namlunun ucundaki güven

Küllerin İçinden Kalkan İmparatorluk

Yazar:

namlunun ucundaki güven - Zedu kitap kapağı
namlunun ucundaki güven kitap kapağı

6. Bölüm: Küllerin İçinden Kalkan İmparatorluk Zaman, o an benim için kavramını yitirmişti. Babam Kadir Kırımlı'nın soğuk namlusu tam alnımın ortasındaydı. Ekranlardaki adamlarımın korku dolu bakışları, salonun içine sinen o asit kokusu ve amcam Tarık’ın o zafer sarhoşu, hırıltılı nefesi... Her şey bir kabustu, ama kurşun gerçektı. "Diz çök, Eda," dedi babam. Sesi o kadar duygusuzdu ki, sanki kendi kızına değil, yabancı bir düşmana hitap ediyordu. "Diz çök ve Kırımlı imparatorluğunun aslında sana ait olmadığını, sadece bir emanetçi olduğunu bütün dünyaya haykır." Tam o anda, Demir’in elinin titrediğini hissettim. Ama korkudan değil, öfkeden. O, her zaman mesafeli, her zaman soğukkanlı olan adam, o an bir volkan gibi patlamaya hazırdı. Gözlerini babamın namlusundan bir saniye bile ayırmıyordu. "Diz çökmeyeceğim," dedim. Sesim, kendi kulaklarıma bile yabancı gelecek kadar güçlü, buz gibi ve keskin çıktı. Ölümün kokusunu aldığımda, içimdeki o küçük kız çocuğu ölmüş, yerine küllerinden yeniden doğan bir anka kuşu geçmişti. "Kırımlı adını sen kirlettin babam. Sen, kendi kanını bir avuç zehir için satan bir korkaksın." Babamın parmağı tetiğe giderken, o an gerçekleşen şey ne bir mucizeydi ne de bir şans. O, bir eğitim ürünüydü. Demir, imkansız bir hızla hareket etti. Babamın elindeki silahı havaya savururken, aynı anda yerden kaptığı bir mermer parçasını, kameraların tam lensine fırlatarak canlı yayını kararttı. "Şimdi!" diye kükredi Demir. Salon bir anda cehenneme döndü. Demir, beni o ana kadar hiç olmadığı kadar korumacı bir şekilde, adeta bir zırh gibi gövdesine sarıp kolonun arkasına çekti. Ateş açtık. Her kurşunumuz bir ihaneti, her mermimiz bir intikamı temsil ediyordu. Babam ve adamları, ekranın kararmasıyla şaşkına dönmüş, karanlıkta birbirlerini vurmaya başlamışlardı. Demir’in o kusursuz askeri disiplini, bu kaosun içinde bir pusula gibiydi. "Bunu planlamıştım," diye fısıldadı Demir, mermisi biterken şarjörünü değiştirirken. "Eda, Selim’i daha önce uyardım. O oda boştu. Canlı yayındakiler sadece bir kurguydu, adamların güvenli bir tünele tahliye edildi. Selim'in yüzündeki şey, sadece basit bir tiyatro makyajıydı. Sana o acıyı yaşatmak zorundaydım ki, onların seni hazırlıksız yakaladıklarını düşünsünler." Şoka girdim. Demir, benim bile bilmediğim bir karşı-operasyon yürütmüştü. O, sadece korumam değil, bu savaşın beyniydi. Çatışma şiddetle sürerken, babamın ve amcamın kaçış yolunu kestiğimizi anladılar. Tarık’ın o hırıltılı küfürleri, salonun her yanından yankılanıyordu. Kendi kurdukları tuzak, şimdi onları yutuyordu. Demir’in profesyonelce yönlendirdiği sadık adamlarım, salonun her tarafından içeri daldılar. Tarık, tekerlekli sandalyesinde çaresizce sağa sola çarparak kaçmaya çalışırken, Demir’in kurşunuyla o meşhur, sahte gururu bitti. Babam Kadir Kırımlı, o an bir köşeye sinmiş, yıllarca kurduğu tüm planların çöküşünü izliyordu. Silahımı yavaşça ona doğrulttum. "Beni öldürmek istedin," dedim, namlunun soğukluğunu hissederken. "Bana hayatı değil, acıyı öğrettin. Şimdi, mirasını teslim etme vakti." Babamın gözlerinde, o hiç görmediğim pişmanlığı ya da korkuyu değil, sadece bir boşluk gördüm. "Bizim kanımızda merhamet yok Eda," dedi. "Sen beni öldürsen bile, içindeki o karanlık asla yok olmayacak." Tetiği çektim. Silahın sesi, malikanenin yüksek tavanlarında yankılandı ve Kırımlı imparatorluğundaki son ihanet sayfası kapandı. Savaş bitmiş, dumanlar dağılmıştı. Malikanenin içi, bir zamanlar görkemli olan o salon, şimdi sadece bir harabeydi. Ama içimdeki o boşluk, babamın ölümüyle dolmamıştı. Aksine, sanki dünya biraz daha hafiflemişti. Demir, yanıma geldi. Üzeri toz, barut ve benim kanımla kaplıydı. O an, profesyonel bodyguard maskesi tamamen düşmüştü. Elimdeki silahı yavaşça alıp yere bıraktı. Ellerimi tuttu, yüzümü avuçlarının arasına aldı. "Bitti," dedi, sesi o kadar içten, o kadar huzurluydu ki, o an hayatımda ilk defa güvende olduğumu hissettim. "Artık kimse sana zarar veremeyecek. Artık bu imparatorluk, sadece senin de…

Bölümün tamamını WritePad'de oku