Nar Çiçeği Sokağı

7- Düğün Ve Cenaze

Yazar:

Nar Çiçeği Sokağı – Sevim Ogmenoglu kitap kapağı
Nar Çiçeği Sokağı – Sevim Ogmenoglu kitap kapağı

♪Bölüm Şarkıları ♪ • Müslüm Gürses- Aşk Tesadüfleri Sever ♪•♪ Sezen Aksu-Kaçak ♪•♪ Sezen Aksu-Pardon ♪•♪ Sezen Aksu- Erkekler ♪•♪ Sezen Aksu-Gülümse Yazar'dan Genç kız kapının önünde öylece oturup dururken mahallenin tam anlamıyla dert babası Senem ablasını gördü. "Abla..." Dedi. "Nasılsın?" "İyiyim kuzum." Dedi Senem. "Sen nasılsın?" "Ben de iyiyim. Nereye böyle telaşlı telaşlı?" "Annenleri akşam pikniğini unutmaması için tekrar hatırlatmaya geliyordum." Bade'nin kaşları havaya kalktı. "Piknik mi var?" "Evet. Ablanla annen sana söylemedi mi?" "Hayır abla, ben haber veririm annemlere." "Sağ ol güzelim." Senem ilerlerken Bade bir anda ona tekrar seslenince geriye döndü. "Abla! Kim gelecek pikniğe?" "Aman be kızım, herkes gelecek işte." Bade gözlerini devirdi. "Anladım." Senem biraz daha ilerleyip, mahalle kahvesinin önünde duran birkaç yaşlı amcaya selam verdi. Gözlerinde hafif bir gülümseme vardı. Bade ise olduğu yerde durup, piknik haberinin getirdiği karışık duyguları sindirmeye çalışıyordu. Piknik... Herkesin geleceği yer... Onun için ne ifade ediyordu peki? Bir yandan heyecan, bir yandan da hafif bir sıkıntı kapladı içini. Çünkü piknik demek, kalabalık demek, konuşmak demek, herkesin gözü önünde olmak demekti. Bade biraz nefes almak için mahalleden çıkıp, sokağın köşesindeki Nar Çiçeği ağacının altına doğru yürüdü. Birkaç adım atmıştı ki, arkasından gelen sesle irkildi. "Bade, bekle!" Ses, mahallenin popüler çocuklarından Emir'den geliyordu. Saçları hafifçe dağınık, gözlerinde her zaman olduğu gibi biraz ukalalık vardı ama bu seferki sesi daha samimiydi. Bade dönüp baktı, yüzünde şaşkınlık ve biraz da tebessüm vardı. "Ne var Emir?" "Piknikten bahsediyordun değil mi? Eğer istersen... birlikte gidebiliriz." dedi ve göz kırptı. Bade, bir an tereddüt etti, sonra hafifçe başını salladı. "Olabilir..." Gülümsedi. "Belki yani..." Emir de gülümsedi. "Haber verirsin.'' Bade başını evet anlamında salladı ve hızla bahçeye girdi. Bahçede onu deminden beri izleyen Göktuğ'u fark etmemişti ki, Göktuğ onun tuttu. "O çocuk kimdi Bade?" "Hangi çocuk?" "Soruyor musun bir de?" Bade başını hiçbir şey anlamamış gibi evet anlamında salladı. "Sana o çocuk kim dedim Bade?" "Hangi çocuk?" "Şey... O bir arkadaş. Mahalleden." "Fazla samimi konuşuyor seninle?" Göz bebekleri büyümüştü. Göktuğ'un sesi hafifçe sertleşmişti, ama içinde bir kıskançlık gizliydi. Bade, gözlerini kaçırarak cevap verdi: "Hayır, sadece piknikten bahsediyordu. Birlikte gidebiliriz demişti." Göktuğ kaşlarını çattı, ama hemen sakinleşmeye çalıştı. "Öyle mi... Yine de dikkat et kendine, tamam mı? Böyle şeylere pek alışkın değilim ben." Bade hafifçe omuz silkti, sonra bahçenin kenarına doğru yürüdü. "Tamam, Göktuğ. Teşekkür ederim." Göktuğ arkasından bakarken, içten içe içindeki karışık duyguları bastırmaya çalışıyordu. Piknik, onun için sadece bir gün değildi; Bade'nin başka biriyle yan yana olması fikriyle savaşan kalbinin sınavı olacaktı. Dışarıda Nar Çiçeği ağacının dalları hafifçe sallanırken, mahalle akşamın sakinliğine doğru süzülüyordu. Bade evin içine girip kendini yatağının üzerine atmıştı. Birdenbire bahçenin tahta kapısının çarpma sesini duydu. O tarafa bakan camının kenarından dışarı bakıyordu. "Selen burada ne işin var senin?" Dedi Göktuğ. "Ne işim mi var? Sana hesap vermem gerekiyor mu?" "Ben senin sevgilinim Selen. Kendine gel." "Az önce Bade'ye hesap verdirirken beni düşünmüyordun." "Sen de Kaan'lasın. Biraz saklamamız gerekiyor o kadar." "Bıktım her şeyden." Dedi Selen. "Senden de aptal nişanlından da. Lan nişanlın nişanlıma yürüyor Göktuğ." Bade camdan onları izliyordu. Göktuğ'un Selen'i öptüğünü görünce kalbi sıkıştı, içinde fırtınalar kopuyordu. Ama Selen'in asla pes etmeyen o dik duruşu, ona karşı bir şeyler uyandırmıştı. Göktuğ'un sesi alçaldı, gözleri karanlığa karışırken içindeki çatışmayı yansıtıyordu. Selen'in kararlı bakışlarıyla karşı karşıya duruyordu. "Biz..." dedi tekrar, "Onları aldatıyoruz." Selen hafifçe başını salladı, gözlerinde öfke ve kırgınlık…

Bölümün tamamını WritePad'de oku