Nar Çiçeği Sokağı

6- Belki onlar da...

Yazar:

Nar Çiçeği Sokağı – Sevim Ogmenoglu kitap kapağı
Nar Çiçeği Sokağı – Sevim Ogmenoglu kitap kapağı

Kaan'dan Selen'e baktığımda kendimi garip hissettim. Selen'de olmayıp Bade'de olan şey neydi? Selen benim nişanlımdı ama onun yanında kendimi garip hissediyordum. Selen'le yan yana yürüyorduk. Parmak uçlarımız bazen birbirine değiyor, ama o anlarda bile aramızda bir yabancılık hissi vardı. Gülümsüyordu. Her zamanki gibi zarifti, şık giyinmişti, saçlarının her teli özenle taranmıştı. Ama... Ama kalbim susuyordu. Birden, Bade'nin kahkahası geldi aklıma. O kadar da özel bir şey söylememiştim halbuki, ama o gözlerimin içine bakıp gülmüştü. Gerçekten gülmüştü. Bade'yle konuşurken zaman kayıyordu elimden, sözcükler dizginlenemeyen atlar gibi akıyor, ben kim olduğumu unutuyordum. Selen'le ise... sanki kendimi sürekli anlatmak zorundaydım. Sessizliklerimiz bile gergindi. Konuşmasam suç işlemiş gibi hissediyordum. "Selen," dedim yavaşça, "Mutlu musun bizimle?" Bir an durdu. Kaşlarını hafifçe çattı, ama toparladı hemen. "Elbette," dedi, "Neden sordun bunu birden?" Yutkundum. "Bilmiyorum. Belki de... bazen düşünmeden edemiyorum." "Sen mutlu değil misin, Kaan?" İşte o soruyu beklemiyordum. Gerçekten mutlu muydum? Selen'le bir ömür geçirme fikri huzur verici olabilir miydi? Ailem onu seviyordu, arkadaş çevremizde uyumlu duruyorduk. O iyiydi. "Evet." Dedim. "Mutluyum." "Güzel. Mete'yle karşılaştım bugün." Dediğinde ona baktım. "Ee," dedim. "Ne konuştunuz?" "Akşam yemeğe çağırdı bizi. Zaten mahalledeyiz de işte. Öyle. Akşam yemeğe buyrun gelin dedi." "Olur, gideriz. Bi' el okey de atarız." Selen'e göz kırptım. "Sonra bize geçeriz?" Selen göz devirip güldü. "Şaka yaptım bu arada." diye altyazı geçtikten sonra ben de güldüm. Selen'le evlerimize giden iki çatallı yoldan birimiz sağa, birimiz sola girmiştik. Ne anılarım vardı bu Nar Çiçeği Sokağında böyle. Mete'yi yanında birkaç bizim gruptan çocukla görünce yanlarına doğru ilerledim. Herkes yine ya camında, ya bahçesinde, bahçesi olayanlar da kapısının önünde oturuyorlardı. Mete'nin koluma elini vurmasıyla irkildim. "Ne oldu lan?" Dedi dalga geçerek. "Nişanlını mı düşünüyorsun?" "He," dedim. "Bulamadım nişanlımı düşünüyorum." "Oturun, bi çay koyayım!" diye bağırdı karşı evin bahçesinden Güllü teyze. Mete'yle göz göze geldik, "Hadi," dedim. "Çay varsa, muhabbet de vardır." Diğerleriyle birlikte bahçeden girip ortada duran büyük masaya oturduk. Herkes kendi hayatını konuşuyordu, Güllü teyze bize öyle bakarken güldü. "Oğlum arkadaşlarına bisküvi de çıkar!" diye seslendi yanımdaki oturan oğlu Ali'ye. "Aman anne," dedi Ali. "Tamam çıkarırım." "Boş ver sen Güllü teyzem." Dedi Mete de. "Biz sevmeyiz bisküvi falan. Zahmet etmeyin." "Aaa olur mu canım öyle şey? Kalk bakalım Ali." Dedi tekrardan. Ali de malum kaderine razı gelip kalkıp mutfağa gitti. "Eee," dedim ellerimi iki yandan kavuşturup. "Daha daha ne yapıyorsunuz?" "Sinirleniyorum." Dedi Mete. "Niye lan? Şekerini mi çaldılar?" Diye atladı Mehmet. Tam o sırada bahçe kapısı aralandı. İçeri Bade girdi. Üzerinde sade bir elbise vardı. Elinde bir tabak kek, ardından Göktuğ geldi. Bade tebessüm etti, ama bakışları hepimizden sıyrılıp bana değdi bir saniyeliğine. Sadece bir saniye... ama o saniye benim içimde bir yeri yaktı. "Annem gönderdi bunu," dedi Bade. "Sıcak sıcak yiyin diye ısrar etti." Tabağı masaya koydu. Göktuğ da hemen arkasından gelip Bade'nin yanına oturdu, kolunu sandalyenin arkasına attı. Bade belli belirsiz kıpırdandı, ama ses etmedi. "İyi akşamlar millet," dedi Göktuğ, sesi yüksek, kendinden emin. "Siz hâlâ eski köşedesiniz ha?" Kimse bir şey demedi. Selen de aniden bahçeye daldığında Mehmet kekin üzerindeki cevizleri kontrol ediyordu, Ali mutfağa gidip geldiği için terlemişti. Mete bakışlarını kaçırdı. Ben... Bade'nin parmaklarına odaklandım. Tabağın kenarını sıvazlıyordu parmaklarıyla. O bilekler... zamanında birlikte bisiklet sürdüğümüz günlerden kalan küçük yara izleri. Unutmamıştım. "Sen nasılsın Kaan?" dedi Bade bir anda. Kısa ama net bir soruydu. Göktuğ göz ucuyla bana baktı. Ama Bade gözlerini kaçırmadan bekledi. "İyiyim," ded…

Bölümün tamamını WritePad'de oku