NEFES NEFESE

10. BÖLÜM

Yazar:

NEFES NEFESE – Zey Ra kitap kapağı
NEFES NEFESE – Zey Ra kitap kapağı

Hayat sürprizleri severdi. Bazıları yüz güldürür, bazılarıysa yüz soldururdu. Ve beni genellikle ikincisi bulurdu. Üzerimden atamadığım ve kolayca atamayacağım şokla Yavuz'u izliyordum. Kulaklarım yanlış mı duymuştu yoksa Cesur'a abi diye mi seslenmişti? Aralarındaki bu samimiyet ne zaman ve nasıl gerçekleşebilirdi? “Hoş geldin,” dedi Cesur elini birkaç kez Yavuz'un omzuna vurarak. Bana olan öfkesini öyle güzel maskelemişti ki Yavuz'la ilgilenirken kimse onun aslında beş dakika öncesine kadar öfkeden çıldırmak üzere olduğunu düşünmezdi. “Tuna sana kalacağın odayı göstersin. İyice dinlen, gücünü toparla. Sonrasına beraber bakacağız.” “İyiyim ben, beklemek istemiyorum,” dedi sanki yürürken karnındaki yarayı tutan o değilmiş gibi. Cesur kaşlarını çattığında az önceki öfkesinin yerini koruduğunu fark ettim. “Doktor sana bakacak ve o ne derse o olacak,” dedi itiraz istemeyen bir tonla. “Nasıl anlaştığımızı unutma.” Yavuz'un dişlerini sıktığını anlamak zor değildi, bir süre sessiz kaldı ama sonunda konuştuğunda istemeye istemeye kafasını sallayarak, “Tamam abi,” dediğini duyunca kendimi tutamadım. “Ne abisi Yavuz? Ne diyorsun sen? Ne abisi?” Yavuz sözlerimi duymazdan geldi ve bahsedilen odaya gitmek için Tuna'nın yanına döndü. Çaresizlikten ve sinirden ağlayacaktım, neden beni yok sayıyordu? Tuna da benimle hiç göz teması kurmadı, bunu sorularımdan kaçmak için yaptığını anlayabiliyordum. Yavuz, Tuna'nın ardından yeniden asansöre yönelirken engel olma niyetiyle atılıp kolunu yakaladım. “Allah’ını seversen... sen ne yapıyorsun Yavuz? Burada işin ne? Bunlarla işin ne senin?” Öylece durdu. Ne bana baktı ne de cevap verdi. Şimdiye kadar yüzleşmekten korktuğum ve kaçtığım adam, artık tarafıma bile bakmıyordu. Ben sanki yoktum, ölmüştüm. Sanki sesim kulaklarına ulaşmıyor, havada parçalanıyordu. “Yavuz,” dedim fısıltıyla. Bağırışımı duymadı, yakarışımı duyar sandım ama tek yaptığı kolunu çekerek tutuşumdan kurtulmak oldu. Ardında bıraktığı beni umursamadan sarsak adımlarla asansöre ulaştı ve sırtı dönük şekilde kalarak kapıların kapanmasını bekledi. Göğsüme ok fırlatılmış gibi sarsıldım, ellerim sızlayan kalbimin üzerine konarken başımdan aşağıya soğuk suların boşaldığını hissettim. Hemen sonra ayağımın altındaki yer sarsıldı, dengemi kaybettim. Sesler teker teker silinirken netliği bozulan gözlerim hâlâ Yavuz'un üzerindeydi. Uzuvlarıma olan hâkimiyetimi kaybettiğimde bedenim çuval gibi yere yığıldı. Kafamı çarpacağımı biliyordum ama kendimi koruyamayacak kadar kayıp bir hâldeydim. Sadece acıyı hissedeceğim anı beklerken bir el kafamla zeminin arasına girerek beni asıl darbeden korudu. Kim olduğunu göremesem de oydu, biliyordum, Cesur'du. Eva'nın anlık çığlığı uzaklarda çalınan bir müzik gibi kulaklarımı yokladığı sırada artık açık tutmakta zorlandığım gözlerim hâlâ Yavuz’daydı. Asansördeki aynadan neler olduğunu görmüş, çıkan seslerden anlamıştı ama bir kez bile ardına dönüp bakmamıştı. Elini yumruk yapıp deli gibi sıktığını ayırt edebilmiştim ama hepsi buydu, bundan ibaretti. Yanıma ilk koşan Cesur olmuştu, Eva olmuştu ve hatta ne ara geldiğini anlamadığım Akın bile başımdaydı. Ancak Yavuz oralı bile olmamıştı. Sonra Tuna sorun olmadığından emin olunca düğmeye basarak kapıların kapanmasını sağladı. Gözümden kayan bir damla yanağımdan süzüldü, yere düştüğünde çıkardığı o minik ses kulaklarıma ulaşan son ses oldu. ××× Beyazıt Yetimhanesi kaldığım bir önceki yetimhaneden biraz farklıydı. Burası daha küçüktü ve sadece kız çocuklarına özeldi. Artık on bir yaşındaydım, her şeye rağmen büyümüştüm. Buradaki annelerin ve öğretmenlerin gözdelerinden biriydim, çünkü hiç sesim çıkmazdı ya da hiçbir şeye itiraz etmezdim. Ne denilirse yapardım, gürültü çıkarmazdım, çoğunlukla konuşmazdım, hatta ara sıra kurduğum kelimeler cümle olmaya bile yetmezdi. Tamam, evet, teşekkürler... Hiç arkadaşım yoktu. Bazen etrafımdaki kalabalığa imrenen gözlerle bakardım. Sek sek oynayan, ip atlayan ya da bebekleriyle evcilik oynayan minik grupların arasında olmanın nası…

Bölümün tamamını WritePad'de oku