mühürlü alfa yeniden

5. BÖLÜM: Yaraların İzi, Karanlık Fısıltılar ve İl

Yazar:

mühürlü alfa yeniden - zeynep ay kitap kapağı
mühürlü alfa yeniden kitap kapağı

Yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya devam ederken, Karan kucağındaki Ela ile ormanın derinliklerinde dev adımlarla ilerliyordu. Ela’nın bilinci bitkinlikten kapanmak üzereydi ama başını gömdüğü adamın geniş, sıcak göğsünden yayılan ritmik kalp atışlarını ve o sarsıcı mentol kokusunu hissedebiliyordu. Karan, bir yandan kucağındaki kızın soğuktan titreyen bedenini daha sıkı sararken, diğer yandan zihinsel bağ üzerinden sürüsüne gürledi. (Karan'ın İç Sesi / Telepatik Komut) “Barlas!” diye emretti Karan, sesi zihinsel hatta bir gök gürültüsü gibi yankılandı. “Malikaneyi hazırlayın. Üst kattaki ana odaya derhal sıcak su, temiz bandajlar ve tıbbi malzemeler çıkarılsın. Ela yaralı!” Barlas zihinden anında yanıt verdi: “Alfa! İyi misiniz? Boran’ın itleri miydi?” “Üçünü de geberttim ama Boran kızı gördü,” dedi Karan öfkeyle. “Kuzey sınırı alarmda olsun. Girişteki nöbetçiler geri çekilsin, kızın durumunu sürüden kimse soru yağmuruna tutmayacak. Salonda beklemede kalın.” (O Sırada Kuzey Sürüsü Sınırı - Boran'ın İç Sesi) Sınırın diğer tarafındaki karanlık kayalıklarda duran dev esmer adam —Kuzey Sürüsünün Alfası Boran— göğsünü kabartan o yoğun, mistik kokuyu içine çekti. Gözleri kan çanağı gibi bir kırmızıya büründü. “Geri dönen devriyelerin zihin sesi kesildi...” diye geçirdi içinden Boran, dudaklarında iğrenç bir sırıtışla. “Demek Karan o insan kılıklı dişiyi bizzat korumaya geldi. Demek efsanedeki Mühürlü gerçekten uyanmış... O kızın boynundaki mühürden çıkan enerjiyi kilometrelerce öteden hissedebiliyorum. Karan o kızla tam gücüne ulaşmadan önce onu elinden alacağım. Kan Sisi sürüsünü kendi Mühürlüsünün kanıyla boğacağım!” Karan, malikanenin devasa bahçe kapısından içeri adım attığında yağmur damlaları şatoyu andıran yapının taşlarına vuruyordu. Barlas ve sürünün diğer üyeleri kapıda hazır bekliyordu. Barlas’ın yanında sürünün şifacısı ve yaşça daha büyük olan Asena adlı kadın, elinde ilk yardım çantasıyla duruyordu. "Alfa, her şey hazır," dedi Asena saygıyla başını eğerek. Karan kimseye cevap vermeden, bakışlarını kucağındaki kızdan bir an bile ayırmadan hızlı adımlarla merdivenleri tırmandı. Ela’yı odasına çıkarıp yavaşça geniş yatağın üzerine bıraktı. Ela’nın gözleri yarı açıktı; yaşadığı şok, soğuk dere suyu ve kaçışın getirdiği bitkinlik bedenini tamamen teslim almıştı. Karan, Barlas’ın kapıya bıraktığı sıcak su dolu kabı ve Asena'nın hazırladığı malzeme çantasını alıp yatağın kenarına oturdu. Üzerindeki yırtık, kanlı gömleği çıkarıp bir kenara fırlattı. Geniş, kaslı göğsündeki hafif çizikler açıkça görünüyordu. "Uzak dur..." diye fısıldadı Ela, sesi bir yaprak gibi titriyordu. Yataktan geriye doğru çekilmeye çalıştı ama bacağındaki kesik yüzünden yüzünü buruşturup inledi. "Kımıldama," dedi Karan. Sesi emrediciydi ama tonundaki o eski sertlik yerini derin bir sakinliğe bırakmıştı. Karan, Ela’nın çamur ve kan içindeki bileğini nazikçe kavradı. Sıcak suya batırdığı bezi alıp kızın bileğindeki ve bacağındaki sıyrıkları yavaşça temizlemeye başladı. Dokunuşları son derece yumuşak, bir o kadar da dikkatliydi. Ela, az önce ormanda düşmanlarını gözünü kırpmadan parçalayan o vahşi canavarın, şimdi kendi yaralarına bir bebek hassasiyetiyle dokunmasına inanamıyordu. "Neden?" diye sordu Ela, gözlerinden süzülen tek damla yaşı silmeden. "Neden beni bırakmıyorsun? Ben senin dünyana ait değilim. Ben ne bir kurt adamım ne de bir savaşçı... Sıradan bir insanım ben." Karan bezle kızın dizini silerken duraksadı. Başını kaldırıp o büyüleyici, derin gözlerini Ela’nın gözlerine dikti. Gözlerindeki altın sarısı parıltı durulmuş, yerini ılık bir kehribar rengine bırakmıştı. "Sıradan değilsin," dedi Karan, sesi fısıltı kadar yakındı. "Köprücük kemiğindeki o mührü gördüğün an anlamalıydın. Sen yüzyıllardır bu sürünün, benim ruhumun beklediği tek kişisin. Mühürlü olmak bir tercih değil Ela, bu evrenin ve ruhlarımızın birbiriyle kenetlenmesidir." Elini yavaşça kızın boynuna, sol köprücük kemiğindeki bandaja doğru kaydırdı. Parmaklarının ucu sargıya değd…

Bölümün tamamını WritePad'de oku