namlunun ucundaki güven

İhanetin Çıplak Flaşı

Yazar:

namlunun ucundaki güven - Zedu kitap kapağı
namlunun ucundaki güven kitap kapağı

4. Bölüm: İhanetin Çıplak Flaşı Selim odadan çıktıktan sonra duvarlar üzerime yıkılmaya başladı. Koskoca Kırımlı İmparatorluğu, üzerine bastığım o devasa mermer zemin, altında ezildiğim o kanlı taht... Hepsi koca bir yalandan ibaretti. Yıllarca yasını tuttuğum, mezarının başında antlar içtiğim babam Kadir Kırımlı, öz kızını bir liman pisliğinde yem etmek için kardeşiyle el sıkışmıştı. İçimdeki profesyonel mafya lideri bir anlığına sustu; yerini o karanlık bodrum katında annesinin kanlı şalına sarılan kimsesiz kız çocuğuna bıraktı. Nefes alamıyordum. Göğüs kafesim daralıyor, yaralarım değil, ruhum kanıyordu. Kapı hafifçe aralandı. İçeri giren Demir, yüzümdeki o darmadağınık ifadeyi gördüğü an adımlarını hızlandırdı. O her zamanki mesafeli duruşu, koruma protokolleri, aramızdaki o görünmez ama kalın çizgiler saniyeler içinde yok oldu. Gözlerindeki o yoğun endişe, yeraltının en sert adamını bile yumuşatacak cinstendi. Kendimi tutamadım. Hayatımda ilk defa birine karşı gardımı tamamen indirdim. İki adımda yanına ulaşıp ellerimi onun o geniş, çelik gibi sert göğsüne yasladım ve yüzümü omzuna gömerek ona sıkıca sarıldım. "Babam..." dedim, sesim hıçkırıkların arasında boğulurken. "Babam beni öldürmek istemiş Demir. Yıllardır ölü bildiğim babam... Beni o limanda öldürecekmiş." Demir, bu ani hamlem karşısında bir an duraksadı. Kaslarının gerildiğini, nefesinin kesildiğini hissettim. Ama sadece birkaç saniye sürdü. Ardından, o devasa ve güven veren kolları belimi sardı. Beni o kadar güçlü, o kadar sahiplenici bir şekilde göğsüne bastırdı ki, sanki dışarıdaki tüm o hain dünyayı benden uzak tutmak istiyordu. Bir eli saçlarımın arasına sızdı, hafifçe okşadı. "Buradayım," diye fısıldadı, sesi bu defa sadece bir korumanın değil, canı yanan bir adamın tonundaydı. "Ben buradayım Eda. Kimse sana dokunamaz. Baban bile olsa, geçemez beni." Onun o odunsu, sert kokusu genzime dolarken yanaklarımın alev alev yandığını hissettim. Bir mafya liderinin korumasına sığınması, onun kollarında teselli bulması kelimelerle anlatılamayacak bir çekimi ve utancı aynı anda doğuruyordu. Kalbimin ritmi, yaralarımın sızısını bastıracak kadar hızlanmıştı. Aramızdaki o elektriklenme, acımın ortasında bile kendini hissettiriyordu. Ancak bu huzur, sadece birkaç dakika sürdü. Ertesi sabah malikane, acı acı çalan telefonlar ve kapıya dayanan adamların ayak sesleriyle inliyordu. Selim, elinde bir tabletle odama daldığında Demir de hemen arkasındaydı. Selim’in yüzü bu kez limandaki pusudan daha beter bir korkuyla kaplıydı. Tableti önüme fırlattı. "Eda Hanım, mahvolduk. Bir sızıntı var ama bu kez yeraltından değil, magazin dünyasından." Ekrana baktım. Gördüğüm manşet başımdan aşağı kaynar sular dökülmesine yetti. Dün gece, revir odasının hemen dışındaki balkona hava almak için çıktığımızda, Demir’in beni teselli ettiği, birbirimize sarıldığımız o anın fotoğrafı en net haliyle karşımdaydı. Açık pencereden, bahçedeki ağaçların arkasına gizlenmiş bir paparazzi tarafından çekilmişti. "KIRIMLI İMPARATORLUĞUNDA SKANDAL AŞK! Yeraltının Karanlık Kraliçesi Eda Kırımlı, Yeni Bodyguardının Kollarında!" Haber sosyal medyaya düşeli henüz birkaç saat olmuştu ama binlerce kez paylaşılmıştı. Yeraltı dünyasında imaj her şey demekti. Bir kadın lider olarak zayıf görünmem, korumamla bir aşk dedikodusuna karışmam, masadaki diğer ailelerin gözünde beni açık bir hedef haline getirirdi. "Bu bir paparazzi işi değil," dedi Demir, ekrandaki fotoğrafa profesyonel bir gözle bakarak. Sesi buz gibiydi. "Bu açıdan çekim yapabilmek için profesyonel bir lens ve malikanenin dış güvenlik çemberini bilmek gerekir. Güvenlik kameralarının kör noktasını kullanmışlar. İçeriden yardım almışlar." "Amcam..." diye mırıldandım, dişlerimi sıkarak. "Ya da babam. Beni masada itibarsızlaştırmak istiyorlar." Olaylar tam anlamıyla kontrolden çıkmak üzereyken, masamın üzerindeki şifreli kırmızı telefon çalmaya başladı. Bu telefon sadece konsey toplantıları veya en üst düzey acil durumlar için çalardı. Arayan, yeraltının en e…

Bölümün tamamını WritePad'de oku