MÜHÜRLÜ ALFA

BÖLÜM 3: SÜRÜNÜN KANUNU

Yazar:

MÜHÜRLÜ ALFA - Dilara Ay kitap kapağı
MÜHÜRLÜ ALFA kitap kapağı

Mağara sıcaktı. Dışarıda ay ışığı, içeride yüzlerce yıllık toprağın ve kurumuş otların kokusu. Duvarlarda insan eli değmemiş semboller vardı. Hilaller, pençe izleri, kurt başları. Ela dizlerinin üstündeydi. Bacakları uyuşmuştu ama kıpırdamıyordu. Karşısında Azrail oturuyordu. Artık kurt formundaydı ama gözleri... gözleri insan gibiydi. Yorgun, bilge, yaşlı. Etrafta 20 kurt halka olmuştu. Kimse nefes almıyordu sanki. Sadece ateşin çıtırtısı ve dışarıdan gelen rüzgarın sesi. "Konuş benimle" dedi Ela. Sesi titredi. "Neden ben? Neden beni ısırdın? Neden peşimi bırakmıyorsun?" Azrail başını hafifçe yana eğdi. Sonra ayağa kalktı. Boyu 1.5 metreyi buluyordu. Yavaşça Ela'ya yaklaştı. Burnunu Ela'nın boynuna, tam mühre değdirdi. Derin bir nefes aldı. O anda Ela kafasının içinde bir ses duydu. Boğuk, rüzgarın içinden geliyormuş gibi. Hem erkek hem kadındı. Hem genç hem yaşlı. "Çünkü kanın bizi çağırdı." Ela irkildi. "Ne kanı? Ben normal bir insanım." Azrail geri çekildi. Mağaranın duvarına gitti. Pençesiyle en eski sembolü kazıdı. Ortada büyük bir hilal. İçinde bir kadın silüeti ve bir kurt. "100 yıl önce" dedi ses. "Bu dağların sahibi bizdik. İnsanlar yoktu. Sonra geldiler. Bizimle savaşmadılar. Bizden korktular. Aramızdan biri... bir kadın... sınırları yıktı. Adı Zeynep'ti. O da senin gibiydi. Mühürlü. Ay doğduğunda kanı kaynardı. Bizim o zamanki Alfamız ona aşık oldu. Onu işaretledi. Ama insanlar öğrenince... Zeynep'i öldürdüler. Ateşe verdiler. Alfamız da peşlerinden gitti ve bir daha dönmedi." Ela boynuna elini götürdü. İz yanıyordu. "Peki ben?" "Sen onun kanısın" dedi Azrail. "4 nesil sonra mühür sana geçti. Biz 100 yıldır bekledik. Her dolunayda dağa çıktık. 'Mühürlü nerede' diye uluduk. Ve sen geldin. Dağ evine. Tek başına. Korkmuş, sıkılmış, kayıp." Azrail döndü. Sarı gözleri Ela'nın gözlerinin içine baktı. "Benim adım Azrail değil" dedi. "Bu sürünün bana taktığı isim. Çünkü ben ölüm getiririm düşmana. Gerçek adım..."Kuzey" Ela fısıldadı. "Kuzey..." "Evet. Kuzey. Ve biz, benim sürüm... *Gümüş Hilal Sürüsü*... hem kurt hem insanız. İstediğimiz zaman değişiriz. Ama bedeli var. Her dolunayda kemiklerimiz kırılır gibi olur. Her dönüşümde 100 yıllık acıyı tekrar yaşarız. Bu yüzden çoğu zaman kurt kalırız. Daha kolay." O anda mağaranın dışından bir uluma geldi. Uzun, öfkeli, meydan okuyan bir uluma. Bütün kurtlar ayağa fırladı. Tüyleri diken diken. Hırlamaya başladılar. Kuzey'in gözleri anında değişti. Sarıdan siyaha döndü. "Avcılar değil" dedi zihninden. "Daha kötüsü. *Kara Pençe Sürüsü*. Onlar mühürlü kanı ister. Senin kanını. İçerlerse 100 yıl daha güçlü olurlar." Ela ayağa kalktı. Korkmuyordu. Garip bir şekilde. "Ne yapacağız?" Kuzey ona baktı. Sonra diğer kurtlara döndü. Ulumadı. Konuştu. Ama ağzından ses çıkmadı. Zihninden konuştu sürüyle. "Hazırlanın. Kadını koruyacağız. Yeminimiz var. Ya hepimiz ölürüz, ya o yaşar." Kurtlar tek başlarını eğdi. Kuzey Ela'nın önüne geçti. "Korkma" dedi. "Ben yanındayken kimse sana dokunamaz. Ne insan, ne kurt." Ela başını salladı. "Ben de seni korurum Kuzey." Kuzey ilk kez gülümsedi. Kurt gülümsemesi. Dişleri göründü ama tehdit yoktu. "Gidelim" dedi. "Bu gece kan dökülecek. Ama senin kanın değil." Mağaradan çıktılar. 20 kurt ve ortada 1 insan. Ay tepedeydi. Dağın eteğinde 12 tane kurt bekliyordu. Hepsi siyahtı. Gözleri kırmızıyla parlıyordu. Önde, 2 metre boyunda devasa bir kurt. Alnında yara izi. Kara Pençe'nin Alfası. Savaş başlamadan önce Kuzey son bir kez Ela'ya baktı. Zihninden fısıldadı: "Eğer ölürsem... adımı unutma. Kuzey. Ve mührüne sahip çık. O senin hem lanetin hem kalkanın." Sonra kükredi. Ve iki sürü birbirine girdi. Ama bu hikaye burada bitmedi. Çünkü mühürlü kan kolay kolay dökülmezdi. -- Nasıl buldunuz yeni bölümü? Azrail'e birsey olacak mı? Yorum ve oy atmayı unutmayın🥰

Bölümün tamamını WritePad'de oku