MUMYA

Lanetli Mumya

Yazar:

MUMYA – Hacer Kübra Gümüş kitap kapağı
MUMYA – Hacer Kübra Gümüş kitap kapağı

🏛️ Günlerden Pazar ve herkesin bir bahane ile -daha doğrusu müdürün işine gelen herkesin bir bahane ile- izin aldığı büyük temizlik günü. Toplamda yedi çalışanız ve hepimiz kadınız. Müdürümüz Ekrem Bey her hafta sonu aldığımız notları gözden geçirir ve ona göre bir sonraki haftaya başlarız. O gün de yine sıra ile dizilmiş tek tek haftalık notlarımızı veriyorduk. "Serap sen notlara pek bir şey yazmamışsın." "Evet Ekrem Bey, bu hafta çok ziyaretçi vardı. Onlarla ilgilenirken pek vakit bulamadım." "Tebrik ediyorum seni. Ziyaretçiler her zaman bir numara olması gerekiyor." Serap, sarışın ve alımlı biriydi. Arkeolog olması da hepimiz içinde bir üst seviyede olması için yeterli görülüyordu. Müzede çalışan bir arkeologsanız bu yeterli gelmeyebilir ama Serap için öyleydi. "Naz senin notların da çok değil ama lahitlerin olduğu yerde toz mu buldun?" "Evet müdürüm. Ziyaretçiler bu hafta çok hapşırdı." "Geçen hafta temizliği kimler yapmıştı peki?" Yedi kişi arasında elimi kaldırdığımda sıra kendisinde olan Merve ve Deniz ses çıkarmadı. "Heves? Yine mi dikkat etmedin? Hayır ama madem temizlik yapıyorsun en iyisini yapman gerekmez mi?" Neden bilmiyorum her hafta sonu dakikalarca azar yiyen ben oluyorum. Diğerlerine göre çok makyaj yapmayan, gözlüklü ve çekici biri olmadığım için diye defalarca kez düşünsem de müze dışında da aynı şeylere maruz kalmam beni daha fazla üzmekten öteye geçmiyor. Aile içinde de öyle çok aranan biri değilim. Gerçi kızlar genelde beni sever. Çünkü onlar için tehlike arz etmeyen basit biriyim. Neredeyse hiç arkadaşım yok ve üniversiteyi bitirir bitirmez bu müzede çalıştığım için dış dünyadan da kopuk yaşamaktayım. Bu kopukluğum beni asosyal biri yaptı zamanla. Ve artık insanlar beni sessiz ve hiçbir şeye itiraz etmeyen bir eşya olarak görmeye başladı. Şu lahitlerde yatan mumyalar bile daha çok dikkatlerini çekiyordur eminim. "Bu sefer daha çok dikkat edeceğim müdürüm." "Bayağı geç bir cevap oldu ama neyse. İyi sen ver notlarını bakayım." Büyük bir emekle ve dikkatle yazdığım notları uzattığımda belki biraz olsun tebrik alabilmeyi ummuştum. Tüm bir hafta boyunca tek tek inceledim her şeyi ve bence müze için çok önemli noktalara değindim. Defterim sert bir çekişle ve pek de özenilmeden alındı. Yaprakları şakır şakır çevrildi. Tüm bunlar bıkkınlık ve özensiz birkaç hareketten bazısıydı. "Mumyaların bezlerinin dışarıda olan bölümlerinin kesilmesi, çürüme yapıyor çünkü. Yerdeki zeminin kaymayan mermere dönüştürülmesi, ziyaretçiler kayıyor çünkü. Tabloların... ah başım, her hafta neden bu kadar çok yazıyorsun ki? Tek düşündüğüm bunlardan bir roman oluşturma isteğinin olup olmaması... Ben şimdi bunları genel müdüre nasıl sunayım? Ayrıca destan yazmışsın. Her hafta bu kadar çok eksik olursa biz bu müzeyi nasıl çevireceğiz söylesene?" Müdür not defterimi atarcasına verirken diyecek bir şeyim yoktu. Örgü saçımı omzumdan alıp arkama gönderirken defterimi düzeltip koltuk altıma aldım. Benim sessiz kalıp cevap vermediğimden emin olunca o devam etti. "Neyse bakalım, bu günkü temizliği güzel yapın. Sıra her kimdeyse artık." Sıranın kimde olduğu mühim değildi zira eninde sonunda bana kalıyordu. Müdür ve diğerleri teker teker ayrılırken ben ve Ekin kaldık geriye. Sıra Ekin ve Merve'deydi ama sabah nedense Merve'nin önemli bir randevusu olduğu için sıra bir kere daha bana kaymıştı. Ve ben bunu Merve'den değil personel odasına asılan nöbet kağıdından öğreniyordum. Ekin de başka bir yere gittiğinde telefonuma baktım. Arayan soran ya da beni bugünkü temizlikten kurtarabilecek hiçbir sebebim yoktu. Bahane bile bulamıyordum. Merak edilen ya da tercih edilen olma yolunda en sonlardaydım. Elimdeki not defteri ile mumyaların olduğu tarafa geldiğimde Ekin makyaj yapmaya başlamıştı bile. Benim geldiğimi fark edince durup bana baktı. "Antik Mısır'ı ezberlesen de bir işe yaramaz güzelim. İnsanlar ne kadar zeki olduğuna değil, ne kadar güzel olduğuna bakıyorlar." Ters bakışlarımla Ekin'in gösterişli kıyafetlerine ve yolda görsem tanıyamayacağım…

Bölümün tamamını WritePad'de oku