I.PART: AY
Yazar: Liyasalll

MİNEL LEONİDAS 19 Yaşında Aralık. Günlerden perşembe. Ellerimi havaya kaldırıp etrafımda döndüm. Aynı hareketi ayaklarımla da destekledim. Perşembeler bana kasım ayını anımsatıyordu. Tıpkı kasımpatılar gibi. "Minel!" Yumduğum gözlerimi açmam saniye sürmedi. Stüdyonun girişinde bekleyen Aleyla'ya gülerek baktım. Ve hareketimi sonlandırıp ağır adımlarla yürüdüm. "Yine kapıda mı?" İmayla bakıp sırıttı. Yanaklarımı şişirip dışarıya çıkmadan hemen öncesinde üzerimdeki tütüden kurtulmam gerekti çünkü üzerimde fazla ağırlık hissediyordum özellikle de saç diplerim içler acısı durumdaydı. Bir şekilde buraya düşmüştüm işte bir şekilde kalkmam ve dik durmam gerekti. Her şey için her şeyimi feda etmem gerekti işte. Dilimi kuruyan dudaklarımın üzerinde gezdirdim ve ardından ardıma bakmadan stüdyonun özel banyosuna girip iyice yıkandım. Saçımdaki jöle nihayetinde durulandığında garip bir his kalbimin tak ortasında durdu. Buraya ilk geldiğim anı anımsadım. Çaresizdim her şeyden kaçmak istemiş hayallerime sığınmıştım. Duştan çıktığımda dolabıma ilerleyip siyah taytımı ve uzun kollu bordo tişörtümü giydim. Islak saçlarım başta sorun çıkarsa da havlu ile kurulayıp aynadaki aksime tuhaf bir bakış attım. Son günlerde üzerimde olan yorgunluk bitmek tükenmek bilmiyordu kaldı ki yüzümün solgunluğu 'hey ben buradayım' diyordu. Yanaklarımı şişirdim ve elimle siyah tutamlarımı omzumun ardına savurdum aynanın önündeki çantamdan tarağımı ve yüz nemlendiricimi alarak yüzüme iyice uygulayıp saçlarımı taradım. Göz altlarıma fondöten uygulayıp solmuş beyaz tenimi az da olsa gözler önünden uzaklaştırmaya çalıştım. Genelde fazla dikkat çekmeyi sevmezdim. Okulda çoğu zaman en arkalarda görünmezdim. Şimdiyse her şeyden daha çok ön plandaydım. Gözler önünde dans ediyordum. Sahne beni canlandıran düşüncelerimi susturduğum bir yerdi. Sanırım benim evimdi. Yutkunup allığımdan usulca burnumun ucuna ve yanaklarıma sürdüm çillerim yoktu ama göz önünde olan yanaklarım vardı bazen bundan memnun olmasamda gözüme bazı anlarda güzel görünüyordu. Özellikle de yuvarlak bir yüze sahipseniz işte bu his giderek artıyordu. Kabanımı vs çantamı alıp stüdyodan çıktım. Rusya bu aylarda daha soğuktu özellikle de Moskova bu zamanlarda turistlerin en uğrak yeriydi. Bu yüzden bulunduğumuz yer oldukça kalabalıktı. Kapının hemen yanında bekleyen arabaya göz atıp aksi yönde yürüdüm. Ne onunla karşılaşmak ne de göz göze gelmek istiyordum. Özellikle de bu zamanlarda onunla aynı ortamda bulunmak tuhaf hissettiriyordu. "Hey!" Durmadım aksine daha da hızlandım. "Minel!" Bu son noktaydı hızlı nefeslerimde adımlarımı takip ediyordu. "Dur artık." Kolumu tutup beni duvara yaslamasıyla inleyerek gözlerimi yumdum. İç sesim susmuyordu iç sesim git diyordu. Git Minel. Buradan git. "Ne var?" Kolları temasını sürdürdü. Neden istemediğim halde yanıma geliyordu? Onu istemiyordum. Onunla olmak onun dünyasında olmak bu düşünce bile kalbimi sıkıştırmaya yetti. "İyi misin?" Sorusuna karşı gözlerimi devirdim geri çekilmek istesemde kolları hâlâ beni olduğum yerde tutuyordu. Sırtım duvara yaslı şekilde öylece duruyordum bedeni üzerime daha çok geldiğinde yutkundum. "Bunu merak etmemen gerekiyor." Çenemi dikleştirdiğimde parmağı yanağımın üzerinde dolaştı. Gözleri yine sıcaktı hep olduğu gibi sıcacıktı. "Bunu durduramıyorum." Başını iki yana salladı. Yüzü yüzüme daha çok yaklaştı. "Bu hissi nasıl aşabiliyorsun?" Gözlerime bakması gözlerinde yansımamı görmek kalbimi acıttı. "Elez." Gözlerini yumup alnını alnıma yasladı. "Söyle, ne istersen söyle yeterki susma." Fısıldadı. Elini saçlarıma doğru götürüp iç çekti. "Neden?" Sesinde acı vardı. Hissediyordum biliyordum bende aynı durumdaydım. "Nedeni yok. Sadece olmaz. Biz olamayız." Alnını alnıma sertçe bastırdı. "Bebeğim," boğuk sesi infilak etmeme neden olacaktı. Dişlerimi sıktım. Bu duyguyu durdurmanın başka yolu yoktu. "Yapma." Titreyerek geri çekilmek istediğimde "bu hissi durduramıyorum anlıyor musun?" Sorusu duraksamama neden oldu. "Asıl sen anlamıyorsun sadece…