4| SEN VE YAKTIĞIN AVUÇLARIM 𓌻
Yazar: Neravale

Selamlarrr 𖦹 Yazarken vay be dediğim bir bölümdü umarım siz de okurken öyle dersinizzz Keyifli okumalarrr ༄ Ve oylarla yorumlarr canlarım, kaç kişi için yazdığımı bileyim olur muu ꨄ︎ 4| SEN VE YAKTIĞIN AVUÇLARIM 𓌻 17 Nisan. 2030. BAE. Dubai. Kahve tonlarının hâkim olduğu büyük oda tek ışık almıyorken ve korumalar her an karşılaşabilecekleri tehlikeyi göz önünde bulundurup tetikte, hazır beklerken dairevi masanın çevresinde tam yedi kişi oturuyor, toplantının başlamasını bekliyordu. Her biri birer güç kaynağı, karanlığı çevrelemiş, boynuna dolamış ve bütünüyle ona bulaşmış insanlardı. Dünyanın dört bir yanından gelmiş bu kişiler kendi kıtalarının gizli sahipleri sayılırdı. Yüzleri tanınmıyordu. İsimleri her zaman sahte olur, gittikleri yerlerde asla iz bırakmazlardı. Bazıları büyük devlet kurumları ile kapışırken bazıları onlardan bile üst katmanlarda yer alırdı. Başlarında kimse durmazdı. Hepsi adeta bir örümcek ağının teli gibi birbirine bağlı ve mahkumdu. Biri giderse ağ parçalanır, hiçbir av yakalanamazdı. Bu yüzden her zaman kendilerinden önce diğer altı kişiyi korurlardı. En iyileri, en kötüleri onlardı ve şimdi buradalardı. BAE'de. Onun ülkesinin gelişmelerini tartışmak için toplanmışlardı. İmran Şahmirzan. İsmi ve yüzü herkese açık olan tek kişiydi. Hep öyle olmuştu. Asla saklanmamış, görüneni oynamıştı. Şimdi doğru stratejisi sayesinde buradaydı. Senelerce direnmişti onlardan biri olmak için ve sonunda savaşını kazanmıştı. Kendisiyle birlikte sevdiği her şeyi kaybetse bile. "Herkes buradaysa sadete geçeceğim." dedi fazla uzatmadan. Bir şeyleri uzatmayı sevmezdi. "Murjan için kabul edilen aday başkan seçilemedi, oradan sağlayacağımız gelir bu sene de olmayacak." Murjan, BAE'nin en gözde toprağıydı. Stratejik bakımdan konumu çok güzel bir yerdeydi. Ticaret merkezi sayılırdı ama senelerdir ki eğilmiyor, yıkılmıyor, duruşunu dimdik koruyordu. Kimin sayesinde olduğunu İmran çok iyi biliyordu. İlk bir kadın için başlayan savaş, aynı kadının hatırası uğruna sürüyordu. "Neden?" dedi İmran'ın çaprazında duran sarı saçlı adam. Üzerinde bulunduğu konumdan farklı olarak hiçbir şey yoktu. Ne bir dövme, ne bir damga. Vücudu tertemizdi. Sadece onun değil, İmran'dan başka her birinin vücudu aynıydı. Böyle olmalılardı. Sıradan. Göze batmayan. Diğer insanlardan farkı olmayan. "Bu yıl oradan çok iyi gelir elde edeceğimizi söylemiştin ama işler planladığın gibi gitmemiş görünen." "Her yıl aynısı oluyor." dedi İmran'ın tam karşısındaki adam. Ensesinde topladığı siyah saçları hiç hoş durmuyordu. "Bizi umutlandırıp elimiz boş göndermen hiç hoş değil dostum, bunun bir bedeli olur biliyorsun değil mi?" "Olacak." dedi İmran net sesiyle. "Abu Dabi'den elde ettiğim tüm geliri ortak döngüye yatıracağım, bu senin için yeterli mi dostum?" Son sözü imayla söylemesi karşısındaki kişiyi güldürmüştü. İki yana açtı ellerini. "Elbette." "Peki ya Murjan?" diye sordu başka bir ses. "Öylece boş mu kalacak, ne oldu da başkan seçilemedi, döngüye dahil olacağını söylemiştin, biliyorsun ki orası sadece para için elde etmek istediğimiz yer değil, döngüdeki itibarını da hayli iyileştirecekti." Başını ağır ağır salladı İmran. "Biliyorum, eğer seçimim yeterince doğru olursa altı aya kalmaz bizim olacak." "Seçim?" diye sordu sol yanında oturan kişi. "Murjan'a yeni birisini mi yönlendireceksin? Bu kez hayatta kalmayı başaracak birisi mi, çünkü son beş senede tam yedi güçlü adam kaybettik, sekizincisi, dün suikaste uğrayan neyse ki bizden değil de halktan birisiydi." "Doğru." dedi İmran yanındaki adama hak vererek. "Çok kişi kaybettik ama kendi canına bile sahip çıkamayan birisi Murjan'a zaten sahip çıkamazdı, yeni birisini seçtim, öldürülmesi o kadar da kolay olmayan birisi." "Kim?" diye sordu sağındaki adam. "Tanıdığımız birisi mi?" "Hayır." dedi İmran netçe. "Kendisini değil, onu yetiştireni tanıyorsunuz." Herkes dikkat kesildi. "Egemen Perker Kaya." Birkaç kişi başını ağır ağır sallarken birkaçı sessizce dinlemeye devam etmişti. "Kendisi Murjan başkanı olmak içi…