mühürlü alfa yeniden

9. BÖLÜM: Mühürlenen Kader ve Şafakta Yemin

Yazar:

mühürlü alfa yeniden - zeynep ay kitap kapağı
mühürlü alfa yeniden kitap kapağı

Dudakları birleştiği an, sığınağın soğuk taş duvarları, buram buram tüten kan kokusu ve tepelerinden çöken yıkıntılar adeta yok oldu. Zaman ve mekân kavramı ikisi için de anlamını yitirdi. Ela’nın sol köprücük kemiğindeki mühür, sadece bir sıcaklık olmaktan çıkıp bütün bedenini saran, damarlarında tutkulu bir nehir gibi akan yakıcı bir ışık seline dönüştü. İkisinin ruhu, bu öpücükle birlikte ilk defa engelsiz ve katıksız bir şekilde birbirine bağlandı. Karan’ın içindeki o vahşi, zapt edilemez, kan hırsıyla dolu kurt; Ela’nın şefkatli, cesur ve kararlı dokunuşuyla uysallaşarak başını eğdi. Ela ise hayatı boyunca aradığı, özlemini çektiği o sarsılmaz güveni, bu heybetli adamın kollarında ve dudaklarında buldu. Karan, kızı narin bir kristali incitmekten korkar gibi son derece dikkatli ama bir o kadar da derin bir tutkuyla öpüyordu. Büyük, kanlı parmakları Ela’nın ensesine ve ıslak saçlarına kaydı, onu kendine daha da yakınlaştırdı. Ela’nın elleri ise Karan’ın geniş, kaslı ve yaralı omuzlarına kenetlenmişti. İkisi de aralarındaki bu çekimin gücüyle sarsılıyordu. Yavaşça geri çekildiklerinde ikisi de nefes nefeseydi. Göğüsleri ritmik bir şekilde birbirine çarpıyordu. Karan’ın gözlerindeki o tehlikeli, yakıcı altın sarısı parıltı, yerini derin, huzurlu ve büyüleyici bir kehribar rengine bırakmıştı. "Ela..." dedi Karan. Sesi derin bir fısıltıdan farksızdı ama sığınağın sessizliğinde çınladı. "Artık geri dönüş yok. Ruhum senin ruhunla, kanım senin kanınla tamamen kenetlendi." "Dönmek isteyen kim?" diye fısıldadı Ela. Sesi hafifçe titriyordu ama gözlerinde en ufak bir tereddüt yoktu. Gözlerinden süzülen tek damla şok ve mutluluk yaşını Karan başparmağıyla nazikçe sildi. Sığınakta duran Barlas, bilinci yeni yerine gelen Asena’yı doğrulturken saygıyla bakışlarını ikiliden kaçırdı. Barlas hafifçe öksürerek araya girdi: "Alfa... Sınır tamamen temizlendi. Boran’ın suikastçıları yok edildi ama Boran kargaşadan faydalanıp kaçmayı başardı. Yine de Kuzey sürüsü ağır bir darbe aldı; bu gece buraya gönderdiği en iyi savaşçılarını kaybetti." Karan ağır ağır ayağa kalktı. Ela’yı da elinden tutarak son derece nazik bir şekilde ayağa kaldırdı. Sığınağın kapısında duran muhafızlara sert ve emredici bir bakış attı. "Asena’yı yukarı çıkarın, yaralarına bakılsın. Malikanenin etrafındaki nöbetçiler güney ve kuzey kanatlarına dağılsın. İkinci bir emre kadar kuş uçurtulmayacak." "Anlaşıldı Alfa," dedi Barlas başını hürmetle eğerek. Karan, Ela’yı kucağına almadan, bu kez elini sımsıkı, parmaklarını parmaklarına kenetleyerek yıkıntıların arasından çıkardı. Malikanenin üst katına, kendi odalarına doğru yürüdüler. Koridorlarda ve salonda bekleyen sürünün diğer üyeleri ikisini el ele gördüğünde başlarını saygıyla eğiyordu. Artık kimse Ela’ya "korkak bir insan" gözüyle bakmıyordu; o, zifiri karanlıkta sığınağa sızan düşmana karşı kendini savunan, mührünü kabul etmiş ve Alfasının yanında dimdik duran gerçek bir Alfa Dişisi adayıydı. Odaya girdiklerinde Karan ağır ahşap kapıyı kapattı. Yağmur dışarıda hâlâ şiddetle yağıyor, cama vuran damlaların ve uzaktan gelen rüzgarın uğultusu odayı dolduruyordu. Karan, odadaki büyük banyoya geçip sıcak su dolu bir kap ve temiz sargı bezleri getirdi. Yatağın kenarına oturdu. Ela da hiç tereddüt etmeden onun yanına kaydı. Karan, kızın ellerindeki çamuru, parmaklarındaki sıyrıkları büyük bir özenle, adeta kutsal bir emanete dokunur gibi silmeye başladı. "Dün gece ormanda..." dedi Ela yavaşça, gözlerini Karan’ın odaklanmış yüzünden ayırmayarak. "Sana kaçmayacağımı söylerken sadece korktuğum, gidecek başka yerim olmadığı için kalmıştım. Ama bugün... Savaşırken ve o adam boğazımı sıktığında, zihnimde senin sesini duydum Karan." Karan duraksadı. Bez tutan eli kucağına düştü. Bakışlarını yavaşça kaldırıp kızın gözlerine dikti. "Mühür sadece bizi birbirimize bağlamıyor, değil mi?" diye sordu Ela. "Bana güç veriyor. Seni hissetmemi, senin gücünden pay almamı sağlıyor." "Mühürlü olmak, ruhu ve gücü paylaşmak demektir," dedi Karan. Sesi d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku