namlunun ucundaki güven

Zamanın Kararttığı İzler

Yazar:

namlunun ucundaki güven - Zedu kitap kapağı
namlunun ucundaki güven kitap kapağı

7. Bölüm: Zamanın Kararttığı İzler Sızıntı ve Güvenin Çöküşü O kanlı temizliğin ardından geçen haftalar, yeraltında suların durulduğu yanılsamasını yaratmıştı. Kırımlı İmparatorluğu'nun mutlak kraliçesi olarak tahtımda oturuyordum ancak bu kez yalnız değildim; arkamda, ruhumu emanet ettiğim o çelikten gölge vardı. Demir’le yaşadığımız o fırtınalı yakınlaşma, aramızdaki bağı profesyonel bir sadakatin çok ötesine taşımıştı. Ona tamamen açılmıştım. Hayatımda ilk defa gardımı indirmiş, kimsenin bilmediği, konseyi tek bir hamlede felç edecek en gizli lojistik rotalarımızı ve yeni operasyon planlarımızı bir gece yarısı onun kollarındayken fısıldamıştım. Dünyada o bilgiyi bilen sadece iki kişi vardı: Ben ve Demir. Ancak yeraltı dünyası, en ufak bir zayıflığı bile affetmeyen acımasız bir canazardır. Sadece üç gün sonra, o odada Demir’in kulağına fısıldadığım şifreli sevkiyat rotası havaya uçuruldu. Adamlarım infaz edildi, milyonlarca dolarlık silah deposu polis ve rakip aileler tarafından basıldı. Bilgi sızmıştı. En mahrem, en ölümcül bilgi, birileri tarafından servis edilmişti. Odamın ortasında duran Selim, elindeki istatistik raporlarını bırakırken yüzüme bakamıyordu. "Eda Hanım," dedi sesi titreyerek. "Bu rotayı Selim olarak ben bile bilmiyordum. Sistemde hiçbir dijital iz yok. Bu bilgi sadece sözlü olarak aktarılmış olabilir." Gözlerim, kapının önünde bir heykel gibi dikilen Demir’e kaydı. Yüzünde her zamanki o profesyonel, donuk ifade vardı. Ama benim içimde bir şeyler o an, binlerce parçaya ayrılarak kırıldı. Ona olan aşkım, yerini buz gibi bir idrake ve göğsümü deşen bir güvensizliğe bıraktı. İlk başlarda bunu ona hiç belli etmedim. Masada yine onunla çalıştım, emirleri yine ona verdim, dikiz aynasından bana bakan o karanlık gözlerine aynı soğukkanlılıkla karşılık verdim. Fakat zamanla, araya aşılmaz duvarlar örmeye başladım. Dokunuşlarından kaçtım, odama girmesini yasakladım, sesindeki o sıcaklığı her duyduğumda içimdeki o bodrum katının soğukluğuna sığındım. Demir, ne olduğunu anlamaya çalışır gibi bana yaklaştıkça, ben profesyonel bir mesafe koyarak ondan santim santim uzaklaştım. Güven, yeraltında bir kez kırıldı mı, bir daha asla yapıştırılamayacak tek camdı. 1. Yıl: Firar ve Diz Çöken Sadakat Tam bir yıl geçmişti. İçimdeki o şüphe ve kırılmışlık beni yiyip bitirmişti. Kırımlı İmparatorluğu'nu Selim’e ve sadık komutanlarıma devrederek, Demir’in ruhu bile duymadan, gece yarısı şifreli bir pasaportla yurtdışına kaçtım. İzimi kaybettirmek için her şeyi yapmıştım; İtalya’nın kuzeyinde, Como Gölü yakınlarında izole, küçük bir kasabaya yerleştim. Kendime yeni bir hayat kurmaya çalışıyordum ama geceleri yastığa başımı koyduğumda, rüzgarın sesinde bile onun adımı haykırışını duyuyordum. Onu her şeyden, herkesten çok özlüyordum. İçimdeki o boşluk onun kokusuyla, o tütün ve odunsu parfüm karışımıyla dolmayı bekliyordu. Ama mantığım, kalbimin çığlıklarını susturuyordu. O bir hain olabilirdi. Gidişimden tam kırk iki gün sonra, yağmurlu bir İtalya akşamında evimin kapısı sertçe çalındı. Kapıyı açtığımda karşımda sırılsıklam olmuş, gözleri kan çanağına dönmüş, sakalları uzamış bir Demir buldum. Eski o jilet gibi takım elbiseli adam gitmiş, yerini yıkılmış bir enkaz almıştı. Beni gördüğü an, o çelikten gövdesinin sarsıldığını gördüm. İçeri girmeye yeltenmedi bile. Kapının eşiğinde, yağmurun altında durdu. Gözlerindeki o saf çaresizlik ve yoğun aşk içimi dağladı. "Neden?" diye sordu, sesi hırıltılı ve darmadağındı. "Beni neden bu cehennemde tek başıma bıraktın Eda? Sana ne yaptım?" "Bilgi sızdı Demir," dedim, sesimi olabildiğince profesyonel ve duygusuz tutmaya çalışarak. "Sadece ikimizin bildiği bilgi. Sen benim güvenimi öldürdün." Demir, duyduğu sözlerle sarsıldı. İnanamıyormuş gibi başını iki yana salladı. O yeraltının diz çöktüremediği, kurşunların yıkamadığı bordo bereli adam, o an sırılsıklam mermerlerin üzerine, tam karşımda diz çöktü. Ellerini dizlerime doğru uzattı ama dokunmaya cesaret edemedi. Başını kaldırıp gözlerimin içine…

Bölümün tamamını WritePad'de oku