başladı. Bir gün bunun olacağını bilmeliydi. Uzun bir süre kimseye zarar vermeden kaçması imkansızdı. Bian önce kendini toparlayıp cesetten kurtulması gerekiyordu. Daha da önemlisi öldürdüğü kişinin kim olduğunu bulmalıydı. Zaman akıp geçiyor ve durum daha da zor hale geliyordu. Büründüğü seri katil rolüne geri döndü ve soğuk kanlılıkla ayağa kalktı. İlk işi ışıkları açmak oldu. Yerde yatan cesede baktı. 20’li yaşlarda genç güzel bir kadın… Sarı saçları kanla boyanmıştı. Gözleri hala açıktı. Açık kahve gözlerinde yaşadığı korku hala oradaydı. Bugün ölmeyi planlamadığı apaçık ortadaydı. Odanın içinde yeni pişirdiği sıcak kahvesinin kokusu yayılmıştı. Kan kokusuyla karışmış kahve kokusu… Cesedi nasıl yok edeceğini düşündü. Evde ne var ne yok diye bakmaya başladı. Zihni, yıllardır üzerine yapıştırılan seri katilin yöntemlerini birer birer önüne seriyordu. Küvet, bıçaklar, parçalanmış bir beden… Midesi kasıldı. Hayır. Bunlar onun düşünceleri değildi. İnsanların ondan beklediği canavarın düşünceleriydi. Onun yerine evde bulunan derin dondurucuyu açtı.…