NİSYAN

2. FIRTINANIN DİNMEDİĞİ DENİZLER

Yazar:

NİSYAN - hilal kurtiz kitap kapağı
NİSYAN kitap kapağı

2. FIRTINANIN DİNMEDİĞİ DENİZLER alacaklı topraklar, manga yüzünü dökme küçük kız, bülent ortaçgil yalnız, şebnem ferah "Elinde bütün kapıların anahtarı, Ve unutulmuş bir duvarda, kendi kapısı... Varamadı. Ora öyle karanlıktı ki Öldüğünü anlamadı." -Özdemir Asaf "Alaca hadi." Bakışlarımı heykelden çekmeden o tarafa doğru yürürken Börü kolumdan tuttu. "Bu taraftan." Onun gittiği yöne doğru adımlarken kafam arkaya dönük, bakışlarım hala heykeldeydi. Boynuzlarının arasında bir şey vardı ama tam seçemiyordum. Kuştu sanırım. Alaca kuş. Ala geyik. Üç kurt. Aç kurt. Seni öldürecek kaç kurt? Kat kat merdivenleri çıktım onun peşinden. Dizimin ağrısı başımın ağrısıyla yarışıyordu. İlaç içmesem bile su içmeye ihtiyacım vardı. Eve girdi, elini beni buyur eder şekilde içeri uzatırken, "Hoş geldin," dedi tekrar. Yüzüne baktım. Neden içten bir şekilde gülümsediğini düşünüyordum? İçeri girdim. "Gerçekten mezarlıktan korkarsan odanı değiştirteyim. Terastan görünüyor çünkü." "Bir odamın olmasına gerek yok bence." Ceketini çıkarırken, "Gerek var," dedi. "Sen niye bu kıyafetlerlesin hala?.. Göstereyim odanı." Merdivenlere yöneldiğinde itiraz etmedim, peşine takıldım. İki basamak çıktı. "Merdiven çıkamıyorsun?" Biraz gecikmişti bunu sormak için. "Çıkabiliyorum. Kötü değil o kadar." "Evi gezersin zaten. Genelde en alt katta oluruz." Merdiven çıkmaya başladı tekrar. Merdiven dönüp devam ediyordu ama arada kapı vardı, açtığında şaşkınlığıma engel olamadım. "Bu kat misafirler için. Girişi de farklı yerden. Çok kullanmayız." Kocaman bir antre vardı. Aşağısı daha gri tonlardaydı ama burası siyah, ahşap, altın tonlarındaydı. Kapıyı kapatıp merdivenleri çıkmaya devam etti. Eli karnındaki yaranın üstündeydi. "Bu kata kimse girmez. Benim yatak odam bu, yanındaki senin odan. Diğer odalar Emir'in Özgün'ün falan." "Emir Bey senin neyin? Koruman gibide, değilde." "Kardeşim olsa bu kadar sevmezdim." Merdiven odaların olduğu katta bitiyordu. Ama karşılıklı dizilmiş oda kapılarının sonunda başka merdiven vardı. "Yukarıda ne var?" diye sordum. Benim olduğunu söylediği odanın kapısını açarken konuştu. "Çalışma odam var sadece." Oda bembeyazdı. Mobilyalardan örtülere, yerdeki taşa kadar. Yalnızca camların iki yanında siyah güneşlikler vardı. "Terastan mezarlık gözüküyor dedin?" "Korkarım dedin, ben de değiştirdim..." Korkarım dememiştim, korkacağımı düşünüp daha bana bile sormadan değiştirmişti. "Tam karşındaki Özgün'ün odası. Kıyafet varsa al kendine. Uyu, dinlen." Hiçbir şey demedim. Odadan çıkmak için yanımdan geçerken durdu. Kafamı kaldırıp bakmadım ama bana baktığına emindim. Derin bir nefes aldı. "Deniz kokuyorsun Alaca," dediğinde çatık kaşlarıma yüzüne baktım. Bakışlarını gözlerimiz buluştuğu an kaçırdı. "Sevmem," derken odadan çıktı. "Konuşacağız," dememe fırsat vermeden odasına girdi. Kapısını kilitlediğini duydum. Of layarak arkasından, Özgün'ün odasına girdim. Odanın bana verdiği odadan tek farkı yatak örtüsüydü. Mordu. Odanın içindeki giyinme kısmına yöneldim. Dolaplar bomboştu. Bence bu evde uzun süredir birisi yaşamıyordu. Özgün, karışık biraz derken neyi kastediyordu? Çıktım odadan. Deniz kokuyorsun , demesinden çok rahatsız olmuştum. Sevmiyor oluşu umurumda değildi. Börü'nün odasının kapısını tıklattım. Birkaç saniye sonra açtı. Üstündeki tişört artık üstünde değildi. "Kurt?" Göğsündeki iki ayrı dövme vardı. Biri sol el izinin üstünde, kurt pençesi iziydi. Sanırım bir kesik izinin üstüne yapılmıştı. "Ben, Alaca. Kabullen artık bu durumu." Yarasına bakmayı hedeflemiştim ama başka yara izlerine takıldı gözlerim. "Beğendin mi?" "Ne?" derken yüksek sesle, şaşkınlıkla yüzüne baktım. Ne münasebet? Niye beğeneyim ben onun yara izleriyle dolu kaslı vücudunu? "Bir şey mi oldu Alaca?" "Kıyafet! Kıyafet yok hiç odada. Bana kıyafet verir misin?" "Gir al," dedi eliyle odayı işaret ederek. "Girmeyeceğim, çok rahatsız ettin beni," dedim huzursuz bir tavırla. Üzerime doğru eğilerek konuşunca afallayıp ne yapacağımı bilemedim. Bakışlarımı kaçırdım. "Niye? Babanın ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku