mühürlü alfa yeniden

1. BÖLÜM: Kaçışın Eşiği ve Ormandaki Karanlık

Yazar:

mühürlü alfa yeniden - zeynep ay kitap kapağı
mühürlü alfa yeniden kitap kapağı

İstanbul’un varoşlarında, rutubet kokan o dar sokakta hayat Ela için hiçbir zaman kolay olmamıştı. Ancak bu gece, hayatının en büyük kâbusuna dönüşmek üzereydi. Sokak lambasının sarı, cılız ışığı küçük odasının penceresinden içeri sızıyordu. Ela, yatağının kenarına oturmuş, elleri titreyerek sırt çantasını doldurmaya çalışıyordu. Birkaç parça kıyafet, biraz para ve annesinden yadigar kalan tek şey olan gümüş kolye... Kalbi göğüs kafesini delercesine çarpıyordu. Dışarıdaki salondan gelen bağırış çağırışlar ve devrilen eşya sesleri, zamanının tükendiğini haber veriyordu. Üvey babası Rıza, yine kumarda kaybetmiş ve içip içip eve dönmüştü. Ama bu seferki kavgası sadece alkol yüzünden değildi. Ela kapının arkasından duyduğu konuşmaları hatırladıkça ürperiyordu. Rıza, borçlu olduğu tefecilere ve karanlık adamlara Ela’yı teklif etmişti. "Kız büyüdü, borcumu kapatır," demişti o iğrenç sesiyle. Üvey annesi ise sadece susmuş, bu pazarlığa sessiz kalmıştı. Gözyaşları yanaklarından aşağı süzülürken Ela sol elini istemsizce yakasına götürdü. Sol köprücük kemiğinin hemen üzerinde, doğuştan beri var olan ve hafif kabarık duran hilal şeklinde bir doğum lekesi vardı. Bu gece o leke, sanki derisinin altında kızgın bir demir basılıyormuşçasına yanıyordu. Hayatı boyunca bu lekenin tuhaflığını hissetmişti ama bu geceki sızı dayanılmaz boyuttaydı. Sokak kapısının gürültüyle çarpılması ve Rıza’nın "Ela! Buraya gel!" diye kükremesiyle yerinden fırladı.Art ık düşünme vakti değildi. Çantasını sırtına taktı, odasının penceresini yavaşça açtı ve yangın merdivenine adımını attı. Buz gibi gece havası yüzüne çarptığında, tek bir hedefi vardı: Kaçmak. Bu şehirden, bu hayattan ve kendisini bir mal gibi satmaya çalışan o insanlardan olabildiğince uzağa gitmek. Aşağı indiğinde koşmaya başladı. Çamurlu sokakları, karanlık ara sokakları birer birer geride bıraktı. Arka sokaklardan ana yola çıktı, gecenin o saatinde şehirlerarası otobüs terminaline giden ilk dolmuşa kendini attı. Cebindeki son parayla nereye bilet bulabildiyse oraya aldı: Kuzeydeki uçsuz bucaksız çam ormanlarıyla kaplı, kasaba sınırındaki son durağa. Saatler süren yolculuk boyunca Ela başını otobüsün soğuk camına dayadı. Köprücük kemiğindeki sızı bir an olsun dinmiyordu. Otobüs sabaha karşı, sisli ve dağlık bir bölgenin kenarında durduğunda Ela aşağı indi. Burası medeniyetin bittiği, doğanın kontrolü eline aldığı yerdi. Şehirdeki adamlardan kaçarken kendini hiç bilmediği bir coğrafyada bulmuştu. Güneş henüz doğmamıştı. Siyah bir sis tabakası yeri kaplamıştı. Ela kasaba yolundan yürümek yerine, peşinde birilerinin olabileceği korkusuyla kendini ormanın içine attı. Ağaçların arasına girdikçe hava daha da soğudu. Çam iğnelerinin ve ıslak toprağın kokusu genzini yakıyordu. Yürüdü, saatlerce yürüdü. Ayakları su topladı, bacakları dalların çizikleriyle doldu. Ancak ormanın derinliklerine ilerledikçe içindeki o tuhaf baskı artıyordu. Sanki orman onu içeriye doğru çekiyordu. Aniden arkasında bir dal kırılma sesi duyuldu. Ela buz kesti. "Rıza’nın adamları mı?" diye düşündü dehşetle. Arkasını döndüğünde hiçbir şey göremedi ama hissediyordu: İzleniyordu. Birkaç saniye sonra, çalıların arasından beliren siluetler Ela’nın nefesini kesti. Bunlar insan değildi. Zifiri karanlığın ve sisin içinden çıkan devasa yaratıklardı. Bir, iki, üç... Tam beş tane dev kurt. Ama bunlar belgesellerde görülen normal kurtlara benzemiyordu; bir kütle olarak neredeyse bir kovanın boyuna ulaşan, kaslı ve tehditkar canavarlardı. Ela adımlayarak geri çekilmeye çalıştı ama sırtı sert bir çam ağacına çarptı. "Lütfen..." diye fısıldadı sesi titreyerek. "Lütfen yaklaşmayın." Sürünün ortasından, hepsinden daha iri, kapkara kürkleri olan bir kurt ileri çıktı. Ağır adımlarla Ela’ya yaklaştı. Kurdun adımlarında tuhaf bir asalet ve mutlak bir otorite vardı. Ve o an, kurdun gözleri değişti. Normalde karanlık olan göz pupilaları, birden gecenin içinde kor gibi yanan, yakıcı bir altın sarısına dönüştü. (Karan'ın Perspektifi - Zihinsel Bağ) Sınır…

Bölümün tamamını WritePad'de oku