Nileg Günlükleri 1 - Yankı

Bölüm 6 - Kısım 3

Yazar:

Nileg Günlükleri 1 - Yankı - Ceren Oktay kitap kapağı
Nileg Günlükleri 1 - Yankı kitap kapağı

Kalkan ortaya çıkar çıkmaz, imparatorluk askerlerinin ateşlerinden korunmayı başardık. Yalnızca biz değil, yaratık da kalkanın içindeydi. Minnet dolu bakışlarını üzerime dikti, ardından doğrulup harekete geçti. Bedeni büyük ölçüde toparlanmış, eski gücüne kavuşmuştu. Bir an sonra, askerlerin üzerine şiddetli bir elektrik saldırısı yöneltti. Elektrik saldırısıyla karşılaşan askerler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Kimileri savrulup cansız bir şekilde yere yığılırken, kimileri elektriğe daha az maruz kaldığı için acı içinde çığlık atıyordu. Yaratık tiz bir ses çıkarıp yeniden saldırıya geçtiğinde hiç düşünmeden sıçradım. Bedeninde tutunabileceğim bir yer aradım, bulduğum noktadan yukarı tırmanarak üzerine çıktım. Dizgin benzeri bir şey olup olmadığını kontrol ederken sonunda iki kabloya rastladım. Onlara tutunarak yaratığı kontrol altına alabilirdim. Yaratık, üzerine çıktığımı fark etmiş olmasından mıdır yoksa kendini tuhaf hissettiğinden midir bilinmez, hafifçe hareketlenip başını bulunduğumuz alana çevirdi. Kaşlarımı çattım. “Sakin ol,” diyerek komut verdim ve durulmasını bekledim. Sesimle onu kontrol altına almaya çalışıyordum. O sırada hayatta kalan imparatorluk askerleri yeniden saldırıya geçti. Akın akın geliyorlardı; geri çekilmek nedir bilmiyorlardı. Bu kadar kalabalık olmalarını hiç beklemiyordum. Şaşkınlıktan adeta nutkum tutulmuştu. Daha önce bölgemizde çok daha fazla olduklarını görmüştüm ama şu an durum bambaşkaydı. Yaratığa komut verdiğimde yeniden saldırıya geçti. Elektrik fırlattığında düşmanlarımızın bazıları savrulup yere yığıldı. Bunun onları hazırlıksız yakaladığına emindim. Birkaç saniye sonra onu gördüm. En korkulu rüyamı… İmparatorluğun acımasız baş kumandanını. Siktir. Bu hiç iyi değildi. Onun burada olması hepimiz için büyük bir talihsizlikti. Çok güçlüydü; hem özel güçlere sahipti hem de bu güçleri imparatorluğa hizmet ederek bizleri cezalandırmak için kullanıyordu. Şimdi ne yapacaktık? Onun karşısında, o güçlerin karşısında nasıl ayakta kalacaktık? Kendimizi savunmamız neredeyse imkânsızdı… “Lanet olsun!” diye haykırdım. Gözlerim onu baştan aşağı süzerken nefretle doluydu. Birkaç saniye sonra arkasından esirler çıkarıldı. Ve onları görmemle nefesim kesildi. Hani güvendelerdi? Hani iyilerdi? Tanrım… Bana bütün gücümü kullanmam için yalan mı söylemişlerdi? Babam, annem, kardeşim… Hepsi onların elindeydi. Bu hiç iyi değildi. Ne yapacaktım? Onları nasıl koruyabilirdim? Ona karşı koyamazdım ki… Gücüm yetmezdi. Hele şimdi, her zamankinden daha da güçsüz hissediyordum. “Bana onların iyi olduğunu söylemiştiniz!” diye haykırdım. “Hani iyilerdi? Neden bana yalan söylediniz?” Gözlerim acıyla yanıyor, saniyeler geçtikçe yaşlarla doluyordu. Onun gözlerine bakarken ağlamamak için verdiğim mücadele dayanılmazdı. “İyiydi,” dedi Tarık, hayatının en büyük şaşkınlığını yaşıyormuş gibi bir sesle. “Güvendelerdi… Bu nasıl oluyor, anlamıyorum.” “Al benden de o kadar,” diye ekledi Toana. “Bu mümkün değil.” “Elissa!” dedi baş düşmanımız, güçlü ve tok sesiyle. “En sonunda kaçmayı ve güçlerini ortaya çıkarmayı başardın. Seni tebrik ederim.” “Canın cehenneme!” diye bağırdım. Boğazım neredeyse yırtılacaktı. “Ailemi rahat bırak!” “Bu o kadar kolay değil, küçük hanım,” dedi alaycı bir sesle. “Bunu yapabilmem için önce senin teslim olman, imparatorluğa boyun eğmen ve ardından infaz edilmen gerekiyor. Bir kereliğine, aile üyelerinden sadece birini sağ bırakabiliriz. Karar senin.” Bu kadar vicdansız ve soğukkanlı olmasını aklım almıyordu. Ama gerçi, İmparatorluk hep böyleydi. Kimseye acımaları yoktu. Özellikle bizim gibi özel güçlere sahip insanlardan son derece nefret ediyorlardı. Biz, onlara karşı en büyük düşmanlardan sadece ilki ve en güçlüsüdük. İmparatorluk, özel güçlere sahip olanlarla sürekli savaşmış, yakaladıklarını infaz etmiş, bazılarını geçmiş savaşlarda diri diri yakmıştı. Tıpkı eski kitaplarda anlatıldığı gibi; insanlar “Cadıyı yakın!” diyerek cadı olmayanları yaktığı gibi, gücü olmayan ve günahsız insanlar da hayatların…

Bölümün tamamını WritePad'de oku