MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ

30. BÖLÜM (FİNAL): Mühürlü Kanın Ebedi Hükümranlığ

Yazar:

MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ - zeynep ay kitap kapağı
MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ kitap kapağı

Zaman, Sisli Dağlar’ın sarp kayalıkları ve sık çam ormanları üzerinde bir su gibi akıp geçmişti. İlkbaharın ilk günleri diyara ayak bastığında, dağların zirvelerindeki asırlık karlar erimiş; vadiler daha önce bu topraklarda hiç görülmemiş bir parlaklıkta kır çiçekleriyle, taze çimlerle ve hayat dolu yeşille kaplanmıştı. Yüzyıllardır Kadim Konsey’in gölgesinde kan, korku ve ölüm kokan bu topraklar, artık huzurun, bereketin ve katıksız bir yaşam enerjisinin fışkırdığı efsanevi bir cennete dönüşmüştü. Ve o gün... Sisli Dağlar’ın tüm sakinleri, tarih sayfalarına altın harflerle kazınacak en büyük uyanışa ve doğuma tanıklık etmek üzere kenetlenmişti. Kan Sisi malikanesinin Ana Kulesi’nin en üst pencerelerinden gökyüzüne doğru yükselen gümüşi ışık sütunu, güpegündüz vakitte bile gökyüzünü büyüleyici bir dolunay aydınlığına boğuyordu. Malikanenin devasa taş avlusunda ve surların etrafında binlerce kurt savaşçısı, müttefik sürülerin liderleri, şifacılar ve halk toplanmıştı. Kimse tek bir kelime etmiyor, kimseden en ufak bir fısıltı dahi yükselmiyordu. Binlerce kişi nefesini tutmuş, gözlerini o göğe yükselen gümüş ışığa dikmişti. Ağaçların yaprakları bile rüzgarda esmeyi kesmiş, Mührün havada yarattığı o kutsal, yüksek titreşimli frekansı dinliyordu. Kulenin içindeki büyük Alfa odasında ise zaman adeta durmuş gibiydi. Ela, yatakta terden ıslanmış gece mavisi ipek saçlarıyla yatıyordu. Yüzü çekilen sancılardan ve tükenen fiziki güçten dolayı solgundu ama gözlerindeki Mühürlü ışığı her zamankinden daha parlak, daha asil ve daha mağrurdu. Sol köprücük kemiğindeki Ay Mührü, sadece bir iz olmaktan çıkıp tüm bedenini kaplayan gümüşi sarmaşık hatlarıyla birlikte ritmik bir şekilde parıldıyor, odaya saf bir sıcaklık yayıyordu. Bedeninde atan o ikinci kalp, artık dışarıya çıkmak, bu dünyaya adım atmak için muazzam bir kadim güçle baskı yapıyordu. Karan, yatağın kenarında diz çökmüş vaziyette duruyordu. Sırtındaki pelerini bir kenara fırlatmış, gömleğinin kollarını sıvamıştı. Büyük, nasırlı ve savaşlardan kalma derin izlerle dolu elleriyle Ela’nın sağ elini sımsıkı kavramıştı. Bir Alfa’nın dağları deviren sarsılmaz duruşu, karısının çektiği her sancıda yerini katıksız bir endişeye, çaresizliğe ve derin bir aşka bırakıyordu. Kehribar gözleri nemliydi; bu diyarlardaki en acımasız orduları tek bir kükremesiyle darmadağın eden İlk Alfa, karısının gözlerinden süzülen tek bir acı kırıntısı karşısında bile eziliyor, kendi içindeki kurt çaresizlik içinde inliyordu. (Karan - Zihinsel Bağ) “Dayan Mühürlü’m... Dayan nefesim, ömrüm, tek gerçeğim! Canımdan can gidiyor senin bu halini gördükçe... Ne olur gücümü al, ruhumu al ama acını bana ver! Yanındayım, buradayım, son nefesime kadar seninleyim!” (Ela - Zihinsel Bağ) “Korkma Karan... Acı çekmiyorum ben. Bu acı değil, bu bizim aşkımızın, zaferimizin ve toprağa verdiğimiz yeminin meyvesi... Bizim gücümüz bu. Hissediyor musun? O geliyor adamım... Bizim mucizemiz geliyor!” Saf Kan şifacıları ve Vanya yatağın etrafında hummalı bir şekilde çalışırken, Ela derin, sarsıcı bir nefes alarak içindeki tüm Mühürlü gücünü ve kalan son yaşam enerjisini ortaya koydu. Sol köprücük kemiğindeki Ay Mührü ile sağ elinin parmağındaki kehribar taşlı kadim yüzük aynı anda göz alıcı, odayı tamamen kör eden bir ışık patlaması yarattı! Ve o an... Odadaki tüm gümüş ışık bir noktada toplandı, havada asılı kaldı. AĞHHHHHH! Yeni doğan bir bebeğin o gür, diri, yaşama tutunan ve tüm kitleleri titreten ilk çığlığı odadaki duvarlarda yankılandı. Bebek ağladığı ilk saniyede, malikanenin etrafındaki tüm dağlarda, vadilerde ve ormanlarda bulunan yüzlerce kurt aynı anda göğüsleri yırtarcasına gür, tutkulu bir zafer ve hürmet uluması başlattı! Vanya, gözyaşlarını tutamayarak bebeği gümüş ve altın işlemeli kutsal kumaşa sardı ve titreyen kollarıyla Karan’a doğru uzattı. "Bir erkek..." dedi Vanya, sesi heyecandan ve gururdan titreyerek. "Gümüş Mühürlü ve İlk Alfa kanını taşıyan, bu diyarların ilk 'Kutsal Şehzade'si..." Karan, hayatında ilk kez ell…

Bölümün tamamını WritePad'de oku