Nar Çiçeği Sokağı

8- Yanlış kişi doğru zaman

Yazar:

Nar Çiçeği Sokağı – Sevim Ogmenoglu kitap kapağı
Nar Çiçeği Sokağı – Sevim Ogmenoglu kitap kapağı

Kaan Yanlış zaman, doğru insan ya da doğru insan yanlış zaman yanılsamaları çoğu zaman insan için içinden çıkılmaz hâle gelebiliyor. Mangalın başında sanki atom parçalıyor gibi odaklanmış, başımın dibinde durup çevresine garip bakışlar atan Sezen'i arada yukarıdan izliyordum. Aynı zamanda şarkı da mırıldanıyordum. Sezen'in dikkatini çekmiş olacağım ki, elini saçlarıma koyup sürttü: "Sen bence şarkı söylemekten yakamayacaksın mangalı?" "Yaktım ya Sezen," dedim. "Daha ne yakayım?" Göktuğ bana öylece bakarken yalandan samimi bir ifadeyle ona baktım. "Yardım etsene devrem?" Göktuğ bana kısa bir bakış attı: "Devrem?" Dedi. "Asker arkadaşı olduğumuzu düşünmüyorum?" Deyip şakaya vurdurdu. Araya Sezen girdi aniden: "Sen benim devremsin Kaan," dedi gülerek. "Hatta ranza arkadaşıydık seninle." "Hadi canım?" Dedim. "Bir kere bir ranza arkadaşım vardı. O üstte ben altta..." Birdenbire anlatmaya başladığım askerlik anısıyla Sezen bana dikkat kesildi. "Eee," dedi. Ben bir yandan mangalı yelliyor, diğer yandan da birdenbire aklıma gelen askerlik anımı anlatıyordum. "İşte, ben 22 yaşında falanım, üstteki çocuk da aynı. Sabah oldu falan filan. Her şey tıkırında ilerliyor." Selen'in, Göktuğ'un ve Sezen'in bakışlarını hissediyordum. Bir de ortaya nereden çıktığını bilmediğim Emir'in. "Anlat anlat." Dedi Selen. "Merak ettim." "İşte o arkadaşımla en yakın arkadaştık. Kendisi köpeklerden de korkardı. Sabah içtiması için çıktık. Sağ dön sola dön mevzusu geçti..." Selen'in tahammül edemeyen bakışlarını gördükçe anlatma hevesim geldi. "Çocuk da köpeklerden korkuyormuş. Küçükken kangal ısırmış mı kovalamış mı artık...Hatırlamıyorum. Neyse, köpek bize yaklaşınca hoşt dedi, kış kış dedi, köpeği korkutmaya çalıştı. Duraksadım. "Meğer köpek komutanın köpeğiymiş." Bir an sessizlik oldu. "İki gün boyunca," dedim, mangala üflerken, "Çocuğa köpekten özür dilettiler. Öksürüp sesimi kıstım. Sezen'e fısıldar bir sesle: "Ve bana." Dedim. Sezen'den kahkahalar yükselirken Göktuğ ve Selen ona sanki öldürecekmiş gibi bakıyordu. "Askeri düzen çok disiplinli bir yer." Dedi Göktuğ. "Mesleğim ya, iyi biliyorum." "Evet." Dedim konuyu kapatır bir ses tonuyla. Ağzımı bozmak istemediğimden. Bade Sezen "Tamam hadi bırakın her şeyi." Dedim. "Benim karnım kurt gibi aç." "Sen?" Dedi Kaan. "Senden olsa olsa kurtçuk olur, miyavcık olur Sezen." "Sor bakalım Göktuğ'a, nefes aldırıyor muyum ona?" Dedim gülerek. Aynı şekilde Göktuğ'a baktım. Kaan yine beni neredeyse umursamayarak pişirdiği köfte ve tavukları tabağa doldururken Göktuğ'a baktı. "Öyle mi Göktuğ?" Dedi. Göktuğ ise gözlerini devirip Selen'e baktı. "Öyle diyorlar." Dedi. Kaan'a 'minicik' bir bakış atıp kendimi topladım. İçimde bir yerlerde aptal yerine konulmanın karşı konulamaz intikam ateşi yükseliyordu ama belli etmiyordum. Abim hızla gelip Kaan'ın başına şakalaşarak vurdu: "Senin gerçek devren benim oğlum." Dedi ve dolu tabakları Kaan'ın elinden aldı. Herkes birbiriyle konuşup gülüşüyordu. Acaba her mahalle böyle miydi bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu anın çok güzel oluşuydu. Her şeyin başladığı yere dönmüştüm bir an. Ramazandı. Günün yorgunluğu ve susuzluk o kadar başıma vurmuştu. "Anne susadım." Dedim. Annemse umursamaz bir ifadeyle yüzüme baktı. "Top patlayacak birazdan. Sonra bol bol içersin su." Hiçbir şey söylemedim ve dışarı çıktım. Kocaman bir masa kurulmuş, herkes ne yaptıysa üzerine koyuyordu. Ardından arkadan annem ve ablam geldi. Masaya kızarmış tavuk ve kızarmış patates koydular. En sevdiğim iki yemek de burada duruyordu. Ardından uzun boylu, karşıdan gözleri masmavi renk görünen, sarıya dönük kumral olduğunu düşündüğüm bir çocuk yaklaştı masaya. "Sen mi yaptın bunları?" Dedi. Onu tepeden tırnağa süzdüm. "Hayır." Dedim nazikçe. Sonra gülümsedim. Sonra devam ettim: "Seni daha önce hiç görmedim burada." Göz rengini o an gerçekten tam seçemiyordum ama kahverengi gibiydi, mavi gibiydi de. Garip, karışık bir renk vardı gözlerine. "Göktuğ ben. Memnun oldum. Sen de Sezen olmalısın?" "Bade denmesini tercih ederim."…

Bölümün tamamını WritePad'de oku