Madem
Yazar: AslanerssEce

Sisli bir hava vardı etrafta. Neredeyse önümü göremiyordum. Grili beyazlı sis bulutu yavaşça dağılmaya başladığında gökyüzünde parlayan bir şey çekti. Başımı göğe kaldırdığımda bembeyaz, parıl parıl parlayan dolunayın ışığı yüzüme yansıdı. Elimi sanki dokunabilecek gibi havaya kaldırdığımda rüzgar çıktı. Uçlarında kalın dalgalar olan kahverengi saçlarım yüzüme doğru uçuşurken duyduğum bir uluma sesiyle başımı sola çevirdim. Bir karaltı görünüyordu sisin ardında. Sisi geride bırakıp kendini görünür kıldığında kaşlarım çatıldı. Simsiyah, karanlığın rengini almış bir kurt vardı karşımda. Burnunu yukarı kaldırıp havayı kokladı. Mavi gözleri birden beni bulduğunda irkildim. Yanıma koşup tam karşımda dikildiğinde tedirginlikle birkaç adım gerilediğimde başka bir uluma daha duyuldu. Siyah kurt gözlerini benden çekmezken arkasından beyaz bir kurt koştu. Siyah kurt her ne kadar kapkaraysa beyaz kurt o kadar çok beyazdı. Beyaz kurt benim önüme geçtiğinde iki kurt karşı karşıya geldi. Sis tekrar yayılırken karşı karşıya gelmiş kurtların arasından dolunay parladı. Kar bastırırken rüzgar hızlandı. Ben geri geri giderken kurtlar benden uzaklaşırken bedenim bir şey çarpmış gibi öne savruldu. Dudaklarımdan bir haykırış dökülürken sis beni içine hapsetti. “Kahretmesin ya!” Gözlerimi şaşkınlıkla kırpıştırdım. Her şey bir rüyaydı. Birkaç saniye nerede olduğumu algılamaya çalıştım. Manolya ve Esin’le arabadaydık. Yol uzun sürdüğü için uyumuş olmalıydım. Gözlerim arabanın önünde duran ve üstünden duman çıkan arabayı görünce hayretle büyüdü. “Manolya, Esin neler oluyor?” “Kız ne oluyor gibi duruyor! İyi misiniz bari?” “Manoş, Allah seni ne yapmasın canım. Alin şimdi sen yolda uyudun, bu malda az önce kaza yaptı.” “Salak mısın Esin, keyfime mi yaptım? Oha tesla mı o? Temiz sıçtık!” “İninde bir bakalım ne olmuş.” Oflayarak arabadan indim. Aynı anda diğer arabadan üç kişi inmişti. Manolya arabasının önüne bakıp derin bir nefes aldı. Onda çok hasar yoktu ama karşı arabayı gördüğünde elleriyle yüzünü kapattı. En az bir milyonluk hasar netti. “İyi misiniz hanımlar?” Esin’le arkadaşımızın yanına gidip iki yanında durduk. Esin sırtını sıvazlarken ben karşıdakilere baktım. Bir kız, iki erkek vardı. Erkekler fazlasıyla yapılı, kızsa benim gibi zayıf ve narindi. Gülümsemeye çalıştım. Kavga çıkarsa iyice geç kalırdık. “Evet iyiyiz. Siz iyi misiniz?” “Sağol. Aceleniz mi vardı, ne diye yola bakmadan çıktınız hanımefendi yola? Ya daha önemli bir şey olsaydı?” “Konsere yetişmeye çalışıyordum. Çok çok özür dilerim, ne kadarsa öderim. N’olur kusura bakmayın.” Manolya yalvararak ezilip büzüldü. Normalde asla boyun eğmezdi ama suçlu olduğunda süt dökmüş kedi olurdu. “Önemli değil hanımefendi, sorun yok. Zaten önemsiz bir arabaydı. Kurtulmak için bahanemiz oldu.” “Ama gerçekten ödeyebilirim ben. Yemin ederim iste-” “Sorun yok denildi hanımefendi. Siz yolunuza biz yolumuza.” Bizimle ılımlı konuşan erkek yerine konuşan diğeri kızla arkadaşına işaret verdi ve birlikte arabaya bindiler. Araba şaşırtıcı bir şekilde çalıştığında Manolya derin bir nefes veridi. “Yuh! O ne karizma lan öyle!” “Esin, şu an düşündüğün bu mu cidden?” “Alin, kuşum, bebeğim, aşkım, birtanem, sen adamları görmedin galiba!” “Arabalarını pert ettiğimiz adamlar mı Esin? Yalvarırım sus ve gidelim.” Manolya pişmanlıkla arabaya binerken Esin’e susmasını söyleyen bir bakış atıp sürücü koltuğuna yerleştim. “Alin-” “Hadi bin Mano, geç kaldık zaten.” Daha fazla itiraz etmeden yanıma geçti. Zaten konser alanına az kalmıştı. On dakikalık bir yolun ardından konser alanına park ettim. Müzik başlamıştı. Koştur koştur arabadan inip bizi bekleyen Arda ve Caner’in yanına gittik. Caner sesini duyurmak için bağırdı. “Kızlar nerede kaldınız ya!” “Geldik işte Cano, takmayın! EĞLENCE ZAMANI!” Esin deli gibi bağırıp eğlenmeye başladığında sırıttım. Yeşil alana kurulan sahnenin ışıkları kararmaya başlayan havayı aydınlatıyordu. Dolu Kadehi Ters Tut grubu Madem şarkısına giriş yaptığında herkesle birlikte çığlık attık. Deli…