1.NEVA
Yazar: Sinem K

Bölüm Bölüme geçmeden önce burada çok yeni olduğumu unutmayalım. Elbette hatalarım olacaktır; hepsini birlikte düzelteceğiz. Kitabıma bir şans verdiğiniz için şimdiden çok teşekkür ederim, canlarımm. 🤍 🤍 Buraya başlama tarihinizi yazabilirsiniz. 🤍 ⸻ İnsanlar, en mutlu oldukları anların hiç bitmemesini ister. Ben de tam o anlardan birindeyim. Ben Alya Neva Sancar. Akif Sancar’ın biricik kızıyım. “Günaydın babacığım.” “Günaydın, Nevam. Gel otur güzel kızım, kahvaltın hazır.” “Geldim, canım babam.” “Ee, güzel kızım, bugün neler yapacaksın?” “Ne yapayım babacığım? Her zamanki gibi kafede olacağım.” “Sen neler yapacaksın, babacığım?” “Ben de birazdan çıkacağım, güzel Nevam. Malum, suçlular beklemez.” Gülümseyerek babama baktım. Evet, benim babam bir polis memuruydu. İşini çok seven, mesleğine tutkuyla bağlı bir polis… Tam o sırada telefonumdan bildirim sesi geldi. Babam, masada telefonla ilgilenmeme kızdığı için ekrana bakamadım. “Sonra bakarım.” diye geçirdim içimden. Kahvaltımız bitmek üzereydi. Babam ayağa kalktı. “Güzel kızım, ben çıkıyorum. Sana afiyet olsun.” “Teşekkür ederim, babacığım.” Gitmeden önce yanağından kocaman, sulu bir öpücük aldım. “Seni seviyorum, babacığım. Dikkat et kendine.” “Bir şeye ihtiyacın olursa telefonum hep açık, Nevam.” “Tamam babacığım, merak etme. Ben gayet iyiyim.” Babam evden çıkar çıkmaz telefonuma uzandım. Kilit ekranını açtığımda, tanımadığım bir numaradan gelen mesajı gördüm. ‘Babanın gerçek yüzünü yakında öğreneceksin!’ Ne demekti şimdi bu? “Babamın gerçek yüzü” derken neyi kastetmişti? Hiç düşünmeden cevap yazdım. Sen de kimsin? Beni nereden tanıyorsun? Babamı nereden tanıyorsun? Merak içinde ekrana bakıp durdum. Cevap gelmeyince düşünmeye başladım. Numaramı nereden bulmuş olabilirdi? Ve en önemlisi… Babamdan ne istiyordu? Hâlâ masada oturmuş mesaj beklerken saate göz attım. 08.30 olmuştu. Artık kafeye gitmem gerekiyordu. Zaten bu sabah İnci’nin bitmek bilmeyen konuşmalarını çekecek hâlim yoktu. Aklım tamamen o gizemli mesajdaydı. Odama doğru yürüdüm. Kapıyı açıp içeri girdim. Dolabın kapağını açarak siyah dar paça pantolonumu, beyaz kazağımı ve kabanımı çıkardım. Hızlıca pijamalarımı çıkarıp üzerime pantolonumu giydim. Ardından beyaz kazağımı geçirdim ve kabanımı aldım. Aynanın karşısına geçtiğimde makyaj yapmamaya karar verdim. Zaten makyaj yapmayı pek sevmezdim. Telefonumu bir kez daha kontrol ettim. Hâlâ mesaj yoktu. Masanın üzerindeki, babamın doğum günümde hediye ettiği kol saatini koluma taktım. Kalpli küpelerimi de takınca hazırdım. Çekmeceden araba anahtarımı alıp çantama attım. Çıkmadan önce odama son bir kez baktım. Duvarlar beyazdı. Yatağım, masam, halım… Kısacası odamdaki hemen hemen her şey beyazdı. Beyaz rengini hep çok sevmişimdir. *** Kafenin önüne gelmiştim. Arabayı park edip kapıyı açtım ve dışarı çıktım. Gözlerim istemsizce kafeye kaydı. Önündeki küçük ağaçlar ve rengârenk çiçekler, burayı benim için sadece bir iş yeri olmaktan çıkarmıştı. Çünkü bu kafenin her köşesinde benim emeğim vardı. İçinde de dışında da beyaz tonlar hâkimdi. Tam da sevdiğim gibi… Kafeye dalıp gitmişken kapı açıldı ve İnci dışarı çıktı. “Günaydın, Alya Hanım.” Her zamanki gibi yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Şu kızın bitmek bilmeyen neşesine hayrandım. Gerçi bazen konuşmalarıyla insanı canından bezdiriyordu ama yine de onsuz burası eksik kalırdı. Ben de gülümseyerek karşılık verdim. “Günaydın, İnci.” “Kafede her şey yolunda mı?” “Evet, Alya Hanım. İçeride birkaç müşterimiz var zaten. İsterseniz siz odanıza geçin, ben de size her zamanki gibi bol köpüklü bir Türk kahvesi hazırlayayım.” Gülümseyerek başımı salladım. “Tamam canım. Sen kahvemi getir, ben de odama geçiyorum.” Üst kata çıktım. Odamın yanında bir oda daha vardı. Rahatsızlandığım zamanlarda orayı dinlenmek için kullanırdım. Kendi odam ise evrak işleriyle ilgilendiğim yerdi. Merdivenleri hızlıca çıkıp odama girdim. Burası da tıpkı evimdeki odam gibi beyaz ağırlıklıydı. Masama doğru yürüyüp sandalyeye oturdum. Telefonumu çıkarıp tek…