Nar Çiçeği Sokağı

Bölüm 4: Kahve.

Yazar:

Nar Çiçeği Sokağı - Sevim Ogmenoglu kitap kapağı
Nar Çiçeği Sokağı kitap kapağı

♪Bölüm Şarkıları ♪ • Sezen Aksu-Vazgeçtim ♪•♪ Sezen Aksu-Firuze ♪•♪ Sezen Aksu-Begonvil ❀❀❀❀❀ Kaan'dan Gece olmuştu. Yağmur yağıyordu . Sokağın başında durmuş, Bade'lerin bahçesinde açan nar çiçeklerine bakıyordum. Islak dallar arasında kıpırtısız duran çiçekler, bir türlü eksilmeyen bir sessizliğe benziyordu. Çok fazlalardı. Sanki birinin fazlalığını örtmeye çalışır gibiydiler. Mete'yi fark etmedim. Sessizce yaklaşmış. Omzuma dokunduğu an irkildim, başımı çevirdiğimde karşımdaydı. Kaşları hafif çatılmıştı, meraklı gözlerle bana bakıyordu. "Neye bakıyorsun öyle?" dedi. Sesi geceyi deldi. İrkilmemin ardından gelen bu ani soruyla afalladım. Dudaklarımı araladım ama bir cevap bulamadım. Ellerimi cebime sokup başımı çevirdim. "Hiç," dedim. "Öylesine." Ama değildi. Gözümde çiçekler değil, eskiden orada gülümseyen bir yüz vardı. Şimdi ne o gülümseme vardı, ne de o bahçede gülünecek bir şey. ''Bize gelsene...'' Dedi Mete beni kolumdan çekerek. ''Oğlum, ayıp olmasın?'' ''Sanki daha önce hiç görmedin bizimkileri, onlar da seni görmedi.'' O sırada bahçeden içeri girmiştik. Sezen kapıyı açtığında ilk Mete'yi gördüğünü fark ettim, sonra da beni. Donuk gülümsemesiyle geriye çekilip geçmemize izin verdi. Salona girdiğimde Sezen'in annesi Feride abla ve Sezen'in ablası vardı. Nasılsınız faslını geçtikten sonra, daha önce görmediğim ya da görmediğimi sandığım bir adama baktım. Sezen, yani Bade'm, beni gözüyle işaret etti. ''Bade, onun kolunu tutup önüme kadar getirdi. ''Kaan,'' dedi bana bakarak. ''Kaan abi yani, bu Göktuğ, nişanlım. Daha önce karşılaştınız ama hatırlamıyorsunuz sanırım.'' Sonra kahve gözlerini Göktuğ'a çevirdi. ''Göktuğ, bu da abimin arkadaşı, Kaan abi.'' Sonra Göktuğ'a gülümsedi. ''Ben isterseniz size kahve yapayım, olur mu?'' ''Yok,'' dedim bir kerede. ''Annem bekliyordur beni evde. Ben gideyim.'' Bade bana gözlerini devirdi. ''Kaçıyor musun yani?'' Sonra konuşmaya Mete karıştı. ''Bade, abine saygılı ol.'' Bade dudaklarını büküp arkasına yaslandı, sonra göz ucuyla bana baktı. Ama bu defa gözleriyle alay etmiyordu. Sanki bir şey demek istiyor ama hangi kelimeye sığınacağını bilmiyor gibiydi. Göktuğ, Bade'nin ablasının yaptığı kahvesinden bir yudum aldı. Sessizdi. Fazla sessiz. Benim orada bir sandalye gibi durduğumu fark ettim. Fazlalık. Nar çiçekleri gibi. Suskun. Kıpırtısız. Ayağa kalktım. "Ben çıkayım," dedim tekrar. Feride abla kibarca "Otursaydın oğlum biraz daha," dedi ama sesi alışılmış bir nezaketin içindeydi. Samimiyetin değil. Kapıya yöneldim. Bade arkamdan kalkmadı. Yani, Sezen. Yani, Bade'm. Artık kimse kimse değil gibiydi. Sadece o nar çiçekleri vardı gerçek gibi. Kapıyı açtığımda arkamdan gelen sesi duyunca bir an duraksadım. "Biraz beklesene," dedi Bade, fısıltı gibi. ''Efendim?'' Ayağa doğruldum. O konuşmadan tekrar ben konuştum. ''Kızım sen hayırdır?'' Sesim sert çıkmıştı, farkındaydım. Ama içerideki o tanımsız ağırlık, Bade'nin gülümseyen dudaklarının ardında birikmiş suskunluk beni yormuştu. Onunki gibi bir sessizliğe artık tahammülüm yoktu. Hele hele nar çiçekleri kadar fazlayken... Kapının kenarında durmuş, bana bakıyordu. Gözlerinde öyle tanıdık bir kırgınlık vardı ki, içim titredi. Ama geri adım atmadım. "Bir şey mi oldu yani?" dedim bu sefer daha yumuşak bir sesle. "Bana ne demeye çalışıyorsun, Sezen?" Bir an sustu. Sonra ellerini kavuşturup önünde tuttu. Gözlerini yere indirdi. ''Yine gel olur mu?'' Gülümsedim. ''Olur.'' Bade'den: O gittikten sonra kapıda biraz durdum. Yağmurun toprağa karışan o keskin kokusu ciğerlerime doldu. Burnumun ucunda bir sızı hissettim, hem serinlikten hem içeride kalan şeylerden. Toprak gibi ağırdı. Sessizlik gibi tanıdık. Nar çiçekleri gibi fazlaydı. Biraz burada kalsam, kime ne zararı olabilirdi ki? Zaten içerideki herkes birbirine yeterince yabancıydı. Göktuğ bile. Hele Kaan... O iyice başka bir gezegen gibiydi. Ama yine de niye böyle davrandı? Ne bu trip, ne bu kaçış? Sanki yemeğe zorla oturtmuşum gibi surat yaptı. Sanki gülümsemem, hayatına kast etmiş gibi. Sanarsın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku