XVIII. SARMAL
Yazar: s💌

Ben Gökalp'i yıllardır tanıyordum, onu yeni tanımamıştım. Evet, belki tanıyacağım yönleri vardı fakat bazı şeylerden emindim. Bu yüzden yine biliyordum ki, bir şey vardı. Bir haftadır eve gelmiyordu mesela. Şirkete de uğramıyordu. Doktoru da özellikle uyarmıştım, sonucu kimseye söylememesine dair. Kızlar meraktan ölse de söylememiştim, çok kimseyle konuşmamıştım zaten. Şimdi Ayşin'le yemeğe çıkmıştık. "Söyleyecek misin artık?" "Hayır," dedim ve suyumu içtim. "Alkol kullanmıyorsun, yani hamilesin." "Canım istemiyor, midem kötü. Yediklerim yüzünden reflü atağı geçiriyorum yine." "İlaçları kullanıyor musun?" Gözlerini kıstı. "Böyle öğrenemezsin," dedim fısıltıyla. Ofladı. Yemeklerimizi yedik sessizce. Davalardan bahsetti, saçma salak davalar vardı, onlarla uğraşıyordu. Yarın Gökalp'in de katılması gereken bir toplantı vardı şirkette. Gelecek miydi çok merak ediyordum. Eve bile gelmiyordu çünkü. Onu hiçbir yerde görememiştim. Bir şeylerden kaçmak onu kurtarmazdı. Yaptığı sadece beni üzerdi. "Mislina sen iyi değilsin," dedi Ayşin elimi tutarken. İç çektim. "Gökalp eve gelmiyor. Çocuğumuzun olmasını istemediğimi sanıyor. Sadece... Biraz daha zaman istemiştim." "Erkekler biraz maldır Mislina, düşünmezler pek. Birden sinirlendi, eve gelmemesi de tamamen aptallık, başka bir şey değil." "Daha evleneli iki ay bile olmadı Ayşin, korkmam çok normal değil mi?" "Normal canım," dedi elimi okşarken. "Çok normal. Gökalp'in salaklığı, düşünmüyor. Sen o bebeği taşıyacaksın, sen zorlanacaksın, sen uyuyamayacaksın, sen belki de işe ara vereceksin, sen doğuracaksın, sen lohusa olacaksın, senin psikolojin alt üst olacak." İç çektim. Gözümden yaş süzüldüğünde, "Şşt," dedi. "Gel eve gidelim." Başımı salladım. Gözlerimi silerek ayaklandım. Hesabı ödeyip eve geçtiğimizde, ev çok boş geliyordu. Çünkü Gökalp yoktu. Kokusu gitmişti evden, bundan nefret etmiştim. Üzerime pijamalarımı giydim, saçlarımı bağlayıp salona geçtim. Ayşin de üzerine pijama giymişti, bize çay yapmıştı. Yavaşça sessizlik içinde çaylarımızı içerken kapı çalındı. Heyecanla ayaklandım. "Gökalp'tir belki," dedim ve kapıya koştum. Açtığımda gördüğüm yüzle kaşlarım çatıldı. Melih sırıttı. "Geçen hastanedeymişsiniz, hamile misin yoksa?" Kaşlarım daha çok çatıldı. Bu adam nasıl öğrenebiliyordu bunları? "Benim her yerde adamım var Mislina, hemşire söyledi bana." "Hangisi?" Sırıttı. "Adamımı ifşa etmem." Üzerime baktı. "Nasıl da güzelsin ev halinle." Derin bir nefes aldım. "Git buradan." "Videoyu hatırlatmaya geldim Mislina," dediğinde buz kestim. Ona nefretle baktım. "Git," dedim sertçe. Karşı evin kapısı açıldığında, kalbim korkuyla kasıldı. "Ne işin var lan senin burada?" Göksel'in sert sesiyle Melih arkasını döndü. Islık çaldı. "Sen de güzel hatunmuşsun aslında." Göksel tokadı Melih'e yapıştırdığında Melih güldü. "Eli de ağırmış," dedi alayla. "Siktir git," dedi Göksel. Melih sırıttı, bana baktı. "Seçim senin," dedi ve merdivenlerden inmeye başladı. Göksel sertçe bana baktı. "Neden geldi bu buraya?" "Bilmiyorum," dedim hızla. "Biliyorsun Mislina! Yalan söyleme bana, bir şey varsa söyle, bileyim." "Yok bir şey!" "Mislina," dedi uyarır bir tonda. "Bir şey varsa biz hallederiz Göksel Hanım," dedi Ayşin kapıya yaklaşıp. "İyi akşamlar," dedi ve kapıyı kapattı. Sertçe bana baktı. "Ne videosu?" Birden ağlamaya başladım. Öyle ki, ayakta duramayıp yere çöktüm, ağlamaya devam ettim. "Mislina," dedi endişeyle. Eğilip, yanıma oturdu. "Ne videosu canım?" Hıçkırıklar içerisinde ağlarken olanları anlattım. Gözleri şokla irileşti. "Öldürür Gökalp onu," diye fısıldadı. Başımı salladım, daha çok ağladım. "Kaos istemiyorum Ayşin, istemiyorum!" "Çözecek biri var ama hoşuna gitmeyecek." "Kim?" *** Sabahın erken saatlerinde, giyinmiş bir şekilde özel restoranda bekliyordum. Bu son şansımdı, başka şansım yoktu. Gökalp belki çok kızacaktı ama bunu onun için yapıyordum, ondan ayrılmamak için yapıyordum. Beklediğim adam geldiğinde ayaklandım, elimi uzattım. Sıktı elimi. "İyi görünmüyorsunuz Mislina Hanım," dedi Lev…