OKYANUS ESİNTİSİ

1.Bölüm Yeni Başlangıçlar

Yazar:

OKYANUS ESİNTİSİ - Selen Can kitap kapağı
OKYANUS ESİNTİSİ kitap kapağı

(12 HAZİRAN 2021) (İSTANBUL) Gözlerimi açtığımda içimde tarif edemediğim bir heyecan vardı. Bugün sıradan bir gün değildi. Yatağımdan kalktım, vakit kaybetmeden duşa girdim. Ilık suyun altında bir süre durup kendimi toplamaya çalıştım. Duştan çıktıktan sonra üzerime beyaz bir tişört, altıma açık mavi kot pantolonumu giydim. Saçlarımı da tepeden sıkıca atkuyruğu yaptım. Aynaya baktığımda, gözlerimdeki heyecanı gizleyemediğimi fark ettim. Bugün Muğla’ya gidecektim. Muhtemelen şu an aklınızda bir sürü soru var. Neden Muğla? Neden şimdi? Ve neden bu kadar heyecanlıyım? En iyisi size her şeyi en başından anlatayım. Ben Ada. Ada Güneş. Hayatım çoğu insanınkine hiç benzemedi. Ben annemle babamı hiç tanımadım. Onlar benim için sadece isimlerden ibaretti. Ne seslerini biliyordum ne de yüzlerini hatırlıyordum. Gözlerimi açtığım andan itibaren kendimi bir yetimhanede buldum. Küçükken her çocuk gibi ben de bekledim. Bir gün kapı açılacak... Birileri gelip "Hadi yeni evine gidiyorsun." diyecek sandım. Ama kimse gelmedi. İlk zamanlar her gelen çifte umutla baktım. Sonra o umut yerini sessiz bir kabullenişe bıraktı. Artık kimsenin beni seçmeyeceğini biliyordum. Yetimhane benim evim olmuştu. Koridorları... Odaları... Tanıdık yüzleri... Hepsi hayatımın bir parçasıydı. Normalde on sekiz yaşıma geldiğimde oradan ayrılmam gerekiyordu. Ama gidecek hiçbir yerim yoktu. Bunu onlar da biliyordu. Bu yüzden bana bir yıl daha verdiler. Hayatımın en değerli bir yılı... Belki zorunluluktandı, belki de gerçekten beni sevdikleri için… Bilmiyorum. Ama o bir yıl boyunca ilk kez bir yere ait hissedebileceğimi düşündüm. Bu verilen bir yıl boyunca… Sadece bunun için çalıştım. Çabaladım. Kendime bir yol çizmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Çünkü biliyordum… Bu sefer kimse gelip beni kurtarmayacaktı. Ben doğduğum yeri hiç hatırlamıyordum. Ama bildiğim tek şey, doğduğum yerin Muğla olduğu, büyüdüğüm yerin ise İstanbul olduğuydu. Belki de bu yüzden, üniversiteyi Muğla’da, Akyaka’da okumaya karar verdim. Bir şekilde… Başladığım yere geri dönmek istedim. Ailemden geriye kalan tek şey ise küçük bir geçmiş ve birkaç parçalanmış bilgiydi. Doğduğum ev... Babama ait eski bir mimarlık şirketi... Ama o şirket artık bizim değildi. Babamın yıllar önce ortağı olan amcam, her şeyi üzerine geçirmişti. Bana kalan pay ise beklediğimden çok daha azdı. Annemle babam ailelerinin onayı olmadan evlenmişti. Bu yüzden iki aileyle de bağlarını koparmışlardı. Bildiğim kadarıyla bir amcam, bir halam ve bir de teyzem vardı. Ama içlerinden yalnızca biri beni tanıyordu. Gonca Teyze... Bir gün beni ziyarete gelmişti. Yıllar sonra ilk kez bir akrabamı görmüştüm. Ama o da beni yanına alamamıştı. Çünkü eşi bunu istememişti. O an anladım. Bazı insanlar seni tanısa bile… Hayatına dâhil etmez. Bir süre sessiz kaldı. Sonra yavaşça konuştu. "Şimdi söyle bakalım... Hangi üniversiteyi istiyorsun?" Derin bir nefes aldım. "İç mimarlık," dedim. Gözleri hafifçe parladı. "Muğla'da okumak istiyorum." Bir an duraksadım. "Hiç tanımadığım babamın mesleğini yapmak istiyorum." Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. "Baban da senin bunu seçeceğini biliyordu." Kaşlarım çatıldı. "Ne?" "Hep şöyle derdi... 'Bir kızım olursa, o da iç mimar olacak.'" Hafifçe gülümsedi. "Biz de onunla dalga geçerdik. 'Kızın olacağını nereden biliyorsun? Ya oğlun olursa?' derdik." Sesi yavaşça yumuşadı. "Üstelik o zamanlar annen sana hamile bile değildi." Kalbim sıkıştı. "Baban," dedi uzaklara dalarak, "hep bir kızı olacağına inanıyordu." Yutkundum. "Sonra annen sana hamile kaldı. Doktor kızın olacağını söylediğinde..." Bir an sustu. "İç mimarlık okuyacağını bile söylemeye başlamıştı." Gözlerinde buruk bir gülümseme vardı. "Özellikle de Muğla..." Başını hafifçe salladı. "Sanki her şeyi önceden biliyormuş gibiydi." Donup kaldım. "Bu yüzden..." dedi yavaşça. "Akyaka'daki evinizi sana bıraktı." Gözlerim istemsizce büyüdü. "Ne?" "Evet." Başını salladı. "Annenle babanla gizlice görüşen tek kişi bendim. Bu yüzden baban, olur da bir gün…

Bölümün tamamını WritePad'de oku