BÖLÜM 8: YARA VE YEMİN
Yazar: Dilara Ay

3 gün ve 3 gece. Zaman durmuştu. Ela ateşler içinde kıvranıyordu. Yatağı yaprak ve kürklerden yapılmıştı ama terden sırılsıklamdı. Yara omzundaydı. Karga'nın hançeri. Zeynep'in kemiklerinden. Zehirliydi. Mühürlü kanı bozan, soyu kurutan bir zehir. Kuzey başından ayrılmadı. Bir an bile. Gündüzleri şifalı ot topladı. Dağ kekiği, kurt otu, gümüş yaprak. Geceleri başucunda oturdu. Islak bezle alnını sildi. Zehri emmeye çalıştı. Dudaklarını yaraya bastırdı. "Dayan" diye fısıldadı 1000 kez. "Lütfen dayan Ay Kızı. Bensiz yapamazsın. Ben sensiz yapamam." Sürü dışarıda uludu. Şifa uluması. Eski ayin. 20 ses bir oldu. Dağ yankılandı. 2. gecenin sonunda Kuzey'in de ateşi çıktı. Zehir ona da bulaşmıştı. Ama bırakmadı. 3. gün şafakta. Ela'nın nefesi düzeldi. Ateşi düştü. Gözlerini açtığında ilk gördüğü şey Kuzey'in yüzüydü. Perişandı. Sakalları uzamış, gözleri çökmüş, ama ona bakıyordu. "Geri geldin" dedi Kuzey. Sesi kum gibiydi. "Sandım ki..." Konuşamadı. Ela elini kaldırdı. Kuzey'in yanağına koydu. Soğuktu. "Buradayım" dedi. "Söz verdim ya. Kaçmayacağım." Kuzey gözlerini kapadı. Bir damla yaş süzüldü. Alfa ağlamazdı. Ama o ağladı. Su getirdi. Ela'ya içirdi. Sonra omzuna baktı. Yara kapanmıştı. Ama iz kalmıştı. Ve boynundaki mühür... Artık sadece bir diş izi değildi. Ay ışığı gibi beyaz parlıyordu. Derinin altında. Nabız gibi atıyordu. "Ne oldu bana?" diye sordu Ela. Kuzey oturdu. Derin nefes aldı. "Hançer mühre değdi. Zehirledi. 100 yıldır hiçbir mühürlü atlatamadı. Ama sen... sen farklısın. Mühür uyandı. Tamamlandı. Artık sen ne sadece insan, ne sadece kurt. Sen köprüsün. İki dünyanın arasında. Ve artık dönüşümün acıtmayacak. Çünkü kan seni kabul etti." Ela elini boynuna götürdü. Isıktı. İçinden güç akıyordu. "Karga?" "Kaçtı" dedi Kuzey. Çenesi gerildi. "Köpekleriyle. Ama yaralı. Ve öfkeli. Bu sefer 100 ile gelecek. Kara Pençe'nin tamamıyla." Ela ayağa kalkmaya çalıştı. Başı döndü. Kuzey hemen tuttu. "Yavaş" dedi. "Daha zayıfsın." "Zayıf değilim" dedi Ela. Gözleri parladı. "Hissediyorum. Güçlüyüm. Çok." Akşam oldu. Kuzey bütün sürüyü topladı. Mağaranın ortası. 21 kurt. Hepsi insan formundaydı. Ciddilerdi. Bu bir törendi. Kuzey ortaya geçti. Üstü çıplak. Vücudunda savaş izleri. Alnındaki hilal parlıyordu. "Dinleyin" dedi. Sesi taş duvarlarda yankılandı. "Sürü kanunu 12'yi biliyorsunuz. Alfa ölürse, eşi Alfa olur. Ama ben... ben ölümü beklemeyeceğim." Ela'nın kalbi sıkıştı. "Kuzey ne yapıyorsun?" Kuzey ona baktı. Sonra diz çöktü. Tek diz. Toprağa. Tüm sürü şok oldu. Alfa diz çökmezdi. Elini kaldırdı. Pençesiyle avucunu kesti. Kan damladı toprağa. Tıss diye ses çıktı. "Ben Kuzey. Gümüş Hilal'in 47. Alfası. Zeynep'in soyundan. Dağın sahibiyim." Sonra başını kaldırdı. Ela'ya baktı. "Ela. İstanbul'dan gelen. Korkuyla gelen. Ama korkusuna rağmen kalan. Ay Kızı. Kanımla mühürlediğim." Bir adım attı. Ela'nın önüne geldi. "Sana yemin ederim. Canımla. Kanımla. Soyumla. Ne olursa olsun seni koruyacağım. Acını acım bileceğim. Savaşını savaşım bileceğim. Sen benim eşimsin. Sürümün anasısın. Gümüş Hilal'in kalpisin." Sonra eğildi. Alnını Ela'nın eline değdirdi. Gelenekti. En büyük saygı. Mağarada çıt yoktu. Ela titriyordu. "Ben... ben buna hazır değilim Kuzey." "Biliyorum" dedi Kuzey. Gözlerinin içine baktı. Sarı gözleri. "Zorla değil. İstersen reddet. Ama ben reddedem. Çünkü seni ilk gördüğüm gece... ormanda... zaten seçtim. Kan seçti. Ben sadece kabul ettim." Ela etrafa baktı. 20 çift göz ona bakıyordu. Yargılamadan. Bekleyerek. Derin nefes aldı. Elini uzattı. Kuzey'in yanağına koydu. "Kabul" dedi. Sesi titredi ama netti. "Kabul ediyorum Kuzey. Eşin olmayı. Ananız olmayı. Savaşmayı. Beraber ölmeyi... ve beraber yaşamayı." O an oldu. Bütün sürü aynı anda başını göğe kaldırdı ve uludu. Öyle bir ses ki taşlar titredi. Tebrik. Kabul. Yemin. Kuzey kalktı. Ela'yı kollarına aldı. Sıkıca sardı. Alnından öptü. Kanlı alnından. "Fısıldadı kulağına: "Artık resmi olarak benimsin Ay Kızı. Ve ben seninim." O gece kutlama vardı. Geyik avlandı. Ateş yakıldı. Kurtla…