BÖLÜM 2: İZ
Yazar: Dilara Ay

Ela gözlerini açtığında tavanı tanımadı. 2 saniye sürdü. Sonra hatırladı. Dağ evi. Kendi yatağı. Ama dün gece ormanda bayılmıştı. Nasıl eve gelmişti? Doğruldı. Başı dönüyordu. Boğazı kupkuruydu. Pencereye vuran güneş gözlerini yaktı. Saat 11:47. Ve boynu. Aynaya koştu. Banyoya. Elleri titriyordu. Hırkasının yakasını indirdi. Sol köprücük kemiğinin tam üstünde 2 tane diş izi. Kırmızı. Kabuk bağlamış. Ama asıl şok edici olan etrafıydı. Diş izlerinin etrafında, derisinin hemen altında soluk ama net bir hilal yanığı. Tıpkı rüyasında gördüğü kurdun alnındaki mühür gibi. Ela parmağıyla dokundu. Yanmadı. Sızlamadı. Sadece... sıcaktı. Vücudundan daha sıcak. "Bu imkansız" diye fısıldadı. "Ben deliriyorum." O gün ateşlendi. 39.8 3 gün boyunca yataktan kalkamadı. Sayıkladı. Rüyasında hep aynı şeyi gördü: Siyah kurt. Ay. Ve bir ses. Alçak, boğuk bir ses: _"Azrail... Adım Azrail... Mühürlüsün artık..." Annesi aradı. "Kızım nasılsın?" Ela "iyiyim anne grip oldum" dedi. Yalan söyledi. Boynundaki izi eşarpla kapattı. 4. gün ateş kırıldı. Ela uyandığında odanın kokusu değişmişti. Daha keskin. Sobanın dumanını, dışarıdaki ıslak toprağı, 2 km ötedeki deredeki balığı koklayabiliyordu. Aynaya baktı. Gözlerinin içi daha parlaktı. Yorgunluk gitmişti. Yerine tuhaf bir enerji gelmişti. Gece oldu. Uyuyamadı. Saat 02:00'da camına bir şey değdi. Tak. Tak. Perdeyi araladı. Bahçede. 20 metre ötede. Azrail. Tek başına. Ay ışığında oturuyordu. Ona bakıyordu. Ulumadı. Saldırmadı. Sadece bekledi. Ela'nın kalbi deli gibi attı. Ama korku değil bu. Başka bir şeydi. Çağrı gibi. Ertesi gece 3 kurt vardı. Sonraki gece 7. Bir hafta sonra 15 oldular. Hepsi siyahtı. Hepsi iriydi. Ve hepsi Azrail'in 2 adım arkasında duruyordu. Ona lider gibi bakıyorlardı. Kasabada dedikodu başladı. "Kurtlar indi" "Çoban Mehmet'in 2 koyunu telef olmuş" "Avcılar toplansın" Ela her gece onları izledi. Her gece boynundaki iz biraz daha yandı. 10. gecenin sabahı anladı. Kaçış yoktu. Çünkü o ısırıkla birlikte bir bağ kurulmuştu. Kurt yasasıydı bu. Alfa bir insanı işaretlerse, o insan ya sürüye katılır, ya da sürü onu alana kadar peşini bırakmazdı. Ve Azrail bırakmıyordu. 11. gece Ela bavulunu topladı. "Kaçacağım" dedi. Sabahın ilk ışığıyla otobüse bindi. 16 saat sonra İstanbul'daydı. Güvende sandı kendini. 3. gece saat tam 03:00'da otel odasının kapısı tırmıklandı. Yavaş. Sabırlı. Kapının altından içeri çam kokusu girdi. Ela kapıya koşmadı. Pencereye koştu. 8. kattaydı. Aşağı baktı. Sokak lambasının altında 4 tane siyah gölge. Başlarını kaldırmış ona bakıyorlardı. En önde Azrail. O gece uyumadı. 12. gece eve döndü. Gümüşhane'ye. Teslim olmuştu. 13. gece son geceydi. Saat 02:17. Ay dolunaydı. Penceresi kendi kendine açıldı. Odasında 4 kurt vardı. Sessiz. Nefesleri bile duyulmuyordu. Önde Azrail. Yaklaştı. Ela'nın boynuna burnunu değdirdi. Mühre. Derin nefes aldı. Sonra çok hafif, acıtmadan ensesini ısırdı. Bu bir tehdit değildi. Bu bir davetti. Ela ayağa kalktı. Direnmedi. Çünkü 3 aydır gördüğü rüyanın sonunu bilmek zorundaydı. Kurtlar onu dışarı çıkardı. Sırtlarına almadılar. Yanında yürüdüler. 20 kurt. Tek sıra. Ay ışığında dağa doğru. Şafak sökerken dağın tepesindeki mağaraya vardılar. Mağaranın girişi dardı. İçerisi sıcaktı. Duvarlarda eski semboller vardı. Kazınmış hilaller. Yüzlerce yıl önceden. Mağaranın ortasında büyük bir taş vardı. Üstünde kurumuş otlar. Azrail Ela'nın önüne geçti. Oturdu. Başını Ela'nın dizine koydu. Ela titreyerek elini kurdun kafasına koydu. Kürk sıcaktı. "Ne istiyorsun benden?" diye fısıldadı. Azrail gözlerini kapattı. Cevap vermedi. Ama Ela anladı. Bu bir kaçırılış değildi. Bu bir eve dönüştu. --- Nasıldı bölüm? Sizce ela onunla kalmak isteyecekmi? Yorum ve oy atmayı unutmayın🥰