NEFES NEFESE

9. BÖLÜM

Yazar:

NEFES NEFESE – Zey Ra kitap kapağı
NEFES NEFESE – Zey Ra kitap kapağı

Çoğunlukla Bağdatlı lakabını kullanmayı tercih eden Hasan, kapıyı tutan iki adamın kendisine saygıyla selam vermesini kafasını sallayarak karşıladı. “Nedir durum?” diye sorarken dudakları arasında kıstırdığı kürdanı habire çeviriyordu. “Aynı abi, değişen bir şey yok.” Eliyle işaret vererek kapının açılmasını istediğini belirtti. Adamlardan biri hızla sözsüz emrini yerine getirdiğinde Hasan ellerini ceplerine tıkarak odaya girdi. Kendi odasından hiçbir farkı bulunmayan alanda gözlerini ağır ağır gezdirdi. Sonunda odadaki koltukta kendinden geçmiş bir şekilde yatan adamı kadrajına aldığında çehresinden geçen şeytani sinsiliği bastırmaya bile çalışmadı. Sahip olduğu tek dayısı olan Tolga Zafer'in, sahip olduğu tek oğlu olan Yiğit'le anlaşabildiği söylenemezdi. Hatta bazen onsuz her şeyin daha iyi olacağını düşünürdü, çünkü Yiğit problem çıkartmak dışında hiçbir işe yaramazdı. Koltukta oturur şekilde sızan ve yüzü tanınmayacak hâlde olan adama iyice yaklaşarak ona kafasını iki yana sallayarak baktı. Cesur Çağlayan’dan yediği dayaktan sonra kendine gelmesi birkaç gün sürmüştü. Herif, Yiğit'i iyi benzetmişti. Yüzü gözü şişlik ve morluklarla doluydu. Patlamış, ayrıca kuruyup çatlamış dudakları hafif aralıktı. Onu uyandırma endişesi taşımadan gürültüyle hareket ettiği için Yiğit ara sıra kıpırdansa da gözlerini açmamıştı. Hasan, “Şu hâline bak,” dedi yazık dercesine kafasını sallarken. “Adam seni dümdüz etti. Kaç kez daha senin yüzünden yeraltında dayıma gülecekler? Düşüncesiz it.” Ona karşı beslediği öfkenin ucu bucağı yoktu. Sahip olduğu statüyü umursamadan rezil rüsva etmesine artık katlanamıyordu. Çünkü Hasan, olduğu konuma gelebilmek için çok uğraşmış, dayısının gözünde kalabilmek için dişini tırnağına takmıştı. Yiğit ise doğuştan birçok hakka sahipti ve buna rağmen gerekeni yapamayacak kadar aptaldı. “Gün gelecek seni tamamen bitireceğim,” dedi yemin edercesine inançla. “Yerini aldığımda neyi kaybettiğini ancak anlayacaksın ve işte o zaman iş işten geçmiş olacak, kuzen .” Yiğit yine hafifçe kıpırdandı, ancak yine uyanmadı, belki de uyanamadı , çünkü önündeki sehpanın üzeri boş içki şişeleriyle ve tozlarla doluydu. Fakat Hasan onu uyandırmak için güzel bir yol bulmuştu. Yarım kalan içki şişelerinden birine uzandı ve içindeki sıvıyı Yiğit'in kafasına yaklaştırıp hiç acımadan suyu yüzüne boca etti . Hasan'ın nezdinde Yiğit güzel uyandırılmayı bile hak etmiyordu. Genç adam çarpılmış gibi yerinden sıçrayarak uyandı. “Ne? Ne oluyor lan?” diye bağırırken ellerini yüzüne götürüp ıslaklıktan kurtulmaya çalıştı . Zar zor aralamayı başardığı göz kapaklarının ardından tepesindeki adamı seçebildiğinde, “Hasan!” diye adını haykırırken yerinden kalkabilse onun boğazına yapışacağı sesinden bile okunuyordu. Ancak Yiğit elini bile kaldıramayacak hâlde uyuşmuş durumdaydı. “Uyandırma servisini beğenmedin galiba,” dedi Hasan alayla. “Ama sen adam olana kadar böyle be Yiğit. Ya adam olursun ya adam ederiz.” “Ulan b u piçliklerinin hesabını soracağım senden,” dedi Yiğit öfkeyle. Dili sürçüyor, kelimeler dudaklarından eksik ve hatalı dökülüyordu. Hasan'ı pataklama arzusuyla yerinden kalkmak istese de tek yapabildiği koltukta biraz kaykılmaktan ibaretti. “Bu saldırgan hâllerin seni dümdüz eden Cesur’a da sökseydi ya,” dedi Hasan. Dudaklarındaki sinsi sırıtış insanı delirtecek cinstendi. “Bir araba dayak yedin hâlâ akıllanmadın lan.” Yiğit ellerini yumruk yaparken, “Siktir git başımdan!” diye bağırdı. Hasan'la hiçbir zaman anlaşamamıştı. İlişkileri hep sürtüşmeyle geçerdi ama son olaylardan sonra onu görmeye bile tahammülü yoktu. “Ne kadar da hatır bilmezsin. Baban yanına bile uğramıyorken her gün seni görmeye geliyorum ama yine de yaranamıyorum, şuna bakın hele.” “Babam bugün yanıma uğramaz, yarın uğramaz ama bir gün illa ki uğrar, çünkü bana mecbur. Ben onun tek oğluyum. Ama sen, sen sadece sığıntısın! Ağzınla kuş da tutsan yerin belli, asla ilerisi olmayacak,” dedi Yiğit, Hasan'ın suratındaki neşeyi dağıtmak istercesine hırsla. Günlerdir bu odadaydı.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku