MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ

14. BÖLÜM: Ormandaki Saklı Çığlık ve Kadim Gölge

Yazar:

MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ - zeynep ay kitap kapağı
MÜHÜRLÜ:KAN VE GÜMÜŞ kitap kapağı

Gece boyunca süren kutlamaların, yakılan devasa ateşlerin ve dolunayın gümüşi ışığı altında verilen ebedi sözlerin ardından, Kan Sisi ormanına derin, huzurlu bir sessizlik çökmüştü. Sürünün üzerindeki o ağır ölüm korkusu kalkmış, yerini zaferin ve yeni Alfa Dişilerinin getirdiği sarsılmaz güvene bırakmıştı. Ela, Karan’ın odasındaki geniş yatakta, adamın sıcak göğsüne başını yaslamış halde uyandı. Sabaha karşı esen serin rüzgar pencerelerin ahşap pervazlarını tıkırdatırken, odadaki yoğun mentol ve çam kokusu Ela’yı adeta sarmalıyordu. Sol köprücük kemiğindeki Ay Mührü, Karan’ın tenine her temas ettiğinde tatlı, ritmik bir sıcaklıkla parıldıyordu. Karan uyanıktı. Büyük, yara izleriyle dolu eli hafifçe Ela’nın açıkta kalan sırtında ve yumuşak saçlarında geziniyordu. Kehribar gözleri, kucağında huzurla nefes alan kadını izlerken derin bir tutku ve koruma duygusuyla doluydu. "Uyanmanı istemiyordum," dedi Karan, sesi sabahın ilk saatlerine özel o buğulu, pürüzsüz tonuyla. Eğilip Ela’nın çıplak omzuna derin bir öpücük kondurdu. "Hayatımda ilk defa bir sabahın hiç bitmemesini diledim." Ela başını kaldırıp Karan’ın gözlerinin içine baktı. Gülümsedi; parmaklarını adamın keskin çene hattında gezdirdi. "Artık kaçmam gereken kâbuslar yok Karan. Senin yanındayken uyanık olmak, rüyada olmaktan çok daha güzel." Karan kızın belini sıkılaştırıp onu kendine biraz daha çekti. Ancak aralarındaki bu huzurlu, tutkulu an, malikanenin alt katından ve ormanın derinliklerinden gelen ani bir zihinsel dalgalanmayla bıçak gibi kesildi. (Zihinsel Bağ Üzerinden Gelen Panik Çığlığı) “ALFA! BATI SINIRI... NEHİR KAYALIĞI! BURADA BİR ŞEY VAR... BU BIR KURT DEĞİL! CANAVAR DEĞİL... YARDIM—” Sınırın en uç noktasında nöbet tutan genç muhafızın panik dolu zihinsel haykırışı, Karan’ın ve Mühür sayesinde Ela’nın zihninde bir şimşek gibi çaktı. Zihinsel bağ, kurulan cümlenin ortasında sanki karanlık bir güç tarafından emilip yok edilmiş gibi pat diye koptu. Karan tek bir seri hamleyle yataktan fırladı. Kehribar gözleri saniyeler içinde kor gibi yanan bir altın sarısına dönüştü. Kasları gerildi, vücudundaki o uysal adam anında yerini kan hırsıyla dolu bir Alfaya bıraktı. "Barlas!" diye kükredi Karan zihninden, odanın içindeki pantolonunu ve siyah avcı ceketini hızla üzerine geçirirken. "Batı devriyesiyle bağ koptu. Hemen ana muhafız birliğini topla!" Ela da yatakta doğrulmuş, üzerindeki koyu renkli kıyafetleri giymeye başlamıştı. Belindeki gümüş hançerin kınını düzeltti. "Ben de geliyorum." Karan kapının önünde durdu. Arkayı dönüp kızın gözlerinin içine baktı. Gözlerinde katıksız bir endişe vardı. "Ela, bu Boran’ın sıradan saldırılarına benzemiyor. O nöbetçinin zihnindeki ses... Normal bir çatışma sesi değildi. Malikanede kalman daha güvenli." "Sığınakta ve sınırda beni gördün Karan," dedi Ela, adımlarını sağlamlaştırıp Karan’ın tam karşısında durarak. "Ben artık arkanda saklanacak bir tutsak değilim. Sen nereden vurulursan benim de oram acıyor. Mühür beni oraya çağırıyor, hissediyorum." Karan, kızın gözlerindeki o sarsılmaz iradeyi ve köprücük kemiğindeki mührün yaydığı kararlı gümüş ışığı gördüğünde itiraz edemedi. Kızın yüzünü ellerinin arasına alıp alnını öptü. "Yanından tek bir milim bile uzaklaşmayacaksın. Eğer bir tehlike sezersem seni bizzat geri gönderirim." On dakika sonra, dört devasa kurt ve insan formunda olgunlaşmış bir savaşçı esnekliğiyle koşan Ela, Batı sınırındaki sarp nehir kayalıklarına doğru fırladı. Ormanın içindeki çam yaprakları ve nemli toprak ayaklarının altında eziliyordu. Ela, Mühür sayesinde Karan’ın dayanıklılığından pay alıyor, devasa kayaların üzerinden bir ceylan gibi atlıyordu. Batı sınırına vardıklarında rüzgar aniden yön değiştirdi. Havadaki o taze çam ve nehir kokusu kaybolmuş, yerini çürümüş sarımsak ve yanık et kokusunu andıran iğrenç bir kokuya bırakmıştı. "Durun!" diye emretti Karan, insan formuna dönerek. Barlas ve diğer iki muhafız da hemen arkasında insan formuna geçti. Kayalıkların hemen dibinde, nöbetçi olan genç kurt yatıyo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku