I. SARMAL
Yazar: s💌

Mardin, taşların şehri, hikayelere açılan sokakları şehri, Mardin, imkansız aşıkların şehri, en çok da benim şehrim. En güzel anılarım, çocukluğum, ilklerim, hislerim, hayallerim... Mardin'in taş sokakları hâlâ eskisi gibi gürültülü müydü? Güneş yakardı, kavururdu ama vazgeçilmez bir şehirdi benim için. O kocaman konak, o sokaklar, o nehir, o anlatılan hikâyeler, o uçurtmalar... Özlemiştim, çok. Gidemezdim çünkü zamanında orada güzel anılarımın olduğu yerde şimdi yalnız kalamazdım, birçok şeye cesaretim vardı, milyar dolarlık ihalelere giriyordum, alnımın akıyla çıkıyordum ama bir çocukluk hissine yeniliyordum, ne yazık. Gözlerim karşımdaki puslu İstanbul manzarasına çevrildi, bu şehir çok farklıydı. Kalabalık bir şehirdi, bunaltıcıydı ama benim için yalnızlığın şehriydi. Çok yalnızdım tüm kalabalığa rağmen. Gri gökdelenlerin arasında en gösterişli holdinglerden birinin on yedinci katındaydım, elimde bir bardak kahve vardı, önümdeki dosyalar, karşımdaki iki bilgisayar ve büyük ekranda sayılar dönüyordu, milyonlar ellerimin altındaydı. Her rakamı, kararı, rakibimi kontrol etmeye çalışıyordum çünkü rakamlar değişebilirdi, stratejiyle o rakamları katlamak benim için çok kolaydı. Başarım bundandı, çalışmak ve inançtandı. Ya da... Çalışmaktan başka çarem olmadığındandı. Çünkü çalıştığımda, kendimi düşünmüyordum, tek önemsediğim şey sayılardı. Başka bir şey yoktu ve sayılar benim işimdi. Şehrin güzelliği benim camımdan görünüyordu, boğazın güzelliği, koşturan insanlar, trafik, yanıp sönen trafik ışıkları... Güzeldi benim için kaostu hayatım, bu şehir benim şehrimdi, Mislina Nergis Karaer'in şehriydi. Mislina Nergis Karaer, ailesinin yüklerini sırtlanmış, onların belirlediği yolda koşmuş o insandı, hayır dememişti, her şeyi yapmıştı. Koca bir aşirete sahip ailenin, büyük holdingini kaç yıldır başarıyla yönetiyordu, ne paralar kazandırmıştı ailesine. Kendisi için ne yapmıştı? Ailesi için hayallerinden vazgeçmişti, kendisi için ne yapmıştı? Güldüm istemsizce. Hiç, koca bir hiç. Hiçbir şey. Ona verilen sarmal hayatta koşturuyor, çırpınıyor, çabalıyordu. Ama Mislina Nergis Karaer, o kızı özlemişti, küçük kızı, Mislina'yı. Mislina'nın hayalleri vardı, psikolog olmak istiyordu, birini seviyordu ve Mardin'de çok mutluydu. Mardin'di onun şehri. Şimdi, çok uzun yıllar sonra o şehre gitmek zorundaydım. Kimse için değil, işim için. Çünkü dedeme söz vermiştim. Korkuyordum, istemiyordum ama gidecektim. Sadece o ihaleyi alacak, yalnızlığıma dönecektim. Gitmeyecektim o nehire, dolaşmayacaktım sokakları, taş evlerin düz çatılarına bakıp hayal kurmayacaktım. Hayaller çocuklar içindi, benim işim gerçeklerleydi. Ben Mislina. Mislina Nergis Karaer. Ünlü Karaer Group'un varisi, Mislina Nergis Karaer. En prestijli okullara gitmiş, yüksek puanlarla mezun olmuş, Mislina Nergis Karaer. Yıllardır kendi hayalleri dışında her başarıya imza atmış, Mislina Karaer. Kimisinin hayallerini yaşıyordum belki ama kendi hayallerimi yaşamaktan acizdim. "Ecem borsada ne durumdayız?" "Yüzde seksen yükselişteyiz Mislina Hanım, son çöküşten sonra yükseliyoruz gittikçe. Hamleniz oldukça işe yaradı." Gülümsedim. "Şu Mardin'deki görüşme için tarih belirlendi mi?" Bir yandan da maillerimi kontrol ediyordum, cevap vermem gerekenlere hızla cevap yazıyordum. "Evet Mislina Hanım, bu hafta sonu görüşmeye gidebilirsiniz, uçağı ve konağı ayarladım." "Söyle Ayşin de gelsin, onu da istiyorum." "Avukata ihtiyacınız neden olsun ki?" Karşımdaki asistanıma baktım. "Sözleşme için, Ecem." Gülümsedi. "Eminsiniz anlaşacağınızdan." "Şaşırtmış gibi bu seni," dedim ve sert kahvemden bir yudum aldım ama hemen yüzüm buruştu. Bunu kaç saat önce getirtmiştim kim bilir? "Kahvenizi tazeleyeyim hemen," dedi ve ayaklandı Ecem. "Ben alırım," dedim ve koltuktan kalktım. "Biraz yürüyeyim." "Mislina Hanım," dedi yalvarır gibi. "Babanız görürse..." "Bana yolla Ecem, bana söylesin ne söyleyecekse. Sen boşuna yorma o güzel kıvırcık kafanı." Güldü, eli saçlarına gitti hemen. Odamdan çıkıp cam pencerelerin bizi ayı…