MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ

26. BÖLÜM: Kanlı Yemin ve Kadim Düğün

Yazar:

MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ - zeynep ay kitap kapağı
MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ kitap kapağı

Unutulmuş Vadi’deki son karabüyü tohumunun da Ela’nın gümüş ışığıyla tamamen buharlaşmasının ardından, diyara yüzyıllardır özlemi çekilen katıksız bir huzur çökmüştü. Sisli Dağlar’ın kasvetli pusu dağılmış, Kan Sisi sürüsünün toprakları yeşilin ve güneşin en canlı tonlarıyla yeniden canlanmıştı. Ancak malikanede huzur demek, sessizlik demek değildi. Aksine, malikanenin devasa avlusunda ve iç salonlarında tatlı bir telaş hakimdi. Kadim Konsey’in çöküşünün ardından bir araya gelen tüm müttefik sürülerin—Kan Sisi, Demir Pençe ve Saf Kan—katılımıyla gerçekleşecek olan büyük Mühürlü Düğünü için hazırlıklar son aşamasına gelmişti. Bu Düğün sadece iki aşığın kavuşması değil, aynı zamanda üç büyük sürünün kanda ve ruhla sonsuza dek birleşmesinin resmi ilanıydı. Malikanenin üst katındaki geniş hazırlık odasında Asena ve Vanya, Ela’nın etrafında pervaneydi. Ela, aynanın karşısında durmuş, üzerindeki elbisesine bakıyordu. Bu sıradan bir gelinlik değildi; Saf Kan şifacılarının gümüş iplerle ördüğü, Kan Sisi sürüsünün kadim sembolleriyle işlenmiş, sırtı açık gece mavisi ve gümüş tonlarında büyüleyici bir zırh-elbise kumaşıydı. Ela’nın sol köprücük kemiğindeki Ay Mührü, elbisenin gümüş hatlarıyla mükemmel bir uyum içinde hafifçe parıldıyordu. Asena, Ela’nın saçlarına gümüşi yapraklarla süslü kadim tacı yerleştirirken gözleri dolmuştu. "İlk geldiğin günü hatırlıyorum Ela..." dedi Asena, sesi duygulanarak. "Korku dolu gözlerle bu malikaneye adım atan o genç kız, bugün tüm diyara hükmeden, efsanevi bir Alfa Dişisi olarak duruyor." Ela aynadaki yansımasına baktı. Gözlerindeki insani tereddüt silinmiş, yerine sarsılmaz bir asalet ve derin bir sevgi gelmişti. "Ben o gün sadece korkmuyordum Asena... Karan’ı gördüğüm an kaderimin burası olduğunu anlamıştım." (Gece Yarısı - Kutsal Dolunay Meydanı) Sürünün merkezindeki devasa meşe ağacının etrafında yüzlerce kurt savaşçısı ve sürü üyesi halka oluşturmuştu. Meydan, ağaç dallarına asılmış gümüşi fenerlerle ve yakılan kutsal meşalelerle aydınlatılmıştı. Meydanın merkezinde, siyah ve altın işlemeli Alfa peleriniyle Karan duruyordu. Devasa cüssesi, keskin hatları ve geceyi delip geçen kehribar gözleriyle katıksız bir liderdi. Ancak bakışları tek bir noktaya kilitlenmişti: Avlunun girişine. Gümüşi fenerlerin ışığında Ela belirdi. Adım attığı her yerde hafif bir gümüşi aura dalgalanıyor, parmağındaki kehribar yüzük ışıldıyordu. Karan’a doğru yürürken ikisinin arasındaki o zihinsel bağ, meydandaki herkesin hissedebileceği kadar güçlü bir sıcaklıkla patladı. Ela, Karan’ın tam karşısında durdu. Karan, kızın ellerini sımsıkı kavramıştı. Kehribar gözlerindeki o yırtıcı bakış, Ela’ya bakarken yerini derin, tutkulu ve adanmış bir aşka bırakıyordu. (Karan - Zihinsel Bağ) “Nefesim... Bu dünyadaki tek gerçeğimsin.” (Ela - Zihinsel Bağ) “Ruhum... Sen neredeysen benim evim orası.” Sürünün Yaşlı Büyücüsü öne çıktı. Elindeki gümüş avcı hançerini uzattı. "Kutsal Dolunay’ın ve Kadim Toprakların huzurunda!" dedi Büyücü, gür sesiyle. "Kan Sisi’nin Alfasının kanı, Mühürlü Dişi’nin ışığıyla birleşsin. Yemin mühürlensin!" Karan hançeri aldı, sol avucuna derin bir çizik attı. Aynı hançerle Ela da kendi sağ avucunu çizdi. İkisi, kanayan ellerini birbirine kenetlediler. Sıcak Alfa kanı ve Mühürlü kanı birbirine karıştığı saniyede, ikisinin bedeninden gökyüzüne doğru devasa bir gümüşi ve altın sarısı ışık sütunu fırladı! Gökyüzündeki dolunay, bu birleşmeyle birlikte göz alıcı bir gümüşi parlaklığa büründü. Ela’nın sol köprücük kemiğindeki Ay Mührü ile Karan’ın göğsündeki ruh bağı tek bir vücut gibi birleşti. Kanlı Yemin tamamlanmıştı. İki ruh, artık ölümün bile ayıramayacağı tek bir varlığa dönüşmüştü. Karan, Ela’yı belinden kavrayarak kendine çekti. Dudaklarına meydandaki yüzlerce kurdun zafer ve mutluluk ulumaları arasında son derece tutkulu, aç ve sonsuz bir öpücükle yapıştı. Ela ellerini Karan’ın ensesine doladı, adamın bedenindeki o muazzam sıcaklığı ve gücü kendi damarlarında hissetti. Meydandan yükselen kükremeler ve ulumal…

Bölümün tamamını WritePad'de oku