1. BÖLÜM “Yeni Vaka”
Yazar: Dusay

Yeni kitabıma hoşgeldinizzzzz. Umarım beğenirsiniz.... Oy verip düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın lütfenn!! (...) Genç kadın günün verdiği yorgunlukla oturduğu koltuğundan ayaklarını masaya uzatmış uyukluyordu. Bugün üç otopsiye girmişti. Burnu bile yeni yeni kendine geliyordu. Sürekli ölü koklamak kolay değildi neticede. Hem burnu hem de midesi için... Mesai bitimine çok az kalmıştı ve şuan bu yorgunlukla koltuğundan nasıl kalkıp da eve gidebileceğini düşünüyordu. O kadar yorgundu ki yerinden kalkmayı gözü kesmiyordu bile. Tam o esnada korkacağı bir şey oldu. Kapısı dört defa tıklandı. Genelde odasına sadece teknikeri Ali girerdi. O da üç defa tıklarsa rapor istemek içindi. Ancak otopsi olduğunda anın verdiği heyecanla dört defa tıklardı. Ayaklarını masadan indirip boynunu sağa sola esnetti. Bu esnada Ali çoktan odaya girmişti bile. ''Hocam köylerden birinde ceset bulmuşlar. Olaya ilk TSK gitmiş. Terör vakası olabilirmiş.'' Genç kadın kafasını masaya vurmayı düşünürken son anda durdurdu kendini. Nereden çıkmıştı son dakikada bu ceset? Gerçi mesaiden sonra da bulunsa yine buraya gelip o otopsiyi yapacaktı. Sonuçta bu küçük yerde kendinden başka Adli tıp uzmanı mı vardı? ''Ön bilgilendirme geldi mi?'' Ayaklanıp çantasını aldı. Ali gergince yutkunurken bir kaç adım geriledi. ''Şey hocam, ihbarda cesetin yanmış olduğu söylenmiş.'' Ali bu cümleyi söylediği andan itibaren bir kaç saniye hayat durdu. Yanmış cesetler diğer cesetlere nazaran daha zordu. Ve ali biliyordu ki, zor cesetler Yankı hocayla birlikte daha zor hale geliyordu. Maktülün ölüm sebebini aydınlatmadan ne teknikerlere ne de laboratuvar çalışanlarına rahat veriyordu. Genç kadın ellerini masaya dayayıp başını eğerken derin bir nefes aldı. Ardından hızla başını kaldırıp Ali'nin gözlerinin içine baktı. ''Tam teçhizat hazırlanın Ali. Eksik hiçbir malzeme istemiyorum. Kübra nerede?'' Ali kapıyı açıp Hocasının de geçmesi için bir süre bekledi. ''Haber verdim ona da. Malzemleri hazırlıyor.'' Yankı başını sallayıp çıkışa doğru yürümeye başladı. Devletin tahsis ettiği arabanın sağ ön koltuğuna otururken Ali elinde ki çantaları arabanın arkasına koydu. ''Geç kalmadım değil mi? Ceset torbası bitmiş de depodan onu alıp geldim.'' Ali kapıyı kapatırken Kübra elindeki çantalarla koştura koştura gelmişti. ''Yok yok bizde yeni geldik zaten.'' Ali, Kübra'yı cevaplaren Yankı huzursuzca yerinde kıpırdandı. ''Gençler, daha fazla bekleyip ceseti ortada bırakmayalım! Seri biraz!'' Komutu alan Kübra arka koltuğa otururken Ali sürücü koltuğuna geçti. ''Bilgi geldi mi cesetle ilgili?'' kolundaki toka ile saçlarını bağlarken iki yardımcısına da sorusunu yöneltmişti. Kübra boğazını temizleyerek hocasına cevap verdi; ''Ceset yanık olduğu için yaşı belli değil hocam. Saçlardan dolayı kadın olduğu söylenmiş. Sınıra yakın bir köy olduğu için terör vakası olarak çağırıldık. O yüzden henüz net bir bilgi yok elimizde.'' Başını sallayıp kafasını koltuğa yasladı. Gidene kadar uyuyabilirdi belki. Ancak yardımcısı Ali yüzünden uyku hayali yarıda bölündü. ''Ya hocam biz bu teröristlere neden otopsi yapıyoruz? Bütün gün yorulduğumuz yetmiyor bir de bunlar için uğraşıyoruz ha.'' Yankı gözlerini açmadan Ali'ye cevap verdi; ''İnsan hakları zımbırtısı yüzünden, kimyasal silah kullanılmış mı kullanılmamış mı onun kanıtı için.'' Kollarını göğsünün üstünde birleştirip koltukta biraz daha aşağıya kaydı. Fakat uykusuna dönemeden Ali'nin kahkahasıyla gözleri tamamen açıldı. ''Ulan kimyasal silah kullansak bir tane ite mi kullanırız? Köklerini kurutmak için kullanırız. Bu hakları yazanlar da salak mıdır nedir?'' Genç kadın, yardımcısına hak verse de belli etmedi. ''Kaç yıldır bu işi yapıyorsun ama bunu da yeni öğreniyorsun Ali.'' dedi yandan gülümserken. Ali yediği golün şaşkınlığını hızla üstünden atıp hocasına baktı. ''Hocam bilmemek değil öğrenmemek ayıp. Teessüf ederim.'' dedi sahte bir kırgınlıkla. Kadın gülerken arkadan Kübra'nın sesi duyuldu. ''Ayıbı falan geç seninki okumuş cahillik Dobişko.'' Al…