Mühür Dokunmadan

Bölüm23

Yazar:

Mühür Dokunmadan - Peri1 kitap kapağı
Mühür Dokunmadan kitap kapağı

IŞIKTAN DOĞAN Gökyüzü sessizdi o sabah; rüzgar bile esmekten vazgeçmiş, evren nefesini tutmuş bir anın doğmasını bekliyor gibiydi. Taş duvarlı, küçük ve sıcak odada Selin duruyordu, ortada, elleri karnına hafifçe dokunmuş. Gözleri kapalıydı ama bilinci tüm varlığıyla açıktı; hazır, hem doğurmaya hem de gücünü serbest bırakmaya. İçinde hem korku hem cesaret vardı, ama cesaret ağır basıyordu. Emir kapıda dikiliyordu, gözlerinde korku yoktu. Sadece hayranlık, sessiz bir şefkat ve kalbinde sonsuz bir bağlılık vardı. Bu kadın, onun kurtarıcısıydı ama aynı zamanda evrenin kendisiydi; gücü, sevgisi ve ışığıyla her şeyi değiştirecek olan… Selin gözlerini açtı. Göz bebeklerinde mavi ışıklar titreşiyor, derin bir huzur ve derin bir güç yansıtıyordu. İçeriden Elara’nın sesi geldi, sanki göğün derinliklerinden süzülüyordu: “Şimdi zamanı geldi. Bedenin kapı, kalbin anahtar ve bu çocuk evrenin yankısı olacak.” O anda oda birdenbire parladı. Yerden göğe doğru bir enerji sarmalı yükseldi; Selin’in ayakları yerden kesilmedi ama ruhu huzurlu ve dengeliydi. Ağrısı vardı; keskin ama korkutucu değil. Bu, ışığın, onun ışığının bir parçasının doğum sancısıydı. Evrenin nefesi odada yankılanıyor gibiydi. Emir sessizce yanına geldi. Ellerini Selin’in beline koydu, ama onu tutmak için değil; onunla olmak, ona güç vermek ve enerjisini paylaşmak için. Fısıldadı, sesi sıcak ve güven vericiydi: “Seninleyim, sonsuza kadar… ve onunla da.” Bir ışık patladı, sessiz ama görkemli. Selin’in gözlerinden yaşlar süzüldü; her damla, yaşanan acı, umut ve sevginin birleşimi gibiydi. Vücudu hafifçe sarsıldığında bir sıcaklık yayıldı odada; Selin’in ışığının ağlaması duvarlarda bir tını, bir melodi gibi yankılandı. Sanki bebek ağlarken evrene teşekkür ediyordu. Selin, ellerini göğsüne doğru hareket ettirdi, ışığın içinden minicik ama parlayan bedeni aldı. Minik Kael, sıcak ve yumuşaktı; varlığı bir mucize, bir hayatın ışığıydı. Emir gözyaşlarına engel olamadı, yüzünde hem şaşkınlık hem sevinç vardı. Fısıldadı: “Bizim…” Selin, bebeği göğsüne bastırdı. Usulca, kalbiyle ve ruhuyla bir fısıltı gibi konuştu: “Adın Kael, miniğim.” Bebek gözlerini açtı. Gözleri bir gökyüzü gibiydi; sessiz, sonsuz, ama her şeyi bilen, her şeyi hisseden. Evrenin ışığını içinde taşıyan bir yansıma. Elara’nın sesi son kez duyuldu, yumuşak ama güçlü: “Ve böylece mühür tamamlandı. Dokunmadan başlayan yol, sevgiyle ışık oldu.” Odaya huzur çöktü; zaman yavaşladı, nefesler uyum içinde birleşti. Selin, Emir ve Kael; Elara’nın ışığıyla çevrili, bir çember gibi birbirine bağlı. Artık geçmiş yoktu; yalnızca ışık vardı, varlığın tamamlandığı, ruhların bütünleştiği o sessiz ama derin an… Emir ve Kael’in Yüzleşmesi Ayvera’nın büyüsü gökyüzünü kapladığında, iki evrenin arasındaki perde yırtılmıştı. Kristal evrenin saf ışığı ile Emir’in gölgeli toprakları birbirine karışıyor, her şey gri bir fırtınaya dönüşüyordu. Kael, kılıcını değil, ellerini ışıkla donatmış halde yürüyordu. O bir prens, bir savaşçıydı ama kardeşinin karşısına düşman olarak değil, insan olarak çıkmak istiyordu. Emir ise gölgenin içinde yükselmişti. Adımları toprağı çatlatıyor, gözleri artık tamamen mühür taşının gri ışığıyla parlıyordu. Ayvera’nın sesi kulaklarında yankılanıyordu: “Onu yok et. Çünkü senin kaderin bu.” Ama Kael’in sesini duyduğunda göğsü titredi. “Emir…” dedi, adı bir dua gibi dudaklarından döküldü. “Biz daha önce karşılaştık. Seninle gölün kenarında oturduk. Sen bana ilk kez sessizlikte eşlik ettin. O gün yanımda bir kardeş hissettim.” Emir’in yüzü gölgelerle örtülüydü, ama kalbinin derininde bir sızı hissetti. O günün sıcaklığı hâlâ elinde duruyordu. Ama Ayvera’nın sesi bir bıçak gibi tekrar içini kesti: “Onu hatırlama! Işık sana ait değil, o seni yok edecek.” Kael bir adım daha yaklaştı. “Hayır. Ben seni yok etmeye gelmedim. Sana dokunmaya geldim.” Gökyüzü çatladı. Emir’in gölge kanatları büyüdü, koca bir fırtına gibi Kael’in üzerine kapandı. Ama Kael geri çekilmedi. Kardeşinin gözlerine baktı; o gri gözlerde hâlâ bir çocuk…

Bölümün tamamını WritePad'de oku