mühürlü alfa yeniden

10. BÖLÜM: Ormandaki İzler ve Geçmişin Kapanı

Yazar:

mühürlü alfa yeniden - zeynep ay kitap kapağı
mühürlü alfa yeniden kitap kapağı

Yağmurun ardından gelen sabah, Kan Sisi ormanına taze ama buz gibi bir hava getirmişti. Ağaç yapraklarından damlayan su damlaları, güneşin ilk ışıklarıyla kristal gibi parıldıyordu. Malikane ve çevresi gecenin kanlı izlerinden temizlenmiş, nöbetçilerin sayısı iki katına çıkarılmıştı. Ela, Karan’ın odasındaki geniş balkonda durmuş, sonsuz gibi görünen çam ormanını izliyordu. Üzerinde Karan’a ait siyah, bol bir kazak vardı. Kazak dizlerine kadar iniyor, adamın o baskın mentol ve çam kokusunu taşıyordu. Ela’nın sol köprücük kemiğindeki mühür artık sızlamıyordu; aksine, derisinin altında tatlı, ılık bir ritimle atıyordu. Karan’ın malikanenin alt katında muhafızlarla konuştuğunu biliyordu ama zihnindeki o yeni bağ sayesinde adamın varlığını her an yanında hissedebiliyordu. Arkasındaki ahşap kapı hafifçe aralandı. Karan ağır ve sessiz adımlarla balkona çıktı. Üzerinde koyu gri bir tişört ve siyah pantolon vardı. Yüzündeki yorgunluk izleri, Ela’yı gördüğü an silindi. Karan arkasından gelip kollarını Ela’nın beline doladı. Yüzünü kızın boynuna gömüp derin bir nefes aldı. Ela başını geriye, adamın göğsüne yasladı ve ellerini Karan’ın kollarının üzerine koydu. "İyi uyudun mu?" diye sordu Karan, sesi sabahın sessizliğinde buğulu ve pürüzsüz çıkıyordu. "Hayatımda hiç bu kadar güvende hissetmemiştim," dedi Ela dürüstçe. "Ama içimde bir huzursuzluk var Karan. Boran... O adam durmayacak, biliyorum." Karan kızın belindeki tutuşunu hafifçe sıkılaştırdı. "Durmayacak. Ama artık o sert bir kayaya çarptı. Bugün sana zihinsel bağı tam anlamıyla yönlendirmeyi ve zihnini dışarıdan gelecek saldırılara kapatmayı öğreteceğim. Bir Mühürlü olarak zihnin en güçlü silahındır Ela." Bir saat sonra, ormanın derinliklerinde, ulu bir meşe ağacının altındaki geniş düzlükteydiler. Burası malikaneden oldukça uzaktı ama hâlâ sürünün güvenli sınırları içindeydi. Karan, Ela’nın tam karşısında bağdaş kurup oturdu ve kızın da aynısını yapmasını işaret etti. Aralarında sadece birkaç santim mesafe vardı. "Zihinsel bağ, sadece fısıltıları duymak değildir," dedi Karan, kızın ellerini kendi avuçlarının içine alarak. "Bu, ruhunu diğerine açmaktır. Dün gece sığınakta bana ulaştın çünkü çaresizdin ve güce ihtiyacın vardı. Şimdi bunu bilinçli olarak yapacaksın." "Nasıl?" diye sordu Ela, Karan’ın gözlerinin içine bakarak. "Gözlerini kapat," dedi Karan softly. "Dış dünyadaki sesleri unut. Rüzgarı, kuşları, yaprakların hışırtısını... Sadece benim kalbimin ritmine odaklan. Mührün ısındığı yere zihnini kaydır." Ela gözlerini kapattı. Derin nefesler alarak zihnini boşaltmaya çalıştı. İlk başta sadece kendi hızlı kalp atışlarını duyuyordu. Ancak Karan’ın ellerinden yayılan o yoğun sıcaklığa odaklandıkça, zihnindeki karanlık yavaşça dağılmadı; yerine altın sarısı bir ışık seline bıraktı. Saniyeler içinde Ela kendisini karanlık bir boşlukta değil, Karan’ın zihninin engin dünyasında buldu. Orada çam kokulu sert bir rüzgar esiyordu. Karan’ın anıları, hisleri ve koruma arzusu devasa bir okyanus gibi Ela’nın etrafını sardı. Ve o okyanusun tam ortasında, Karan’ın içindeki o devasa gümüşi-siyah kurt oturuyordu. Kurt başını kaldırıp Ela’ya baktı; gözlerinde en ufak bir vahşet yoktu, sadece derin bir sadakat ve sevgi vardı. (Karan - Zihinsel Bağ) “Beni görüyorsun Ela... Tamamen, olduğum gibi.” Karan’ın sesi kızın zihninde bir yankı değil, sanki kendi düşüncesiymiş gibi yumuşakça çınladı. (Ela - Zihinsel Bağ) “Seni hissediyorum Karan... İçindeki o büyük yalnızlığı ve beni korumak için taşıdığın ağır yükü...” Ela zihninde adımlar atarak o dev kurda doğru yürüdü ve elini uzatıp kurdun burnuna dokundu. Zihinsel alanda patlayan sıcaklık ikisinin de gerçek dünyada derin bir nefes almasına neden oldu. Ela gözlerini açtığında, Karan’ın da gözlerini açmış olduğunu gördü. Adamın kehribar gözleri nemliydi ve içinde katıksız bir hayranlık okunuyordu. "İnanılmazsın..." dedi Karan fısıltıyla. "Bir kurdun zihinsel alanına ilk denemede bu kadar derin giren bir insan... Hayır, bir Mühürlü daha önce görülmedi. S…

Bölümün tamamını WritePad'de oku