7 | BENİ VURAN SENSEN, ŞEYTANLAR BİZE AĞLASIN ♱
Yazar: Neravale

Sonunda ilk kez uzun olmayan bir süre sonra merhabaa 𓍢 X| Neraavale (X de çok aktifim, özellikle her bölüm sonu bölümle ilgili kesitleri kullanarak soru cevaplar ve s. yapıyoruz, hemen gelin siz dee.) İnstagram| Neraavale Oylarınızı ve yorumlarınızı esirgemeyin ⚘ Keyifli okumalar ☙ 7 | BENİ VURAN SENSEN, ŞEYTANLAR BİZE AĞLASIN ♱ Sabahın köründe babasının talimatlarıyla yine bir yerlere gitmek zorunda kalmıştı İshak. Hep böyle olurdu. Babası nereye ne için gitmesi gerektiğini söylerdi. Ne yapması gerektiğini, nasıl oturması, nasıl kalkması, nasıl konuşması, nasıl yemek yemesi, nerelerde okuması hatta kimle evlenmesi gerektiğini bile babası belirlerdi. Kendi hayatının iplerini babasının eline ne zaman verdiğini hatırlamıyordu ama son iki şeyi yapmamak için ne kadar direndiğini çok iyi hatırlıyordu. Okulunu kendisi seçmiş, kendisi kazanmış, okuduğu müddetçe babasından ne maddi ne de manevi hiçbir destek almamıştı. Okulu bitince buraya gelmek zorunda kalmıştı. Babası zorlamıştı çünkü. Adamın eli fazla uzundu. Nereye istese oraya ulaşabiliyordu. İshak Fransa'da çok güzel tıp eğitimi almış olsa bile ne kendi mesleği ile ilgili ne de mesleğinden bağımsız hiçbir iş bulamamıştı. Babası bulduğu tüm işlere alınmamasını sağlamış, kendi ayakları üzerinde durmasına engel olmuş, çocukken olduğu gibi kendisine bağımlı bir evlat yetiştirmeyi başarmıştı. Fakat evlilik konusunda bu gücü yakalayamamıştı. Sayısız kızla buluşturmuştu diplomatik bağlarını güçlendirmek için evlensin diye. İshak her kızda bir kusur bulmuş, evlenmeyi reddetmişti. "Önce JW Marriott Marquis'te bir toplantımız olacak saat ikide, saat altıda da bir toplantı var ama mekan belirtilmedi henüz, bir de saat yedide Heysem Bey'in kızı Süreyya ile akşam yemeği yiyeceksin." dedi Lazar İshak'ın bugünkü tüm programını anlatarak. Hevessizce onayladı İshak. Üç ayrı rolünü oynayacaktı. Neyse ki bunları aklında tutmasına gerek yoktu. Lazar gününü planlıyor, yönlendiriyor, nerede nasıl rol yapması gerektiğini söylüyordu. Sadece bugün biraz yorgun hissediyordu. Dün gece uyumayıp sabaha kadar Sahra'ya doktorluk yaptığı içindi belki de. Ama derinlere inersek neden böyle hissettiğini çok iyi biliyordu. Doktorluk yormazdı asla onu. Rol yoktu çünkü. Rol yapmadığı bir gecenin sabahında yine role girme düşüncesiydi onu yorgun düşüren. Hevessiz adımları zaman bulmuş tamir yüzünden 150. kattan 149. kata uzanan merdivenlerde ilerlerken ince bir ses duyup alnını ovuşturan ellerini gözünün önünden çekti. Lazar hala bir şeyler anlatmaya devam ederken sesin kaynağını bulmak için adımları hızlanmıştı. Sanki birisi ağlıyordu ama ağlamaktan daha çok melodiye benziyordu ses. Merdiven basamaklarını hızlı adımlarla inip en son üç basamağın üzerinde oturmuş, başını kendisine çektiği dizlerine yaslayarak oturan sarı saçlı kızı gördü. Sesin kaynağı oydu. Lazar da hemen yanında bitip patronunu çatık kaşlarla izlerken kıza doğru ilerledi İshak. Buz mavisi renginde, yaz enerjisi yayan ve üzerinde sarı çiçekleri olan bir elbise giyinmişti. "Küçük hanım." diye mırıldandı İshak kızın koluna hafif dokunarak. Küçük hanım demişti çünkü buradan baktığında on sekiz, on dokuz yaşındaymış gibi duruyordu. "İyi misiniz?" Kız başını hızla kaldırıp ürkek bakışlar attı önündeki adama. Ardından hızlı hızlı İshak'ın anlamadığı dilde bir şeyler söylemeye başladı. "YA possorilas' so starshim bratom i prishla syuda, chtoby privesti mysli v poryadok, no potom upala s lestnitsy — u menya bolit zapyast'ye, kabluk slomalsya, a vashego yazyka ya ne znayu... da i vy, navernoye, moyego tozhe; k chemu ya voobshche eto govoryu? Okh!" (Abimle kavga ettim, buraya gelip kafa dinlemek istedim merdivenlerden düştüm, kolumun bileği acıyor, topuklumun topuğu kırıldı ve dilinizi de bilmiyorum işte, muhtemelen siz de benim dilimi bilmiyorsunuzdur, neden konuşuyorsam offf!) İshak ve Lazar hiçbir şey anlamayarak birbirlerine baktıklarında kız önüne dönüp daha şiddetli ağlamaya başladı. Arapça bilmediğini anlayınca İngilizce konuşmaya başladı İshak. "İn…