OD-KELEBEĞİN DÖNÜŞÜ

GİRİŞ

Yazar:

OD-KELEBEĞİN DÖNÜŞÜ – Sena kitap kapağı
OD-KELEBEĞİN DÖNÜŞÜ – Sena kitap kapağı

Ağlama, Gözünden akan acılar yüreğini kurutur, baş başa kalırsın yaralarınla. Sevme, Sevdiğin kadar sevilmezsen, sevginin bataklığında boğulurken yalnız kalırsın. "İlk karşılaştığımızda verdiğim sözü hiçbir zaman unutmayacağım. Seni her zaman koruyup seveceğim ve seni hiçbir zaman bırakmayacağım, kelebeğim." Hayat kısa bir oyun, biz de oyuncuyuz. Oyunlarda hata yapan elenirken oyuncuların ikinci şansı olmazdı. Tıpkı bizim de hata yapınca ölümün kıyısından hakemin izniyle dönemememiz gibi. Ölürsün ve büyü bozulur. Gidersen kaybedersin, hata yaparsan dönüşü olmayan yola girersin. Ben dönüşü olmayan o yolda hata yapmıştım. Ben hataların doğurduğu hata, acıların sarmaladığı küçük kız. Zalimin kızı, kalpsizin tırtılı. Soylu Alisa Havas. Hayır, ajan Alisa Havas. Karşımdaki adama gülümseyerek bakan yüzüm sanki bana ait değildi. Yüzümde maske vardı ya da yoktu ama ben güldüğümü hissetmiyordum. Hissizlikle sarmalanmış bir bedenin içinde miydim yoksa sadece izleyici miydim, emin değildim. İzlemeyi sevmezdim. Yaşamayı severdim. Okyanus gözleri, parlaklığın kaynağı olduğunu belli ederek gözlerimi kamaştırırken biraz önce duyduklarımın kalbimi hızlandırışını an be an hissettim. Yağan kar taneleri havada süzülerek kendilerini yere bırakırken soğuk aksi gibi sıcak hissettiriyordu. Karşımdaki adam ve gözleri de bu sıcaklığın sebebi olabilirdi ama sonuç olarak sıcaktı. Yanıyordum. Tenim ürperirken parmak uçlarımda yükseldiğim o saniyelerde içimden geçen tek şey sevdiğim adamın kollarında tekrardan hayat bulmaktı. Ona dokunsam nefes alacaktım, biliyordum çünkü o nefesime tat veren yegâne şeydi sefil ömrümde. Dudaklarımı araladım ki sesim çıksın, yapamadım. Konuşamıyordum, sanki dilim lal olmuştu ama hissettiklerim o kadar yoğun ve karmaşıktı ki onunla bu hisleri paylaşma ihtiyacıyla dolup taşıyordum. Kollarımı boynuna sarma amacıyla kaldırdığım ve yüzümü yüzüne yaklaştırdığım o anda, bembeyaz karların evi olan gökyüzü kendini şimşeklerin savaşına çevirdi. Gök gürültüsü melodi şeklinde yeryüzüne yayılırken şimşekler ışıklarıyla geceyi aydınlatıyordu. Korkuyla kapattığım gözlerimi araladığımda kendimi karşımda duran güvenli göğsüne atacaktım ki daha beş saniye önce gözleriyle yüzümü aydınlatan adam artık orada yoktu. Çatılan kaşlarım ve şaşkın bakışlarım afallamış yüzümde yer edinirken korkuyla çaresizce etrafa bakındım. Sadece karanlık ve gökyüzünü aydınlatan şimşekler vardı benimle. O, yoktu. Yokluğuyla bu ıssız yerde, fırtınanın ortasında tek başımaydım. Gök gürledi. Düşüncelerim şiddetlendi. Yalnızdım. Her zamanki gibi. Ya da sadece yalnızlığı arkadaş bellemiş bir oyuncu. Yalnızlığı kabullenmiş her insanın içinde ulaşılmayı bekleyen küçüklüğü vardır. Ben yalnızlığı arkadaş olarak kabul etmiş ve içindeki küçük kızı en derinine, kimsenin görmemesi için saklamış bir oyuncuydum. Bu satırlar da benim oyunumdu. Ayak parmaklarımdan başlayan ürperti bedenimi uyarırken gördüğüm rüyanın kalp acıtan gerçekliğiyle gözlerimi yavaşça araladım. Titrek vücudum soğuktan ve acıdan uyuşmuşken kendimi kalıplaşmış hissediyordum. Uzuvlarım bana ait değildi; bölünmemiştim, sanki bir bütündüm. Zaman, habersizce akarken bulunduğum odanın pencere yoksunluğundan dolayı saat tahmininde bulunamıyordum. Gece miydi, gündüz mü? Kaç gün olmuştu burada kısılıp kalalı? Her soluğumda burnuma yapışan küf ve is kokusu artık midemi bulandırmıyordu. Alışmıştım. Hem acıya hem de kokuya... Sessizlik ağır bir gürültü hissiyatında kulaklarımı uğuldatıyordu, beynim uyuşmuşluk hissinden kurtulmak istercesine zonkluyordu. Yattığım beton zeminde kımıldamadan ayılmaya çalışırken gördüğüm rüyaya tutundum. Yarım yamalak sahneler gözlerimdeki perdeye yansıdığında onun okyanuslarını gördüğüm sahnede dudaklarımda acı dolu bir tebessüm oluştu. Kurumuş ve yarılmış iki parçamdan dökülen mırıltı bir nevi isyandı. "Gecenin karanlığında hayalinle avundum rüyamda..." Her nefes alışımda kaburgalarım ciğerlerime batarken iç çekercesine soluklanmadan edemedim. Rüya olduğunu bilsem de onu görmek iyi gelmi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku